23. Kasım 2017, 23:53:21

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 79804 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beckham12

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 2026
  • Yaş: 30
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #80 : 25. Temmuz 2008, 13:38:53 »
Hazır değiller

Galatasaray'la iki haftadır Almanya'daydım. Kampın ilk bölümü çalışma şartları açısından gayet iyi geçti. Özellikle kamp yapılan Duisburg şehri yaz günü olmasına karşın serindi. Futbolcular bu havaları çalışma açısından çok sever. Nitekim antremanlar gayet neşeli geçti. Tek sıkıntıları ailelerini özlemeleriydi. Sanırım kampın süresi onlara bu nedenle biraz uzun geldi. Şampiyonlar Ligi ön eleme maçları yaklaştı. Herkes takımın hazır olup olmadığını merak ediyor. Ben söyleyeyim, henüz hazır değiller. Bunun nedenleri var tabii ki. İlk başta önemli futbolcular sakat. Takım tam kadro bir türlü çalışamadı. Özellikle defans bloğu hazırlık karşılaşmalarında hiç bir araya gelemedi. Servet sakat, Emre Güngör sakat ve yeni transfer Meira takımla henüz antreman yapmadı.

Meira faydalı olacak
Özellikle defans sorunu beni korkutuyor. Skibbe burada oynanan hazırlık karşılaşmalarında defansın göbeğinde genç futbolcuları oynattı. Ben Murat'ı çok beğendim ama Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında oynamayacağını herkes biliyor. Sarı-kırmızılılar iki önemli transfer yaptı. Kewell ve Meira. Kewell'da endişelerim var. Sanki sakatlıkları ile ilgili sorunları hala devam ediyor. İmzayı atıp kampa katıldığı ilk günden beri İngiltere'den getirdiği fizyoterapisti her zaman yanında. Bu benim biraz kafamı karıştırdı. Son antrenmanların birinde de sakatlandı. Araştırdım öyle sert bir pozisyon olmamış. Resmi sitede 'Dizinden sakatlandı' diye yazıldı. Meira ile ilgili beklentilerim ise yüksek. Bana göre iyi bir transfer. Takım için faydalı olacaktır. Sonuçta takım henüz hazır değil ama kaybedilmiş bir şey de yok. İkinci Almanya kampı verimli geçer, şu sakatlık kâbusu da son bulursa Galatasaray Şampiyonlar Ligi ön eleme maçına ve lige hazır olabilir
« Son Düzenleme: 25. Temmuz 2008, 13:44:59 Gönderen: beckham12 »

beckham12

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 2026
  • Yaş: 30
  • Yer: istanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #81 : 31. Temmuz 2008, 20:55:27 »
Can Birsay
SABREDEN KAZANIR!
 
 
Serie A ekiplerinden Udinese'de oynadığı dönemde çok başarılı bir performans sergileyan Morgan de Sanctis, Sevilla'ya gerçekleştirdiği yanlış transferden 1 sene sonra geri döndü ve bu dönemde sadece 7 maça çıktıktan sonra Galatasaray'ın yeni kalecisi oldu.

24 Temmuz'da saat 14:18'de yayımlanan "Galatasaray'ın yeni kalecisi" başlıklı yazımda De Sanctis'in sarı-kırmızılı ekibin kalesini koruyacağını ifade etmiştim. Galatasaray İtalyan file bekçisini alarak oldukça iyi bir transfere imza attı. De Sanctis, bugüne kadar yan toplarda dertli olduğunu düşündüğüm Galatasaray kalesinin derdine son verecek biri. Sanctis hırsı ve refleksleriyle önemli bir isim.

Yetenekli Türk kalecilerimizden Aykut ve Orkun'un Morgan'ın arkasında çok iyi pişeceklerini düşünenler yanılacak. Zira Aykut bir hazırlık maçının ardından "Chech'i alırlarsa değer" şeklindeki ifadesiyle yeni bir kaleci transferine sıcak bakmadığını belirtmişti. Ama sabretmeleri lazım.

Bu arada Aykut ve Orkun'un yetersiz kalacağını düşünenler de Galatasaray'ın geçen sezon 23 golle Süper Lig'in en az gol yiyen takımı olduğunu unutmamalı. Ama ben de Aykut'a rağmen sarı-kırmızılı ekibin Morgan de Sanctis'i alarak iyi bir iş yaptığını düşünüyorum. Udinese'de 194 maça çıkmış olan İtalyan kesinlikle uluslararası derecede başarılı bir isim.

Sevilla'daki kariyerinde Palop'un arkasında kalmış olmasına rağmen 2008 Avrupa Şampiyonası için Donadoni tarafından İtalya Milli Takımı'nın kadrosuna alınan Sanctis, 2006 Dünya Kupası'nda Lippi tarafından sürpriz bir şekilde kadro dışında tutulmuştu.

Kariyerine Serie B'de başlayan De Sanctis gösterdiği üstün performansla Juventus'a transfer oldu. Ama ilk 11 hayalleri dönemin önemli isimlerinden Angelo Peruzzi ve Michelangelo Rampulla'ya takıldı. 1999'da patlama yapacağı Udinese'ye transfer oldu. 2002-2003 sezonu İtalyan için dönüm noktası olurken, ilk 11'i ele geçirdi. De Sanctis en fazla 180 kez çıkabileceği Serie A maçından 174'ünde takımının kalesini korudu. 16 kez de Avrupa Kupalarında kaleye geçen De Sanctis, Udinese ile Şampiyonlar Ligi'nde boy gösterdi.

