kesinlikle. görünen köy kılavuz istemez. ama elimizde kanıt olmadan konuşamıyoruz tabi 
Mesajlar birleştirildi: 17. Eylül 2010, 01:38:01
olimpiyat stadı dünyadaki en büyük fiyasko yapılardan birtanesidir. kimse o stadın mimar ve mühendislerini korumasın allah aşkına. oraya stadı bana yaptırsalar benim bile aklıma gelir rüzgar olayı. bu adamlar boşuna mı okul okuyorlar ya.
şu mimar mühendis geyiğini cidden lütfen bırakalım. ben devletin yaptırdığı hiçbir işte mimar mühendise güvenem. siz de hala güveniyosanız diyecek bişey yok. 100kere söyledim bidaha söylüyorum. patron ne derse o olur. mühendis de patron olmadığına göre... nekadar çok güveniyorsınız şu mühendislere. hadi teknik açıdan güvendiniz diyelim. şu korkuluk olayında falan nasıl mühendislerin dediğini kanun sayıyorsunuz. bu statta aşağı düşme riski olan gurup en ön guruptur. en ön gurubun önündeki demirleri yüksek yaparsın. arkadakileri alçak yaparsın olur biter. arkda sıradaki en kötü ihtimal bir ön sıraya düşer. hadi 2sıra düşsün. onun için de baya bi mücadele vermesi gerek. ya da arka gurubun kopup komple ileri düşmesi gerek. bunu da çk kısa demirlerle halledebiliriz. o ne öle her koltuğa deve kadar demir. bu kesinlikle rant meselesi.
yaşadığım yerde de belediye yolların sağına soluna arabalar yoldan çıkmasın diye bir de sözde bisiklet yolu adı altına demirler koydular. bütün şehre. sorna onların hepsi söküldü bir işe yaramıyor diye. kim kazandı? tabi ki RANT!!! bu demirlerin de başka açıklaması yok...
kusura bakma bir "mühendis olarak" bu söylediklerinin özellikle "mühendislik ile ilgili kısmına" katılmadığımı hemen belirtmem gerek.
tercihinize kalmış, isterseniz koca karı ilaçlarıyla yaşayabilir, üfürükçülerden medet umabilir, sahtekarların yaptığı şeyleri kullanabilirsiniz, VELİ GÖÇER lerin inşaatlarında oturabilirsiniz. hatta bilim adamlarını falan da yok sayabilirsiniz çünkü mühendisler o bilim adamlarının yöntemleriyle hesaplamalar yapıyorlar. statik hesabı diye birşey var mesela ; oturduğunuz gece mışıl mışıl uyuduğunuz yapının ayakta kalmasını sağlayan, ya da makina mühendisliği denen şey; binip yolculuk ettiğiniz otomobili düşünerek...
bu arada tebrik ederim: korkulukların tek amacının önde duran "İNSAN" ın bir alt kata düşmesini engellemeye yönelik olduğunu düşünebilmişsiniz, başka da bir kullanım amacı olamaz tabi ki, değil mi? geçmişte engelli tribünü diye birşey de yoktu mesela ? ona da ne yazık ki biraz (zorakilikten dolayı) maçası sıkmadı kimilerinin itiraz etmeye?
kendi söylediğiniz şeylerden bile haberiniz yok, çelişiyorsunuz. hem mühendisleri ne savunuyorsunuz diyerek, hem de patron ne derse o olur mühendisin ne söylediği ne yaptığı önemli değil diyerek. hangisi yanlış bir karar verin anlayalım. ya mühendise-mimara sallayın ya da partona...
bu arada siz herkesten daha iyi biliyor, hesap ediyor, ölçüyor, geçmişteki deneyimlerden yararlanıyor vs. yapıyorsunuzdur ama "yurt dışındaki bizimkiyle aynı şekilde korkulukları olan satdları" "Türk mimarlar" yapmıyor galiba ? yabancılar da yanılmışlardır zaten değil mi, bizim biraz ülke sınırlarını da aşmamız lazım çok bilmişlik konusunda, memleket de dar geliyor...
kısacası ben şunu anlıyorum ki bu stad bize fazlaymış gerçekten, hem de çok fazla. mimarinin insan(toplum) ihtiyaçlarını ve o toplumun yaşam biçimini de gözeten uygunlukta ve estetik çözümler üreten bir sanat dalı olduğunu unutmuşum. bizim hiç de ihtiyacımız yok besbelli,koltuğa bile gerek yok nasıl olsa ayakta izleniyor maçlar?(Sami Yen de adamın aşağıya düşmesinden belli, kimsenin acaba gerçekten umurunda olmuşmuydu ki) ayrıca Atatürk Olimpiyat ile bizim stadı ilişkilendirerek o stadta yapılan yanlışa bizim stadı da ortak etmek ayrı bi güzellik zaten.