söylediklerinin birçoğuna katılmakla beraber itiraz ettiğim noktayı da belirtmek isterim. eğer stadyumlar arazileriyle beraber kulüplere satılacaksa, stadyumunu kendi yenilemiş kulüplere ihtimam gösterilmesi elzemdir. çünkü o kulüpler stadyumlarını pul ile yenilemediler, bildiğin para döktüler oralara.
ben söz konusu kulüp fb olduğu için bu konuda mantığımı bir kenara bırakmam, bırakamam. bir de sadece fb değil bursaspor da aynı şekilde kendisi yeniliyormuş stadyumu. bence mantıklı olan, hakkaniyetli bir biçimde bu konunun da göz önüne alınması. gecekondu stadyum denmesine de itirazım var aslında; şöyle bir söz söyleniyor: fb gerekli izinleri almadan stadyumunu yaptı, o yüzden burası kaçak statüsündedir; neden verilmiyor peki o izinler? çünkü izinleri verecek olanlar, kulüpleri kapılarında süründürerek, bizim stadyumda olduğu gibi kulüpleri propaganda malzemesi yapmak istiyorlar. o yüzden de 'madem benim bir çıkarım yok, başkası da nemalanmasın bu işten!' deyip gereken izinleri de vermiyorlar. hatta bizim stadın geç bitmesinin yegane sebebi, bu zihniyetin tezahürüdür. diğer taraftan şehir planlaması da göz önünde bulunduruluyor olabilir ama başımıza çöreklenmiş yönetimlerin bu gibi bir kaygı güdeceğini düşünmek böyle büyük rant projelerinde, safdillik olur. bu savım için size örnek olarak, olur olmadık yerde biten gereksiz bir sürü alışveriş merkezini örnek verebilirim.
bunları yazarken amacım hakkaniyeti savunmaktı ama biliyorum ki fb'ye de diyet olarak birtakım tesisler yapılıyor. ataşehir'de toki başkanının stadyum açılışında yaptığı konuşmada inşaa ettiklerini söylediği basketbol salonu fb ülker arena, buna verebileceğim en büyük örnek. ama bu durum yukarıda yazdıklarımın doğru olduğu gerçeğini değiştirmiyor. eğer arazi ve stadyumların kulüplere satışı hayata geçer ise, bu gibi durumlar da göz önünde bulundurulmalı; yani kulüplere inşaa edilen diğer tesisler de topyekûn bu hesabın içine katılmalıdır.
Değerli Kardeşim bugüne kadar yazılı ve görsel basında hiç bahsedilmeyen çok büyük bir ayrıntıdan bahsedeyim müsadenle;
Galatasaray Kulübü Maçlarını 1920'li yılların sonlarına kadar Taksim Stadında oynamıştır. Bugünkü Taksim meydanında, The Marmara Otelinin olduğu yerde ve Galatasaray Lisesine yürüme mesafesinde olan bulunan bu stad o tarihlerde Kentsel Dönüşüm Projesi Neticesinde yıkılmıştır. Burası çok önemli bugün bu bahsettiğim bölgede küçüçük bir dükkanın bile değerinin trilyon ettiği (eski paraya göre) yerdeki Taksim Stadının %50'si Galatasaray Kulübünün Tapulu arazisiydi. Yani yaklaşık olarak 15 dönümlük bir arazinin mülkiyetinden bahsediyorum. Busata karşılığında Devlet Galatasaray Kulübüne Mecidiyeköydeki bugünkü Ali Sami Yen Stadının olduğu yeri Galatasaray Kulübüne vermiştir. Bakın üst kullanım hakkından bahsetmiyorum, tapulu araziden bahsediyorum. O zamanlar Likör fabrikasının yanında bulunan bu dutluk bahçe Galatasaray Kulünün olmuştur. Kulübümüz kendi imkanlarıyla bu sraya stadını yapmıştır. O zamanki Galatasaray Lisesi Öğrencileri bile kendi aralarında para toplamıştır. Turgay Şeren'in de ifadesine göre kendisinin bile 5-10 liralık katkısı olmuştur. kulüp kendi imkanlarıyla yaptığı için zaten stadın arazisi 1930 lı yıllarda verilmesine karşın açılışı 1960 yılları bulmuştur. O zaman ki şartlar içerisinde stadın bakımı ve onarımında zorlanan kulübümüz günümüzdeki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne benzer bir kurum olan Beden Terbiyesine başvurmuştur. Bu kurum Stadın mülkiyeti sizde iken bakımını karşılamak kurumumuzu zor da bırakır bize devrini yapmanız gerekmektedir, cevabını verir ve Ali Sami Yen Beden Terbiyesine devredilir ve Galatasaray Kulübüne üst kullanım hakkı verilir. İlk başlarda temsili bir devir olan işlem sonralarında görmezden gelinmiş vekulübe tekrar verilmemiştir.
Kısacası Sayın BAşbakan'ın bahsettiği "Galatasaray kulübünün Seyrantepe Stadında bir Allah Kuruşu yoktur sözüne karşılık diyebiliriz ki; size göre Seyrantepe stadında bir Allah kuruşumuz yoksa bile Ali Sami Yen de birçok hakkımız emeğimiz vardır. (Bu söylediklerimin kaynağı: Galatasaray Dergisi Ocak 2011 sayısındaki Ali Sami Yen Ek'indedir) Bu birinci.
Gelelim diğer bir mevzuya Başbakan'ın bahsettiği bir Allah kuruşu yoktur lafı da gerçeği yansıtmamaktadır.
Açıklamak gerekirse;
Hatırlayın bundan 15 sene evvel Faruk Süren İlk stad projesini ve maketini yaklaşık 15 Milyon Dolar gibi bir miktara yaptırmıştı.
Mevcut Seyrantepe deki stadın projesi Kulübümüz tarafından Dünyaca ünlü stad inşaat şirketi ASP'ye Sayın Mete Arat'a yaptırılmıştır. Yaklaşık fiyatını Faruk Sürenin projesine göre kıyaslayarak tahmin edebilirsiniz.
Bir diğer atlanan kısım, TOKİ ile yapılan anlaşmaya göre Stadın Loca ve Laouch gigi yerlerim yapım işleri Galatasaray Kulübüne bırakılmıştır. Stad inşatının bir an önce teslim edilebilmesi için çatının açılır kapanır kırmını yakmakla yükümlü olan TOKİ bunu Galatasaray kulübüne devretmiş ve bunun karşılığında yaklaşık 20 milyon TL turarındaki loca ve diğer harcamaları üstlenmiştir. Galatasaray kulübü de yapılan anlaşmayla stad tesliminden itibaren 24 ay içerisinde açılır kapanır çatıyı yapmak zorundadır, ve üretimi başlamıştır. Bahsedildiği gibi bu stad üzerinde Galatasay Kulübünün bir Allah kuruşu yoktur lafı gerçeği yansıtmamaktadır.
Selamlar...