Düşüncelerim, 1-1 biten Manisaspor karşılaşması sonrası dahada netleşti. Galatasaray taraftarı'nın uzun yıllardan beri sahada oynanan futbolla bir ilgisi yok. Bugünkü maça bakalım; Futbolcular sahaya çıktığı vakit, ''Hürriyet dışarı!'' diye bağırıyordu tribünler... Maç sırasında, Galatasaray atak yapıyor, ''yönetim, futbolcu taraftar...'' tezahuratı yapılıyordu. Manisaspor, Galatasaray yarı sahasına yerleşiyor, akıl almaz bir şekilde, tribünler F enerbahçe ile uğraşıyor. Takımın gol yiyeceğini, Carrefour'un tepesinden maç izleyen kişiler anlamışken, tribünler Nevizade Geceleri'ni söylüyor... Bu olanlar, sadece bir maçlık, yada sezonluk yapılan hatalar değil, 2002 yılından beri Galatasaray Tribünleri maçla ilgisi olmayan ne kadar eylem varsa, hepsini gerçekleştiriyor. 1998 Juventus, 1999 Milan, 2001 Real Madrid maçlarını izleyen seyirciyi harika yapan, koltuğun tepesine çıkmak yada ''En büyük x reis'' diye bağırmak değildi. Tek yaptıkları rakibi ıslıklamak ve takım atağa çıktığı zaman uğultu çıkarmaktı.
Galatasaray Tribünleri'nde olumlu yönde, büyük bir değişim yaşanıyor, bunu farkındayım. Özellikle Kapalı Üst'de yeni oluşmaya başlamış, maç ile içiçe olan taraftar, tribünler için umut vaad ediyor. Fakat eski alışkanlıklarımızı sürdürmemiz, hatta bunları yeni stadımıza taşımayı bile düşünmemiz, Galatasaray için asla iyi olamaz. Ben, tribünlerde şarkı-türkü-fasıl ortamı oluşturulmasına karşıyım. Pozisyona göre tepkisini gösteren, koltuğunda oturarak, sesini bile kullanmadan, sadece ıslık çalan seyirci, Türk Telekom Arena için en faydalı seyirci olacaktır.