Mart 2005'te İtalya Milli Takımı'na çağrıldı Sanctis. İlk maçı 0-0'lık İzlanda sınavıydı. Bu maçtan 7 ay sonra Dünya Kupası elemelerinde Moldova'yı 2-1 yendikleri karşılaşmada kaleye geçti. La Liga'ya transferi ise tam bir fiyasko oldu. Palop'un arkasında kaldı ve sadece 7 maçta forma giyebildi. Ama buna rağmen İtalya Milli Takımı kadrosunda yer almayı başardı.

De Sanctis 2008 Avrupa Şampiyonası'na çağırılmayı beklemiyordu. Ne de olsa bir sezonda sadece 7 maça çıkmıştı ama Donadoni onu kadroya aldı. O da bu şaşkınlıkla, "Takım çantasını bile taşıyacak olsam turnuvaya gideceğim için çok mutluyum" dedi.

De Sanctis bir takım üyesi olmayı çok iyi bilen, mütevazi ve başarılı bir isim. Her ne kadar Aykut ve Orkun bu duruma bozulacak olsalar da, yeni takım arkadaşlarından her dersi alarak Galatasaray'a bağlılıklarını göstermeleri lazım. Sanctis de Udinese'ye transfer olduğunda yedekti ve ilk 11 için 2 sezon bekledi. 31 yaşındaki Sanctis'in arkasında sabreden kişi uzun yıllar Galatasaray'ın kalesini korur. Olaya İtalyan kalecinin gözünden bakacak olursak; Sanctis, Sevilla hüsranının ardından Galatasaray tercihini yaparak hem ilk 11'i hem de Şampiyonlar Ligi'ni cebe koymuş oldu.

12-13 Ağustos'ta Şampiyonlar Ligi 3'üncü ön eleme turu maçına çıkacak olan Galatasaray'ın 7 Ağustos'a kadar kesin kadrosunu UEFA'ya bildirmesi gerekiyor. Kewell, Meira ve Sanctis'ten sonra bir forvet ve bir sağ bekle anlaşılabilir.

Galatasaray, şikebahçe ve Trabzonspor'un gerçekleştirdiği transferler kesinlikle çok heyecanlı bir sezona doğru yol aldığımızın kanıtı. Şiketaş'ın transferleri beklenen patlamayı yapmadı ama siyah-beyazlılar hazırlık maçlarında Schalke dahil rakip tanımadan yola devam ediyor.


 

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #82 : 04. Ağustos 2008, 12:36:00 »
Yeni lider

Galatasaray’da uzun zamandan bu yana formasını giyemeyen bir futbolcu vardı; Hasan Şaş. Yani, deyim yerindeyse "efsane geri dönüyor".

Çünkü, Almanya kampında teknik direktör Skibbe, taktik çalışmalarında Hasan’ı hep "joker" olarak kullandı. Hasan Şaş da bu çalışmaların meyvelerini yavaş yavaş vermeye başladı. 1860 Münih karşısında sahada bir lider gibi hareket etti. Alışık olmadığımız bir yapıda, gerek oyun okumak gerekse oyun kurmak gibi işleri başarıyla yerine getirdi.

Malzemeye göre oyun

Skibbe, öyle anlaşılıyor ki Lincoln’den gerekli verimi alamayacağından Hasan Şaş’a bu rolü verdi. Şaş da, geçmiş yılların kaybını telafi etmek için yeni bir sayfa açtı. Hücumda bulunan Nonda ve Yaser’e duran toplarda attığı isabetli pasları göze çarptı. Arda’ya attığı 30-40 metrelik kontra toplar da, genç oyuncunun daha genç bir alan bulup oyun kurmasını sağladı.

Ben, Hasan Şaş’ın bu sezon herkese "geçmiş yılları unutun" diyeceğine inanıyorum. Çünkü, Hasan bu ışığı yaktı.

Arayıştaki Skibbe de elindeki malzemeye göre oyun kurmak istiyor. Önce defansta Emre Aşık, Meira ve Volkan’a üçlü defans yaptırdı. Sağ kanatta boşluk bırakıp önce Mehmet Güven sonra Barış Özbek’i sabit defans düşüncesinin dışına attı. Orta alan kalabalık olsun diye bu ikiliye o görevi verdi. Ancak hücumdayken defans eksik kalıyor, açık veriyor. Skibbe ikinci yarıda Sabri’yi oyuna alıp, sağ kanada monteledi. Alman hocanın elinde bir sürü futbolcu var. Kısa zamanda bakalım nasıl bir oyun planı uygulayacak, onu da zaman gösterecek.

Frikikleri kimler kullanacak?

Skibbe’nin bir başka sıkıntısı ise, rakip alanda kazanılan en kritik noktalardaki serbest vuruşları kimin kullanacağını henüz belirlememiş olması. Skibbe’nin sorunları elbette ki bunlarla bitmeyecek. Geniş kadroyu aza indirmek isteyecek. Kimlerin gideceğine kimlerin kalacağına yine o karar verecek. Örneğin Galatasaray’da şu anda 3 hücum adamı var. Bir tane daha almak istiyorlar. Skibbe’nin gerçek sıkıntısı bu mudur? Bunu da zaman gösterecek.

İlhan Söyler / http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9577091.asp?yazarid=59&gid=61&sz=7829

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 704
  • Yaş: 31
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #83 : 10. Ağustos 2008, 02:16:18 »
Golü kim atacak?
08.08.2008
Şu an için Galatasaray’ın en hayati konusu Şampiyonlar Ligi’ne girebilmesi. Gerisi palavra...
3. Ön elemedeki rakibi ise; Stava Bukreş.
Transferi falan bir tarafa bırakın. ARTIK ÜMİDİ KESTİM. Olursa da yine bir Barousso bulurlar... İşin garibi, önümüzdeki Çarşamba, yani beş gün sonra Bukreş maçı var. Bundan sonra Cristiano Ronaldo’yu alsan ne yazar! Takıma uyumu dahi olmaz. Bukreş’e karşı oynayamaz.
 
