Yaşam başlı başına acımasız bir rekabetin oyun alanıdır zaten. Ancak şaşırtıcı bir şekilde çoğu zaman fırsat eşitliği vardır. İşte saha, işte forma, işte top, işte seyirci, çık sahaya şovunu yap, maçı kopart, seyircinin gönlünü kazan, bunu başarabilecek kadar kabiliyetli ve özel değilsen o zaman kapa çeneni. Sen sadece işini yap, fazla şımarma, efendi ol, akıllı ol, adam ol!!! Çünkü yaratılış gereği evet aslanların keskin pençeleri ve güçlü çeneleri vardır ve hızlıda koşarlar ancak çabucak yorulur ve avdan vazgeçerler. Saldırıya uğrayan bir zebra ise gerekirse kilometrelerce hız kesmeden ve yorulmadan koşabilir. Ancak hiçbir hayvana yorulmadan koşabildiği için ormanların kralı denmemiştir o şeref aslana ait. Aslanın ve zebranın antilobun vesairenin yeri konumu ve değeri bellidir. Sosyal yaşamda insan olarak sahip oldukları karakter, kişiler hakkındaki değer yargılarımızı belirliyor olsada prensip olarak her insanı kendisi bunu mümkün olamayacak hale getirmedikçe eşit görmekteyiz. Ancak futbol sahası, kişilik, karakter teşhir edilen bir yer değil, yeteneklerin klasın ve motivasyonun teşhir edildiği bir şov yeri olarak bilinir. Bu bağlamda maçın başlama düdüğü çaldığında sahada artık eşitlik diye bir şeyden bahis edilemez. Sıradan oyuncular ve teknik ekip sıra dışı oyuncuları bir velinimet gibi bilmeli ve elbette böyle oyuncuların değerinide bilmelidir ve böyle olduğu için takımda dengeler bozulacak, disiplinsizlik baş gösterecekse kusuru yönetim ve idare şeklinde aramak gerekir. Çünkü futbol bir şov oyunudur ve bizler çil çil paraları sıradan oyuncuların nasıl deli gibi koşturabildiklerini izlemek için saymıyoruz gişelerde. Bizler o paraları topa hükmeden, bazen fizik kurallarıyla dalga geçen ve topla ve topsuz, sıradan oyuncuların asla yapamayacağı şeyleri yapabilen oyuncular izlemeye gidiyoruz. Cassio Lincoln böyle bir oyuncuydu. İlk sezonunda bacak ve baldırlarındaki morluklar gazetelere bile konu olmuştur. Tam işimize yaramak üzereyken Feldkamp hazretlerinin tipik alman statükoculuğu ile lüzumsuz kaprisleri, Skibbe’nin doğru iletişim kuramaması veya belkide basının ara gazları ile yöneticilerin yersiz ve gereksiz müdaheleleri, Bülent kaptanın ben yıldız mıldız tanımam benim bildiğim yıldız çoban yıldızıdır havaları, takıma önemli katkıda bulunabilecek bir oyuncunun kaybedilmesine neden olmuştur. Lincoln’ün canı cehenneme ben burada onu müdafaa etmiyorum, yerine aynı ayarda adam alınabilse bile ülkeyi tanıması takıma adapte olması kıl tüy derken yine bir sezon, iki sezon verim alınabilmesi kolay bir şey olmasa gerek. Lafla peynir gemisi yürümüyor ucuz sloganlarla hiçbir zaman bir yere varılmaz. Yok efendim hiç kimse Galatasaraydan büyük değildir yok herkes haddini bilmeli, bu tür cümleleri kullanan yöneticiden bi cacık olmaz. Bu tarz düşünen ve düşündüklerini bu biçimde seslendiren kişiler Galatasaray klübünün ve camiasının çapını ve potansiyelini anlayamamış kavrayamamış kompleksli insanlardır. Siz hiç, kimse Barselonadan kimse Manchester’dan kimse Bayern Münihten Juventustan daha büyük değildir, şöyle yapıcaz böyle yapıcaz diyen bir yönetici duydunuzmu??? Bu ülkemize özgü bir sonradan görmelik, altında derin kompleksler yatan şark usulü ve akılcılıktan oldukça uzak bir davranış biçimidir..Uluslarası futbol camiası hangi oyuncuya ne kadar ceza verdiğinle ilgilenmez, hangi kupanın kazanıldığı ile skor ile ilgilenir.Teknik direktöründen idarecisine kadar akıllı bir yönetim, geçen yıl Lincoln’ün Almanyadaki maçlarda gösterdiği performansı sezonun ikinci yarısınada yansıtabilmenin bir yolunu bulur, bu Lincoln denen şerefsizi zehir olsa içer,taş olsa bağrına basar, bir şekilde birine satar kurtulur, en kötü ihtimalle parasının üzerine birkaç milyon euro koyar onun görevini yapabilecek başka bir oyuncu alırdı. A Class klüplerin Teknik direktörleri bile oyunculara böylesine katı ve tepeden inme dayatmacı bir tavır koymamaktadır. Kaldıki bizimki gibi kulüplerin en büyük handikapı, B Class takımlarda klas oyuncu çoğu zaman kendisini oynadığı takım için lüks görmekte, istikrarlı bir çizgide kalabilmek için kendisini mecbur hissetmemektedir. Örneğin Real Madrit gibi bir takımda oynayan oyuncu için orası çıkabileceği en son noktadır ve ihmalkar davranması halinde kısa bir zamanda satış listesine koyulur. Oyuncu bilir ki lig maçları bile onlarca ülkede naklen yayınlanmakta ve 150 in üzerinde ülkenin futbol medyası tarafından izlenmekte ve en azından özet görüntüler yayınlanmaktadır. Bu İngiltere ligi içinde böyledir popülizminden çok şey kaybetsede İtalya ligi içinde böyledir. İki sezon önce bizim basın ulemaları, ezikbahçenin çakma Brezilyalıları nasıl oluyorda ligde sefilleri oynarken Avrupa maçlarında iyi performans gösteriyor uzun uzun buna kafa yormuşlardı.