Galatasaray Bölümü > Futbol

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)

(1/6) > >>

İsmail Demir:
Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)




Bizim ülkemizde Devrim denilince genelde insanların kafasında siyasi öngörüler oluşur

Peki Gerçekten Devrim nedir?

"Farklı bir sistem,farklı bir kültür farklı bir anlayış"

Futbolun Teknik Direktörlük anlamında devrimini gerçekleştiren kişi ise henüz 9 yaşında kendisine hediye edilen futbol ayakkabısı ve Ajax forması ile futbola merak sarmış bir mucit

Rinus Michels!

Ondan önce ne Ajax nede Hollanda vardı piyasada.Şu sıralar izlediğiniz Estonya,Andorra’dan farksız,çıktıkları 20-30 maçtan sadece 1-2’sini kazanabilen sıradan bir takımdı

1965 yılında Ajax’ın başına geçtiğinde tüm Hollandalıların gerçekleşmek üzere olan Devrimden habersiz şaşkın ve anlamsız bakışlarından sonra futboculuk döneminde ki akıl Hocası! Jack Reynolds’dan öğrendiklerini uygulamaya başlar

Felsefe bellidir..."Tüm oyuncular birden fazla mevki de oynayabilmeli"

Bu kafa karıştıran laf o zamanlar o kadar anlamsız gelmiştir ki Ajax’ın efsanevi futbolcusu Barry Hulshoff "Hocamızın ne yapmaya çalıştığını anlamakta zorlanıyoruz" demiştir

Michels’e göre Total Futbol bir sistem değil İtalyanların catenaccio’su gibi bir Felsefeydi

Herkes birbirinin yerini alacak,oyuncular saha içinde dönerek oynayacak ve mümkün olduğunca top bizde kalıp rakipler sinirden çıldıracaktı

1.Heinz Stuy ,2.Schilcher ,3.Wim Suurbier ,4.Velibor Vasovic ,5.Ruud Krol ,6.Arnie Mühren ,7.Johan Neeskens ,8.Swart ,9.Gerry Mühren ,11.Piet Keizer (Kaptan) ,12.Horst Blankenburg ,13.Barry Hulshoff  ,14.Johan Cruyff ,15.Arie Haan ,16.Johnny Rep

Bu efsanevi kadro yıllar sonra gerçekleştirecekleri devrimden habersiz sadece hocalarını anlamaya çalışıyorlardı

Yıllar geçiyor ve bu futbol profesörü düşündüklerini,hayal dünyasını futbolcularına aşılıyor ve Total futbolu deyim yerindeyse "iliklerine kadar hissetmelerini" sağlıyordu

28 mayıs 1969...Yer Santiago Bernabeu...

İtalya’da Torino’nun tüm çabalarına rağmen hegemonyasını ilan etmiş Milan’ın catenaccio’su ile Michels’in Total futbolu karşı karşıya gelmiştir.Kazanan Milan oldu fakat herkes derin ve sessizce ilerleyen devrimin kokusunu almaya balamıştır

2 yıl sonra kazandığı Şampiyon Kulüpler kupası ile Devrim resmen ilan edilmiştir

Bu devrimin gerçekleşmesinde ona en çok yardım eden 2 isim vardır

Johan Neeskens ve Johan Cruyff!

Nitekim Michels’in Barca macerasında 2 sene rötarlı da olsa yanına götürdüğü bu 2 isim Barcelona’ya büyük başarılar kazandıracaktı

74 yılında ise Sarı faresi cruyff ve Komutan Neeskens ile Dünya Kupasını kazanmak için Hollanda Milli takımında buluştular.Herkes Hollanda’nın inanılmaz futblunun sırrını çözmeye çalışırken portakallar kendilerini finalde Federal Almanya karşısında bulur

Tam 80 saniye boyunca topa dokunamayan beckenbauer ve Müller’in Almanyası,bunun sonucunda da Neeskens’in attığı penaltı golü ile 1-0 geriye düşer