 
Bursaspor Stava'dan iyi gibi...
Çok tempolu bir maç seyrettim dün akşam. Ama oyuna tempo veren taraf Bursaspor'du. Bu sene Sivas'ın yerini Bursaspor alırsa kimse şaşmasın. Samet Aybaba mükemmel bir takım kurmuş, izlerken keyif aldım.
Bursaspor, Galatasaray'ın rakibi Stava Bukreş'ten daha iyi bir takım gibi geldi bana...
Bir kere;
Bursa çok koşuyor, iyi yerlere koşuyor.
İyi mücadele ediyor, ayakta kalıyor.
Alan değiştiriyor, çabuk çoğalıyor.
Kalecileri İvankov'u neden almamış ki Galatasaray...
Bursa'nın yeni yabancıları da taş gibi. Neden bunları Galatasaray bulamıyor derseniz?
No comment!
 
 
Gol için acı reçete yok!
31. dakikada Bursaspor 8. kornerini atarken Galatasaray'ın daha tek korneri yoktu!
32'de ilk korneri Hasan Şaş attı...
Galatasaray'ın gol atakları saman alevi gibi daha parlarken sönüyor. Gol tesadüflere kalmış. Takımın belli bir etkin atağı ya da gol için acı reçetesi yok!
Bekle ki Ümit Karan düşmeden ayakta kalsın, artistik bir vuruş yapsın gol olsun... O gol onu üç ay idare etsin...
Bekle ki rakip kaleci topu elinden kaçırsın, Nonda golü boş kaleye atsın. Anladın sen onu!
Son zamanlarda boş kaleye de atamıyor ya...
Şimdi ben nasıl derim bu takım Stava'yı yener diye...

 
 
Galatasaray'ın gol horozu daha ötmedi
Ancak gol atmamanın tek sorumlusu da ileri uçtaki Nonda ve Ümit Karan değildir.
Onlara pozisyon hazırlayanlar da havyar keser konumda... Hiçbir şey yapmıyorlar ki... Biraz Arda hepsi o!
Sabri de bir alem elli metreden çatala takmaya uğraşıyor, en olgun ataklar ölüyor...
Galatasaray'ın orta alan filosu seçkin ve becerisi yüksek oyunculardan kurulu. Mehmet Topal, Arda, Hasan Şaş, Ayhan, Barış, Aydın, Mehmet Güven, Sabri, Linderoth, Lincoln, Kewell... Dört kişilik mevkide 11 kişi var ama vur birbirine bir sonuç çıkmıyor.
Bunların son üçü de sakat!
Linderoth, Lincoln, Kewell...
İçinde su olmayan hamam kurnası bunlar... Ne işe yararlar belli değil!
Ötekiler de hala ilk 11'in vazgeçilmezi gibi oynamıyorlar.
O halde kabahatin büyük bir kısmı da Skibbe'de.
Hala Şampiyonlar Ligi'ne girebilecek bir takım yaratamadı.
Oyuncu denemekten bıkmadı.
Yahu şunun şurasında beş gün kalmış Avrupa maçına hala adam deniyor bu Skibbe!. Bilmiyor ki adam olacak çocuk derhal belli olur!
Skibbe de benden kırık not alıyor.
Huyum kurusun böyle keskin konuştuğum vakit birileri bana kırılıyor ama yetti be birader. Bekle, bekle, bekle sabah oldu! Hala Galatasaray'ın gol horozu ötmedi!
Gol olmazsa nasıl tur gelir?
Önemli olan Şampiyonlar Ligi, bizim ligde nasıl olsa birkaç haftaya kadar toparlarsın.
 
 Hasan tek top oynuyor ama kafası da tek fazda kalmış!
Biz Galatasaray'a dönelim.
Galatasaray'ın elinde çok iyi bir kadro var. Skibbe ondan randıman alamadığı için takım bocalıyor. Skibbe hala kanatları oturtamadı. Orta alandan çıkışları düzene sokamadı.
Hasan, Arda, Mehmet Topal, Barış, Aydın... Kimde var bunlar?
Ama Skibbe de başka takımda yok!

Hasan'dan çok ümitliydim bu sene. Hatta uzun zamandır Hasan için bir yazı yazayım diyordum ama bir türlü elim varmıyordu. Neden? Dün gece yine vaz geçtim yazmaktan. Hasan kendini kontrol edemiyor. Ona güvenim bir türlü tam olamıyor. Daha öğrenecek vakti de yok. Olmuş 32, hala rakiple, hakemle uğraşıyor. Kızdım. Oysa Hasan Galatasaray'a hem kaptan hem etkili bir gol silahı olur. Tek top oynamaya da başladı ama kafası hala tek fazda kalmış!
Hal böyle giderse Galatasaray zor gol atar.
Bunun da sebebi golcünün olmaması değil, takımın gole dönük üretim eksiğidir.
Galatasaray daha kıvamına gelemedi ama Bukreş maçı geldi kapıya dayandı.
Endişem bu yüzden!

Bunları net bir şekilde saptamamın sebebi son Bursaspor maçıdır.
Galatasaray yine çok iyi mücadele etti ama yine oturmuş bir kadro göremedik.
Barış ve Sabri hala yarımşar devre sağ bek... Fesüphanallah!
Meira niye yok!
Emre Aşık iyi ama esas çocuk değil...
Tek kazanç Servet. Sakatlığı geçmiş yine cengaver.
Orta alan yine kopuk kopuk...
 
