Başkan Ünal Aysal'ın dergimizdeki röportajından bir kısmı
Ünal Aysal, futbolda teknik direktör, lojistik grup, futbolcular ve altyapının bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: ''Galatasaray bir holding dedik. Bu holdingde stat işletmeciliği, gayrimenkuller, sponsorluklar iletişim, yeni projeler var. Futbol bunlardan bir tanesi. Galatasaray, futbol kulübü değil. Futbol, Galatasaray içinde buz dağının görünen tarafıdır. Futbolu çok iyi organize etmezseniz, halk desteğini alamazsınız. Burada rasyonel gözükmese dahi bazı kararları almak zorundasınız. Yani bir iş adamı olarak kabul etmeyeceğiniz durumları, burada kabul etmek zorundasınız. Orada yanlış bir netice sizi daha büyük zararlara sokuyor. Mesela stat boş kalıyor, birçok gelirden mahrum oluyorsunuz. Bir futbolcuya 10 milyon avro verilir mi? Verilmez. Ama benim burada 50 bin koltuğum var. Eğer ben bu yatırımı yapmazsam; bu koltuklar boş kalacaksa ve bana bunun senelik getirisi 45-50 milyon avro olacaksa ben o futbolcuya 10 milyon avro veririm.''
''Daha uzun vadeli bir program öngörüyordum. O yüzden teknik direktörümüze ve ekibimize verdiğim taahhüt şu; biz bu seneye daha az rasyonel olmakla beraber, güçlü bir giriş yapmamız lazım. Belki ekonomik bakımdan bize ters gelebilir. Ama aklımızdaki plan ve program çerçevesinde, çılgınca değil, sahaya çok iyi bir Galatasaray çıkartmalıyız. Bu Galatasaray'ı çıkartırken de çok iyi bir karışım vermeliyiz. Sahadaki yabancı ve yerli futbolcularımızın arkalarında çok iyi oyuncular olmalı ki, sahadaki futbolcularımızın kafasında 'Ben yerimi kaybetmeyeyim' endişesi taşısınlar. Benim bir tane santrforum varsa ve o adam oynamadığı zaman ben başka mevkiden getirip orada adam oynatıyorsam, o zaman kontrol futbolcuların eline geçer ve zayıflarım.''