Fakat o zamanlar Futbol 11 kişi oynanmakta ve sonucunda Almanya kazanmaktadır

Nitekim Hollanda’nın inanılmaz futboluna karşın Yunanistanvari oyunuyla Almanlar bu deyimi birkez daha gerçekleştirmişti

Michels’in maç sonucu açıklaması ise "Bugün futbol kaybetti" olur

Bu futbol filozofu Kendisine verilen "Yüzyılın Teknik Direktörü" ünvanını da gerçekleştirdiği devrimle sonuna kadar haketmiştir

Yıllar sonra Michels’den öğrendiklerini vasiyeti gibi aklında tutan Cruyff şu açıklamaları yapar

’’Bir forvet olarak gerekli durumlarda sol bekte oynamam istenirse, bir sol bekin tüm yapabildiklerini yapmalıyım. Şu soruların yanıtlarını bilmeliyim: ’Mevkiimi mi korumalıyım?’, ’İnsanların açıklarını kapamaya mı çalışmalıyım?’, ’Birilerini geçmeye çalışmak, sorumlu bir hareket olur mu?’, ’Ya da topu tribüne mi vurmalıyım?’ Ve hücumda Ruud Krol oynuyorsai benim belli görevlerimi biliyor olmalı. ’Topu kovalayacak mı?’, ’Yoksa, biraz daha geri mi gelmeli?’ İşte, bu yüzden herkesin taktik ile ilgili konuşmalarımızı dinlemesi çok önemli. Michels, sağ bek ile ilgili konuşurken sol açığın uykuya dalma hakkı yoktur!’’

Nitekim hocası Michels’in izinden gitiği yolda yalnız değildir

Frank Rijkaard!

Barcelona’ya gelme sebeplerinin başında Cruyff’u gösteriyordu

Gedikten sonra ise Hocasından öğrendiklerini yavaş yavaş uygulamaya başlar.

Antremanlarda Tüm oyuncuları iple birbirine bağlayıp ortada takımın beyni ile birleştiren Frank,Toplu Hucüm Toplu savunma mentalitesini oyuncularının beynine kazır

İlk başlarda küme düşme potasında kalan Barca felsefenin oturmasıyla Hem ligde Hemde Şampiyonlar Liginde fırtınalar estirir ve alınmadık Kupa bırakmaz

O da Hocası gibi bir devrim peşindedir.Hatta bu yolda o kadar kararlıdır ki barcelonadan sonra Milan ve Chelsea’den gelen teklifleri "Benim felsefeme uygun değil" diyerek reddeder

Bir Futbol Filozofu Rinus Michels’in talebeleri şimdi Galatasaray’da ve bir devrime hazırlanıyorlar

Rakipler ne kadar zayıf olursa olsun Son birkaç maçtır inanılmaz bir pas yüzdesi ile oynamamız(Dün ki maçta %75),hucüm oyuncularının alışmadığımız şekilde defansda görülmeleri,oyuncuların teknik heyete duyduğu saygı Derwall’den sonra yeni bir devrimin ayak sesleri gibi

Rinus Michels 2005’de öldü ancak onun öncüsü olduğu devrimin izleri şimdilerde öğrencileri ile Galatasaray’da hissediliyor

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)


Yurdal Ay

İsmail Demir:
Bölüm-2: Total Futbol’un tarihi
Önceki yazıda bahsedildiği üzere şuan da başta Barcelona olmak üzere Ajax,Chelsea gibi birçok avrupa kulübünün uygulamaya çalıştığı Total Futbol’un ilk mucidi Rinus Michels demiştik

Total futbol aslında tam bir dizilimi olmamakla birlikte 4-3-3 şeklinde daha kolay uygulandığı düşünülür.Çünkü bu yapıda Felsefenin gereği olan "sahayı enine ve boyuna tam olarak parselleme" ilkesi daha açık ve net benimsenir

Birçok futbol düşünürüne göre aslında Michels’den önce de bu felsefeyi benimseyen bir takım vardı...