 
Yedek kaleci Sanctis'i de gördük!
İkinci yarı oyuna girerken arkadaşlarıyla el teması çok iyi. Kendine güveni fazla ki herkesle samimi ve ‘haydi arkadaşlar' diye omuzlara vuruyor... Bunlar güzel.
Yandan gelen orta-şut karışımını kurtarışı çok iyi. Topu takibi ve rakibi kontrol edişi benden tam puan!
Ancak; bir ara sağ taç çizgisine kadar gereksiz bir şekilde açıldı. Bunu bizim Aykut yapsa derhal;
‘ya! acele bir kaleci bulun bununla olmaz!
Demez miydik?

Tekrar ediyorum;
Galatasaray iyi kumaş ama hala patron biçilemedi!
Bukreş maçı zor geçecek

OSMAN TANBURACI(sporx.com)
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

luckys

  • Cezalı
  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 163
  • Yaş: 35
  • Yer: ankara
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #84 : 10. Ağustos 2008, 23:06:06 »
Ahmet Çakır - Zaman - 20.07.2008
Hakan Şükür ve aklın iflası

Haftalardır Hakan Şükür hakkında bir şey yazmamaya özen gösteriyorum.
Çünkü o zor bir dönemden geçiyor ve sükunete ihtiyacı var... Ayrıca onun gibi futbol tarihimize damga vurmuş bir oyuncunun bırakması sırasında haliyle çeşitli sarsıntılar yaşanır. Yani Galatasaray'ın onunla devam etmek istemeyişi, başka kulüplerden gelen transfer önerileri, Hakan Şükür'ün bunlarla ilgili düşüncelerinin gündem oluşturması doğaldır.

Bu durum önümüzdeki günlerde de sürecektir. Gelgelelim, onun önce Cumhurbaşkanı, ardından da Başbakan'la görüşmesinin ardından yapılan yorumlar, ortaya konan varsayımlar insanı dehşete düşürüyor. Üstelik bunlar sadece haber olsun diye yapılan spekülasyonlar olarak da kalmıyor. Örneğin, mesleğimizin doruk noktalarında bulunmuş bir arkadaşımız Hakan'ın federasyon başkanı olma durumunu bana sordu! Yani durum gerçekten dehşet verici. Spor medyasının bir bölümünde normal insan zekasına hakaret olarak kabul edilebilecek bir yığın 'şey' çıkıyor. Şey diyorum çünkü bunlara haber demek haberin ne olduğunu bilmemek anlamına geliyor. Ancak bu kadarı karşısında artık insan pes diyor. Bu durumu, 'spor medyasında aklın iflası' olarak nitelemek abartılı olmaz sanıyorum. Normal zeka düzeyindeki her insan henüz futbol oynama aşamasındaki birinin federasyon başkanı filan olamayacağını, belediye başkanlığı için de insanların çok daha değişik niteliklere sahip olması gerektiğini kestirebilir.

Bu tür görüşler ileri sürenler ülkelerine de hakaret ediyorlar! Burası ilkel bir Afrika kabilesi değil. Federasyon ya da belediye başkanlıklarına insanların nasıl gelebileceklerine ilişkin süreçler, kurallar ve gelenekler var. Örneğin, Hakan Şükür'ün federasyon başkanı olması için en az 10 yıllık bir süreye gereksinme duyacağı ortada. Üstelik bu süre içinde o konuyla ilgili işler yapması, örneğin kulüp ve federasyon yönetim kurullarına girerek deneyim kazanması şart. Tersinden giderek de bu durumu rahatlıkla anlayabiliriz. Bir an için onun gerçekten federasyon başkanı 'yapıldığını' düşünelim. Bunun oluşturacağı sorunların kısa sürede bir kaosa dönüşmesi ve onun da deneyimsizliği yüzünden yapacağı hatalar sonucunda birkaç ay içinde arkasına bile bakmadan kaçacağını kestirebilmek çok mu zor? Adapazarı gibi zorlu ve sorunlu bir kentin belediye başkanlığını siz eğlence mi sanıyorsunuz? Hakan Şükür'ün ünü ve popülaritesi bu sorunların çözümünde nereye kadar etkili olabilir? İşin aslı şu: Hakan Şükür, Euro 2008 sırasında sessiz kalarak üzüntüsünü kendi içinde yaşamayı ve taşımayı başardı. Ancak sonrasında biraz ortalıkta görünme isteği duydu. Onun gibi yaklaşık 20 yıldır sürekli doruklarda yaşayan biri için de bunu normal bir psikolojik ihtiyaç olarak görmek gerekir. Onun şu anda neler yaşadığını anlayabilmek için daha önce o çaptaki başka oyuncularla ilgili bir sorudan yardım isteyebiliriz: Siz hiç Hakan Şükür oldunuz mu?

Rıdvan Dilmen haklı

Onun konuyla ilgili tepkisini gördüğümde benden önce davrandığını düşünmüştüm. Rıdvan Dilmen büyük takımların yeni sezon öncesindeki durumlarını değerlendirirken, hazırlık kamplarından gelen birtakım 'standart haberlere' tepki göstermişti. Falan hoca oyuncuların pestilini çıkarttı, filan hoca bu sezon bizi tutamazlar dedi, oyuncular bu sezonki kampın harika geçtiğini söyledi türünden 'laflar' bunlar. Laflar ama kimi zaman habersizlikten sayfalarda palamut gibi yer alabiliyor...

