“İnsanlar stadımızın açılış maçına giriş bedeli olarak belirlenen 200 liranın sadece küçük bir kısmını hak edebilmek için o törenin bittiği saatlere kadar çalışıyorlar.
Tıpkı stada “herkes” kadar, belki herkesten çok, emek veren ve stad inşaatında hayatını kaybedip, adı dahi anılmayan işçiler gibi.
Gördüm ki; ben çok sevdiğim kulübümün stad açılışına gidemezken, stada en değerli katkıları veren ve dün babasını kaybeden Mustafa Sarıgül’ün adı törende ağızlara dahi alınmazken müşterilerden bazıları stadı erkenden terk etmişti.
Hemde böylesine büyük bir güne tanıklık etmekte iken.
Ben 80′lerdeki gibi kapısında yatacak kadar çok seviyorken o kulübü, ben ve benim gibi milyonlarca amatör taraftar televizyondan bile bu mutluluğa ortak olamayacak kadar yabancılaştırılmış kulübüne.
Gördüm ki birisi çıkıp stad açılışında, akla mantığa sığmayacak şekilde, kulübün kiracılık yükümlülüklerini yerine getiremediğinden bahsetmiş.
Gördüm ki her yeri kendi şov alanına dönüştürmeye çalışan bir grup siyasetçi “samimiyetle”, “kıvanç” içinde terk etmiş stadı.
Yazıklar olsun.
Rahmetli Özhan Canaydın’a kızdık zamanında. Ama öylesine dürüst bir insandı ki açık ve doğruca konuşuyordu en azından.
Tepki, sevinç, hüzün insan içindir. Duygu ifadesidir.
Kimse insanların duygularına gem vuramaz. Duygularını insanca ifade edenleri de bu kulübün başkanı tehdit edip, hafiyeliğe soyunamaz.
Kral’dan çok kralcılarla işim yok benim.
Beni de almasın stada, o gidene kadar.
Zeytinburnu stadında maç yapalım, ama dik duralım.
O kadar profesyonel, o kadar müşteri değiliz henüz.
Yani galiba…”
ScoutGS...