Kocsis ve Puskas’lı Macaristan



50’li yıllarda fırtına gibi esen fakat kupa kazanamayan Macaristan’ın gerçek dizilimi 4-3-3 değil 4-2-4’tür.Ancak başta da dediğimiz gibi Total futbol da dizilimin önemi yoktur.Hele hangi oyuncunun hangi mevkide oynadığının hiç önemi yoktur

Bir diğeri ise Arsenal’in efsane Menajeri Chapmann tarafından ofsayt kuralının değişmesiyle uygulanmaya başlanmıştır.İlk başlarda WM sistemi ile başlayan bu dizilim daha sonra yerini 4-2-4’e bırakır

Zamanla günümüz futbolunda olduğu gibi, ortasahaların kıymeti arttıkça 2’li olan ortasaha 3’lü hale döner ve Total futbolun baştacı "pas sirkülasyonu" daha garanti altına alınmış olur

Chapmann’dan esinlenen Sir Alf Ramsey’li İpswich Town benzer sistemle 3. Lig’den 2. Lig’e yükseldi. Ertesi sene 1. Lig’e yükseldi. Ertesi sene 1. Lig şampiyonu oldu ve ertesi sene Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazandı. 3. Lig’den aldığı bir takımı zirveye taşıdığı için İngiliz Milli Takımı’nın başına getirildi

30 Temmuz 1966...Yer Webley Stadı

İngilizler Ramsey yönetiminde Dünya Kupası Finalinde Batı Almanya ile karşılaşır.Uzatmalara giden maçta Ramsey’in İngiltere’si kendi evlerinde düzenlenen dünya kupasında Kupaya uzanmıştı



Bu İngilizlerin Tarihte aldıkları ilk ve tek Dünya kupası olacaktır

Yani İngilizlerde Total Futbolun ekmeğini yemiştir...

Bu felsefenin ekmeğini yiyen her ülke/takım’ın uyması gereken tek Kural vardır...Disiplin

Michels,disiplin konusunda asla taviz vermez ve "savaş" olarak gördüğü futbolda kazanabilmek için herşeyi mübah sayardı

Öyleki;Ajax takımındaki ilk yıllarında hava toplarından nefret Swart sonraki yıllarda takımının hava sahasına giriş izni vermeyen bir Kuleye dönüşecektir

Bu sistemi ülkemizde uygulamaya çalışan nadir Teknik adamlardan birisi ise Ersun Yanal’dır.Pas anlayışını eksik kursada 2002 senesinde Gençlerbirliği takımının kondisyon ve sahaya yayılımı ile göz doldurduğu hatırlanmaktadır.

2003 yılında Bjk ile oynadığı Türkiye Kupası maçını 4-3 kazandıktan sonra eski hakemlerden Erman Toroğlu’nun yorumu şu şekildedir...

"gençlerbirliği defansını sayıyorum 10 kişi, ortasahayı sayıyorum 10 kişi, forvet hattını sayıyorum 8 kişi, e futbol takımı 11 kişi degil mi?"

Ancak ilerleyen haftalarda kondisyonu düşen oyuncular,gerek sahaya dağılım gerekse pas sirkülasyonunu sağlayamayıp düşüşe geçer...

Pas Sirkülasyonunun temeli ise takım arkadaşınızın bir sonraki hamlesini ezbere bilip ona göre sahaya dağılmak

Belki de Rijkaard’ın barcelonasının sezonun ilk devresinde küme düşmemeye oynamasının sebebi de, Kondisyonun ayarlanması ve oyuncuların birbirlerinin bir sonraki hareketlerini ezberlemeleri ile oturacak sistemin biraz zaman almasıydı...

Şimdilik bu kadar:)

Yarın maçtan sonra "Barcelona-Rijkaard-Galatasaray" konusu ve görüntülü yorumlarla devam edeceğiz

Zaman ayırıp okuyan,yorumlayan herkese Saygılar,Sevgiler...