Dilmen, tepki oluşturabilecek sözler etmekten özellikle kaçınan biri. Yorumcu olarak gerekli ilgiyi zaten gördüğünden, bunun dışındaki birtakım saçmalıklarla ilgi çekmeye filan çalışmıyor. Üstelik söyleyeceği en sert sözleri bile kadife birtakım örtülerle sarıp sarmalamayı çok iyi beceriyor. Örneğin, Yıldırım Demirören'in kulübünü ne kadar kötü yönettiğini söylemeden önce, onun nasıl bir Beşiktaşlı olduğunu ve kulübüne katkılarını belirtmekte yarar görüyor. Ondan sonra 'yapamadı' diyor. Bu özenine karşın Dilmen'in sözleri tepkiye yol açtı. Akşam'da Alaettin Metin arkadaşımız olaya sağlam bir noktadan girdi. 'Önce gel, bu kamplarda haber peşinde koş, ondan sonra konuş' anlamında sözler etti. Elbette ki haklıydı ama Rıdvan Dilmen'in söylediği bu değildi.

Ardından TSYD'nin de bu konuda tepkisinin söz konusu olduğu bana sözlü olarak ifade edildi. Ancak bu kadarının fazla olacağı kanısındayım. Çünkü işin özünde Dilmen haklı. Kamplardan da başka yerlerden de çok fazla 'standart' haber geliyor. Muhabir arkadaşların sahici haberlere yöneltilmesi konusunda hepimize görev düşüyor. Dilmen de bunun için bir kıvılcım çakmış oldu.

Gurbetçinin 'öldüren' sevgisi!

Takımlarımızın yurtdışı maç ve kamplarında yaşanan durumlar daha sık gündeme girmeye başladı. Daha önce Milli Takım'ın hazırlık kampı sırasında yaşanan durumlar bugünlerde sık sık tekrarlanıyor. Gurbetçi taraftarlar, takımlarına ve futbolculara duydukları sevgiyi gösterme konusunda kural tanımıyorlar. Bu da kaçınılmaz olarak birtakım tatsızlıklara yol açabiliyor.

Bu durumun oluşturduğu sıkıntılara biz de sık sık tanık oluyoruz ve gurbetçiler genellikle şöyle dert yanıyor: Ağabey, şu kadar kilometreden buraya geldik. Bir imzayı ya da fotoğraf çektirmeyi bize çok görüyorlar! Yani durum onlara böyle görünüyor. Buna karşılık kulüp yöneticileri, teknik adam ve futbolcular bu tür isteklerle baş etmenin olanaksızlığından yakınıyor. Taraftara gerekli ilgili göstermeleri halinde çalışmak için 1 dakika bile zaman bulamayacakları belirtiliyor.

Bu bakımdan, gurbetçi taraftarların sevgisi biraz 'öldürücü' bir boyut kazanabiliyor. Onlar ise bunu asla kabullenmek istemiyor. Yaşadıkları toplumda kurallara uymanın ne kadar önemli olduğunu biliyorlar. Ancak Türklerin bulunduğu ortamlarda bu kuralların o kadar da önemli olmadığını düşünüyorlar. Bu kapsamda işlerin daha kötü bir noktaya doğru gittiği gözleniyor. şikebahçe otobüsünün camlarının kırılması orada, bildiğim kadarıyla ilk kez yaşanan bir olay. Bunu yapanın Galatasaray formalı biri olduğu yolundaki ifade herkesi rahatlatıyor... Allah selamet versin!
 
HANGİ SEVDADAN GALİP ÇIKTIK Kİ YÜRÜYORUZ SESSİZ VE KEDERLİ NEVİZADE GECELERİ İNLETİYORUZ HEP ÇIKIŞINDA İSTİKLAL CADDESİNİ

toxic

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #85 : 14. Ağustos 2008, 11:53:28 »
Korkak

Lafı baştan söyleyeyim: Skibbe tam bir korkak. Takım kadroları elimize geldiğinde gözlerime inanamadım. Tam 4 stoper! Tekrar baktım, gözlerimi oğuşturdum ama nafile. Takım kadrosunda yazılanlar doğruydu, baskı hatası da yoktu. Servet, iki Emre, Meira. Hakan Balta ile beş defans oyuncusu. Bize Barcelona çıktı da bizim haberimiz mi yoktu acaba? Çok savunmacıyla iyi savunma yapılır kuralı yıkılalı yıllar olmuş, gol de atmamışız. Galip gelmemiz lazım ama sahaya çıkan takım şaka gibi. Sabri, Ayhan, Barış gibi safkan orta sahalar kulübede otururken, Meira'dan oyun kurması bekleniyor. Tüm bu olan biteni alt alta, üst üste, yan yana yazdığımda denklemin sonunda eşittir Skibbe tam bir korkak. Hangi takımın hocası olduğunun farkına varamayan, hangi tarz bir mücadele içinde olduğunu anlamayan bir korkak. İlk onbeş dakikada manzara ortaya çıktı. İki şok gol stajyer Alman'ın aklını başından aldı. Galatasaray'ın üst üste beş pası 20. dakikada yaptığını diyeyim rezilliğin boyutunu siz anlayın.

Bu lig Skibbe ile bitmez
Koca bir ilk yarı bir yan toptan karambol golü ve tek bir pozisyonla bitti. İkinci yarıya herkes doğru yolu bulacak, doğru değişiklikler yapacak diye beklerken tek orta saha oyuncusu olan Topal'ı çıkartıp Barış'ı alınca benim kalemim düştü. Artık o saatten sonra bu maçla ve bu hocayla ilgili teknik, taktik herhangi bir eleştiri yapma şansım kalmadı. Skor elbette önemli, bu bir Şampiyonlar Ligi ön eleme maçı. Ama kara mizah örneği bir takım çıkartıp bu kadar kötü ve kısır bir futbol oynatmaya hiç kimsenin hakkı yok. İyi oynayan oyunculara gelince... Arda, Nonda ve Hasan için güzel şeyler yazmak gerekir. Ama takımın kimyası o kadar bozuk ki oyuncularla ilgili eleştiri yapmaya da hakkımız yok. Bunun üzerine hakemin berbat yönetimiyle ilgili zaten söz bile söylemeyeceğim artık. Aha buraya yazıyorum, bu lig Skibbe ile bitmez!..

