Çanakkale zaferinin yıldönümünü kutluyoruz. Şehit düşen Galatatasaray Lisesi öğrencileri ile ilgili bir anı (Balıkesirden Azman dede anlatıyor)
Bir hücum sonrası bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi.
Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. Hepsi yeni askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yasta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti.
Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu.
Sıra o çocuklara geldiğinde. O cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar, birden çakı gibi oldular.
Yüzbaşı sordu. Yavrum siz kimsiniz? İçlerinden biri Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz. Vatan için ölmeye gönüllü geldik. Diye cevap verdi.
Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. "Mermi böyle basılır.
Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır. " diye. Onları karşıma alıp bir bir gösterdim.
Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik.
Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca, hep yaptıkları gibi, düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar.
Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor, bir gün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan torakla si¬perlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak gibi geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı.
Bir ara yüzbaşı "Azman.. Yandık.." diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek siperlere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar, siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı.
Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi…
Yüzbaşı "Yandık.." demekle haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi.
Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı.
Annem beni yetiştirdi, Bu yerlere yolladı.
Al sancağı teslim etti, Allah’a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi, Hizmet eyle vatana.
Sütüm helal olmaz sana, Saldırmazsan düşmana.
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı. Biraz sonra biri daha…Marş bitiyor yeniden başlıyor. Bitiyor bir daha söylüyorlar.. Avaz avaz. Gözleri çakmak çakmak.
Hücum anı geldiğinde, hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış, dişler kenetlenmiş bekliyorlardı.
O an geldi. Birden "Yüzbaşı.." "Hücum.." diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur bütün alay cephenin her yerinden fırladık.
İşte tam o anda.. tam o anda.. O çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an.. Tam o an bir makineli yavruları biçiverdi.. Hepsi sipere geri düştüler.. Kucağıma dökülüverdiler.. Onların o gül gibi yüzleri gözümün önünde gitmiyor. Hiç gitmiyor.. İşte ben ona ağlıyorum.. O çocuklara ağlıyorum..."
Ruhları Şad Olsun, Huzurlarında saygıyla eğiliyorum.
119 Ahmet Refik
64 Yusuf Cemil
131 Halit Fuat
238 Hasnun Galip
666 Mehmet Nasmi
476 Mehmet Ali
206 Cahit Osman
252 Aziz Ulvi
434 Hasan Neşet
670 Mehmet Nushet
901 Ömer Seyfettin
43 Besim İbrahim
472 Ahmet Refik
54 Agop Elmaysan
127 Mehmet Nazım
519 Hüsamettin
169 Hasan Tahsin
280 Cevdet
255 Ethem Mehmet
Ahmet Eğimli
Rıza Kemahlı
Mehmet Kemahlı
Halit Boyabatlı
S.Çavuş Şileli
hepsini rahmetle anıyoruzamin :yalvar:
Atalarımızın emanetine layıkıyla sahip çıkarız İnşallah
Saygımız sonsuz...
Değil 95,
1095 sene geçse gene unutulmayacaksınız...