Yurdal AY

İsmail Demir:
Bölüm-3 "Barcelona-Rijkaard-Galatasaray"
2.Bölüm içerisinde Rijkaard Barcelona’da iken takımın düşüşünün sebeplerinden bahsetmiştik.Yine kıaca özetlersek bunun nedenleri;

Kondisyon yetersizliği,Alışma süreci ve Sistemin farklılığı

Dikkatle inceleyecek olursak,Total Futbol’u benimseyen ve başarılı olan takımaların altyapılarına verdikleri önem hepimizin dikkatini çekmiştir

Barcelona,Ajax,Porto...Ve daha nicesi

Çünkü bu sistem öyle 1-2 ayda aşılanacak kadar kolay değil.En başta oyuncuların saha yerleşimi ve pas organizasyonları,kademe anlayışı gibi nitelikleri önceden öğrenmesi gerek

Nitekim Barcelona’nın ilk kadrosuna baktığımızda;

Ronaldinho,Guily,Marquez ve bir nebzede olsa Deco’nun sisteme yabancılık çektikleri ve alışma sürecinin buna bağlı olarak uzadığını görebiliriz

Şimdiki kadroya bakacak olursak;

Messi,İniesta,Pique gibi altyapıdan çıkan oyuncular ile böyle bir sorun yşamadıkları aşikar

İşte bu sebepledir ki Altyapımıza da Hollanda Ekolü(Total Futbol) getirilmeye çalışılıyor

Şimdi birazda Barcelona takımını inceleyerek eksiklerimizi gözlemleyelim(Resimlerin bazıları Spox’dan alıntıdır)



İlk resimde Barca’nın sahaya dağılımını görmekteyiz.Tandem olarak adlandırılan 2 stoper en geride,Defansif Önlibero Emniyet amaçlı hemen önlerinde,2 sağbek ise olabildiğince açılmış durumda.Bu hem dağılım hem oyunun her alanını kullanmaya yardımcı,hemde stoperlerin topla daha rahat çıkarak Önlibero üzerinden 2 Ortasaha(Xavi-İniesta) ile kolayca birleşmelerini sağlayacaktır.Öndeki ikilinin Top almak için ne kadar yakın oynadıklarına Dikkat!

Talinn maçında sahaya yayılımımıza bakarsak;

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)

Bekler mümkün olduğunca açılmış ve Stoperler en geriden olabildiğince tek pasla çıkmaya çalışıyor.Görünüşte bir sorun yok gibi ancak Topla buluşan Ayhan’dan pas alması gereken Arda şuan ekranda yok.Çünkü Arda geçen seneden kalma alışkanlıkla Forvetin hemen Arkasında Sol çizgiye yakın bir yerde pas bekliyor.Yani çift sol açıkla oynuyormuşuz gibi.Olması gereken yer ise Orta yuvarlağın rakip ucu.En gerideki Talinn’linin olduğu yer

Aşşağıda olduğu gibi


Barcelona için "Pas" kelimesinin ne kadar önemli olduğunu açıklamaya gerek yok sanırım.Esas mentalite saha içinde 3’genler kurarak hızlı ve tek paslarla topu tehlike alanına taşımaktır

Bunu ne kadar iyi yaptklarını aşşağıdaki linkte görebiliriz
Üçgenlere Dikkat! Küçük | Büyük

Defanstan ileri alana taşınan top,Hedef santraforun da geri gelmesi ile dikine oyuna veya atağın kanatlara taşınmasını sağlayacaktır



veya bizdeki Hali ile Baros’un Kanatlara gelip Arda-Ayhan(Elano) ikilisinin içeri katetmesini kolaylaştırır

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)

En önemli konu ise Üçgenler.Defanstan başlayıp(Stoper-Stoper-Önlibero) ileri  doğru giden(Önlibero-Ortasaha-Ortasaha) daha sonra kanattaki oyuncular ve Forvet ile giderek artmaktadır




Tabiki forvetin boşalttığı alanlara da Ortasaha ve ikinci forvetlerden koşular olacaktır



Burda da Baros’un boşalttığı alana Arda’nın koşu yaptığı gibi.Nitekim pozisyon da Keita’nın golüyle sonuçlanmıştır
Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)

Peki rakip kapanırsa???