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #86 : 14. Ağustos 2008, 12:14:56 »
Turu pek sanmıyorum


Galatasaray sezona başlanabilecek en kötü şekilde başladı. 2008-2009 sezonunda oynayıp oynayacağı en mühim maçlardan birinin, belki de birincisinin Şampiyonlar Ligi’ne vize özelliği taşıması Skibbe’nin şanssızlığıydı.

De Sanctis transferinden önce, "Cech veya Buffon gelmeyecekse kaleciye ne gerek var" diyen Aykut’un yediği gol ayrı bir şanssızlıktı. Altı adet stoper özellikli futbolcu artı bir de kaleciyle sahaya çıkan Galatasaray’ın, 14 dakika içinde iki gol yemesi şanssızlıkların imparatoruydu.

Nonda’nın hatrını sormalı

Burada futbolculara veya Skibbe’ye faturayı kesmek kolaycılık olur. Mali darboğazdan yıllardır geçip duran Galatasaray’ın 14 milyon, 20 milyon her neyse o kadar milyon Euro’luk gelirden mahrum kalmasına yol açabilecek bu maç ancak camia halinde kaybebilebilirdi.

Galatasaray, 2-0’dan sonra anlık bir titreme yaşadı ve Nonda’nın göz yaşartırıcı performansı ile beraberliği yakaladı. Skibbe, Galatasaray’da kalıcı olursa, böyle bir zaman bulursa her idmandan önce Nonda’ya gidip halini hatrını sormalı, bir dediğini iki etmemeli.

Toparlanması gerek

Altı stoperli takım, 14 dakikada 2-0 geriye düşmez. Düşer de, o takım Galatasaray olamaz. Bu fikri bir an önce aklına yerleştirmeli Galatasaray.

Skibbe’nin takım tarafından özümsenmediği yolundaki haberler çok da uydurma olmayabilir. Arda Turan, maç sırasında Skibbe’ye gidip gelip bir şeyler anlattı. Detayı tribünden bilmem mümkün değil fakat futbolcu yönetim taraftar kulübe herkesin şöyle bir toparlanması lazım.

Galatasaray Steaua’yu eler mi, pek sanmıyorum. Umudum var ama, umudumu destekleyecek bir veri bulunmuyor elimde.


Kanat Atkaya / http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9657455.asp?yazarid=25&gid=61&sz=52443

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #87 : 14. Ağustos 2008, 12:17:28 »
Elveda


Galatasaray yönetimi hiç vakit kaybetmeden Almanya'ya gidip Lincoln'ün eski kulübü ile konuşarak oturacak ve 'Alın kardeşim, madem istiyorsunuz biz de veriyoruz' diyerek geri dönecekler.

Lincoln tamam. Biz oyuna geçelim...

Önce sen yaktın için. Gel de sen söndür diyenlerin başında Aykut geldi. Kendisini yükseklerde hissetti. Başka kalecilere kendini mukayese etti. Ondan sonra kendisini toplumsal hayal dünyasında gezdirmeye başladı. Yaptığın hata Galatasaray'ın dünyasını karattı. O kadar basit, madem sen kalecisin, güven de sen de, hayal kırıklığı da sende...

O hatayı yapmasan, belki de Galatasaray'ın oyun kalıbı işleyecekti. Ama her şeye rağmen Skibbe'nin lider olarak seçtiği Aykut'tan sonra ikinci bir kahramanı Lincoln oldu. Kendisini büyük gören ama aldanan hayaller içinde geçen bir oyuncu. Galatasaray'a geldiği zaman bugünün futbolcusu diye lanse ettik. Tüm hakimiyetini sahada yansıtacak diye düşündük ama yanıldık. Bir an önce postalanması lazım.

DEVLER LİGİ'NE HAVLU ATTINIZ

Arda yerli malı ama Lincoln'e on basar. Ver liderliği ona bakın neler yapar. Yani saldım çayıra mevlam kayıra... Bu genç yaşta takımı yönetir. Galatasaray öyle bir takım ile karşılaştı ki fizik gücü, boy ortalaması yüksek bir takım. Maça gelirken, 'Herkes ne olur?' diye sordu. 'Galatasaray gol yemesin yeter' dedim Ama Cimbom öyle goller yedi ki, haklı çıktım. Galatasaray devamlı santrfor arıyor. Nonda veya ona benzer futbolcuların var. Sen onu arayacağına saha yönetmenini ara...

Sevk ve idareyi yapacak futbolcuyu bul. Bulamasın. O da piyasada yok. Onun için kendi yağın ile kavrul. Lider mi; lider Arda olur. O kanatta yapacağı marifetleri orta alanda ve hücumda da yapar. Sana ne işler çıkartır biliyor musunuz. Siz bile şaşırırsınız. Her gün bir santrfor alacağız diye kimseyi oyalamayın. Parayı da sokağa harcamayın. Çünkü Şampiyonlar Ligi'ne bana göre havlu attınız. Sağdan soldan gelecek paraları başka yerlere harca. Galatasaray'ın yediği goller taraftara ızdırap verdi. Onları çıkartmak o kadar zor ki. Bunu yapmakta çok zor. Rakip Bükreş. Bu takım her zaman gol atar. Acabalarla işimiz yok. Bana göre şampiyonlar Ligi'ne elveda..


İlhan Söyler / http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9659436.asp?yazarid=59&gid=61&sz=52443

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #88 : 14. Ağustos 2008, 12:20:07 »
Vay be, Skibbe!