Burda ise tüm oyuncular defans arasında sıkışmış ve katı bir savunma uygulanıyor.Ortasahadaki ikiliden birinin yapması gereken ise...



Top defanstan çıkan veya 2. ortasaha olarak atağa katılan oyuncuya aktarılır ve rakibin etkili defansı esnetilerek oyuna genişlik kazandırılır

Ve tabiki dönerek oynamak...Michels’in bahsettiği "Her oyuncu her mevkide oynayabilmelidir" sözünün dayandığı nokta

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)

ve bunu en güzel uygulamamız:)

Arda’nın korner çizgisine çekilmesiyle ve onun boşalttığı alana Kewell’ın koşusu...Sonuç?))Gollll

Defansif olarak Hucüm oyuncularının yükümlülüklerine bakacak olursak...



Top rakip bekte iken Kanat oyuncusu baskıya gelir.Burda önemli olan ise hedef santrafor’un yeri.Topu geri veya yana oynamaya karşı defans ile önlibero arasında



Top çizgiye paralel oynanır(Mecburiyetten) ve sonuç...



Olgunlaşmadan bitmiş bir atak daha...

Rijkaard Barcelonasını hatırlarsak,Sağda herkesi deli eden Oleguer ısrarı Sol kanattaki Silvinho ve Giovanni gibi hucümcu beklerin ileri çıkışlarında geride stoperlerle ve Önlibero ile defansı 4’lemektir
Çünkü o zamanki Barca’nın esas atak yönü Ronaldinho’nun olduğu sol kanattır

Şimdi ise Messi ile sol kanat ağırlıklı hucüm gerçekleştirdiklerinden arkasında D.Alves gibi hucümcu bir bek ve ters kanatta daha defansif Abidal

Yani bir nevi Hucüm ağırlıklı bölgenin tersi defansif olarak kapatılmalı

Bizde ise Hakan Balta’nın yeri garanti olduğundan ters kanatta daha seri ve ofansif bir bek olan Sabri’nin oynaması kaçınılmaz oluyor.Alpaslan ve Volkan’ın yetersiz görülmesi,Uğur’un Sabri’nin yerini (Şimdilik) alamaması da bu sisteme dayanmaktadır

Yani aslında 4’lü değil 3’lü savunma ve serbest bir bek ile oynanmaktadır.Bu sistemin Chelsea maçında nasıl uygulandığına bakacak olursak;

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz (1. bölüm)

Derin defans çizgisi,Ortasahada üçgenlerle kurulan pas sirkülasyonu ve İlerde pres ile birlikte Baskı...

Sözün özü;

Anlatması ve Okuması bile bu kadar zaman alan bir sistemin altyapıda bu felsefeyi yemeden uygulamaya çalışan oyuncularla zaman alıp bazen tökezlemelere neden olabilir

Bize düşen ise bu Devrim niteliğindeki adımın sonuna kadar arkasında durmaktır

Okuyan,Yorumlayan,Beğenen Beğenmeyen herkese;

Sevgiler Saygılar...

Yurdal Ay

ultrasaray06:
müthiş bi çalışma...iftardan önce tavla atim vakit geçirim diodum..harika olmuş...emeğinize sağlık

İsmail Demir:
Bu yazi dizisini ultrAslan forumundan Yurdal kardesimiz hazirladi. Kendisi henüz 22 yasinda. Gazetelerde boyboy yazi yazan sözüm ona futbol yazarlarindan cok daha iyi bir yazi. Böyle yazilar buldukca sizlerle de paylasacagim bundan sonra.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git