VAY be!!! Alman Skibbe... Korkunu bu kadar belli etmeye, orta alanda yaratıcı elemanlardan savunma adamları adına feragat etmeye kalkarsan bedelini böyle ödersin.

Yarısı defans, yarısı atak felfesine sahip bir takımla hem de evinde rakibine ürktüğünü hissettirirsen 13. dakikada 2-0 yenik duruma düşersin. Hücumcu Nonda, Lincoln, Hasan, Arda ve defansta stoperler Emre Güngör, Emre Aşık, Servet, Meira, Mehmet Topal ve Hakan Balta. Nerede oyunun iki tarafını da oynayabilecek bir Ayhan? Meira, bu akşam için hazır mı? Bırakalım hepsini, bitik Hasan Şaş ve Lincoln ile, haziran ayının egosuyla şişik Mehmet Topal ve takım haliyle hazır olmayan bir Galatasaray.

Kaybolan Cimbom...

15 milyon Euro kazanabilecek Şampiyonlar Ligi’ne kalırsa. Dün Galatasaray’ın ne tarihine ne ismine ne de bugünkü ekonomisine vakıf bir takım vardı sahada. Teknik direktöründen başlayan, kalecisiyle devam eden, defansıyla büyüyen ve orta sahasıyla ortadan kaybolan bir Galatasaray vardı sahada. Kaleci Aykut, maçın daha başında yaptığı büyük hatayla Galatasaray kalesini dün gece bir başkasına devretti. Hakan Şükür’ü yolcu eden yönetim, kenarda oturacak adamlar transfer etmek yerine dün geceyi kurtaran adam Nonda’ya partner bulsalar daha iyi olmazmıydı?

Hasan Şaş’ın yetenekleri kimse inkar etmez. Ama oynadığı yavaş, adam eksilterek mesafe kateden futbolu artık oynanmıyor. Steaua’nun yaptığı gibi ayağa hızlı pas, çabuk yerleştirme, ani ve hızlı kontratak fizik gücüne dayalı oyunu takım oynuyla bütünleştirmek. Steaua biraz daha tecrübeli olabilseydi Şampiyonlar Ligi biletini çoktan almıştı.

İşimiz zor

G.Saray ne kafa, ne fizik, ne de kenar yönetimiyle dün geceki maçın önemini kavrayan bir skora imza koymadı. Arda’yı kutlamak lazım. Ayaklarındaki dermanın bittiği yerde, kalbindeki forma sevdası bitmedi. Sonuç olarak Galatasaray’ın Bükreş’te kazanmaktan başka çaresi yok. Agresif seyircisiyle kendi evinde çok baskın oynayan Steaua’ya karşı G.Saray’ın işi zor.

İlker Yasin / http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9657665.asp?yazarid=98&gid=61&sz=52443

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #89 : 14. Ağustos 2008, 12:43:26 »
Galatasaray seyircisinin üç yıl önce Gheorghe Hagi’ye yaptığı hatadan dönüşü mükemmeldi. Hagi’nin, Galatasaray teknik direktörü olarak ASY'ye çıktığı son doksan dakika olan Denizlispor maçında kendisinden esirgenen veda dün gece görkemli bir biçimde gerçekleşti. O gün “I love you Hagi” diye bağıranların engellenmesinin tam tersi yaşandı. Galatasaray tarihindeki ender kara günlerden birinin unutturulması için binler bu kez maç başlamadan hançerelerini yırtarcasına büyük insandan özür dilediler.

Galatasaray taraftarının büyük jestini maç başlar başlamaz Aykut oyun içinde gerçekleştirdi. Bomboş pozisyonda rakibe ikram ettiği golle Galatasaray'ı geriye düşürdü. Kaleciliğin büyük ölçüde beyinsel hazırlık ve rahatlık duygusundan kaynaklandığını gösteren hata umarım Aykut’un kariyerinde unutacağı bir geceye dönüşür.

Michael Skibbe, Galatasaray orta sahasındaki direnci Sabri ve Barış yerine Meira'dan kullandı. Steau'nun en etkili silahı olarak görünen Moreno’ya Meira’yla adam markajı yaptırılması Galatasaray’ın son yıllarda karşılaşmadığı bir durumdur. Skibbe 2. golden sonra Meira’yı Moreno’nun üzerinden çekerek daha olumlu futbol oynamasına imkan tanıdı. Mehmet Topal’ın formsuzluğu da dikkat çekicidir. Son ayların en başarılı oyuncusunun yaptığı pas hatalarını saymaktan yoruldum. Nonda’nın tek forvet oynaması Galatasaray’ı gerçek anlamda ilerde yalnızları oynamaya itti.

Arda Turan ise Galatasaray'da yenilgiye isyan eden isimdi. İki sezon önce M. Boleslav elemesindeki performansına yaklaşarak Galatasaray’ın sezona skandal bir sonuçla başlamasını engellemeye çalıştı.

İkinci yarıda oyuna alınan Barış, orta sahadaki dağınıklığı bir ölçüde toparladı.

Steau Bükreş’in iki akın bile olmayan pozisyonda bulduğu gollere rağmen Galatasaray eksiklerinin dönüşüyle turu Romanya'da geçebilir. Böylesine formsuz bir Galatasaray’ın karşılaşma oynamayacağını ve Rumenlerin bu kadar şanslı olmayacağını varsayarak Şampiyonlar Lig’ine daha yakın olduğumuzu düşünüyorum


Ö.Ural Kükner / http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=126705,10,48

ua_dodo_Bumblebee

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 3140
  • Yaş: 46
  • Yer: adana
  • ULTRASLANTEPE
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #90 : 14. Ağustos 2008, 12:53:13 »
ne olursa olsun ben geçen sezonki gibi takımıma inanıyor ve güveniyorum. destek olalım. herkes hata yapabilir.

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #91 : 14. Ağustos 2008, 13:03:35 »
 Skibbe de mucit çıktı


EURO 2008'de Milli Takım'la yarı final oynayan Sabri ile Ayhan kulübede oturuyor.. 2004'te final, 2006'da dünya dördüncüsü olan Portekiz'in savunma göbeğinde görev yapan Meira ön libero oynuyor. Stoper Emre Güngör sağ bekte görev yapıyor.. Steaua maçına Galatasaray tam dört stoperle çıkıyor. Bu takımı kim yaptı? Tabii Skibbe.. Biz Kalli'ye mucit diyorduk, Skibbe daha mucit çıktı. "Giden geleni aratır" derler ya Galatasaray Skibbe ile uzun maratonda çok saçbaş yolar; Kalli'yi arayacağı günler yaşar. Oyuncuların yerini değiştiren ve maceraya yelken açan Skibbe ne kadar çapsız bir hoca olduğunu daha ilk ciddi maçtan itibaren belgeledi.
Tamam; Skibbe hatalı kadro yaptı. Peki Ümit Davala'nın hiç mi suçu yok? Böyle bir kadroya insan itiraz etmez mi? Emre Güngör'ün sağ bek olmaycağını, Sabri'nin hücum bekliğini daha iyi yapacağını, Meira'nın stoperde oynaması gerektiğini, Ayhan'ın topu kullanma becerisinin yüksek olduğunu Skibbe'ye söylemez mi? Türkiye'nin en iyi orta saha elemanlarına sahip takım Galatasaray, Steaua önünde orta sahayı kontrol edemedi. Eğer, Galatasaray elenirse sorumluları önce Skibbe, sonra Davala ve Alman hocayı göreve getiren yönetim olur.

FRANSIZ HAKEM REZALETTİ

Steaua'nun kadrosu uzun boylu oyunculardan oluşuyordu. Galatasaray'ın rakibini bozması için yerden ayağa oynaması gerekiyordu. Hasan-Arda-Nonda-Lincoln-Meira gibi isabetli pas yapabilecek oyuncular vardı. Ama Galatasaray'ın ısrarla havadan oynamasına Skibbe seyirci kaldı. İlk 13 dakikada yenen iki şok golü takım seyirci sayesinde atlattı. Aykut'un ilk goldeki hatası affedilemezdi. Nonda'nın golü itici güç oldu. Maç boyu Steaua'yu kollayan Fransız hakem, Lincoln'e Pawel'in yaptığı penaltıyı gördü, vermedi. Adil bir hakem olsaydı Nicolita sahada kalmazdı.
Ben Ayhan ve Sabri'nin ikinci yarı gireceğini düşündüm ama yanıldım. Skibbe kızdığı Topal'ı çıkarıp Barış'ı aldı. İkinci yarıya fırtına gibi giren Galatasaray'a Nonda'nın attığı ikinci gol umut kapısı oldu. Arda, Servet, ve Nonda'nın hırsı galibiyete yetmedi. Skibbe'nin Hasan'ın yerine Erhan'ı alması hataydı. Hasan çıkacaksa, Barış sağa geçer Ayhan da orta alana konurdu. Atalarımız boşuna "At sahibine göre kişner" dememişler.


Levent Tüzemen / http://www.sabah.com.tr/tuzemen.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #92 : 18. Ağustos 2008, 11:31:53 »
LEVENT TÜZEMEN: SEZGİNSİLİN... (SABAH)

Zorlukları aşmanın iki yolu var; ya zorluk yaratanı değiştirirsiniz ya da zorluklara yaklaşımınızı değiştirirsiniz. Galatasaray yönetimi ikinci yolu seçip Steaua maçında sahaya çıkardığı yanlış onbirden sonra Skibbe'nin kulağını çekmiş. Kesin söylüyorum, Kayseri maçı öncesi kadro oluşumu konusunda Skibbe'ye karşı başkan Polat destekli bir "Sezginsilin" olayı yaşanmış. Kayseri önünde Sabri ve Meira yerinde oynadı, Ayhan da göbekte Topal'ı rahatlattı.

Arda'nın yokluğunda Galatasaray rakip kaleye gidemedi. Tekniği zayıf Barış kanat bindirmelerini yapamadı. Servet-Meira uyumu üst düzeydi. Portekizli derinlemesine attığı paslarda isabetliydi.

İlk yarıda Galatasaray'ın göze çarpan en önemli zaafı fizik gücünün yetersizliğiydi. Bu durum da 15 günlük kamp döneminde iyi çalışılmadığının belgesidir. Bir hoca 15 günde takıma 4 gün izin verirse ve çift idman yaptırmazsa o hazırlık kampı değil tatil kampı olur. Kalli dönemini yaşayan oyuncuların, "Bu nasıl idman?" dediğini biliyorum.

Bu doğru takıma Arda girecek. Ancak Kewell oynadığında Arda sağ tarafa geçince verimi düşüyor. Galatasaray'da Lincoln hazır görünmüyor. Kewell oynarsa Arda, Lincoln'ün görevini rahat üstlenir. Hücumda Hasan Şaş-Arda-Kewell-Nonda dörtlüsüyle dört dörtlük bir uyum yakalanır.

KAZIM KANAT: LİNCOLN VE ŞAŞ FARKI (SABAH)

G.Saray kötü oynarken iyi oynayan Kayserispor'un elinden bu kupayı nasıl aldı? Bu sorunun cevabı basit. G.Saray büyük takım! Kayserisporlular alınmasın; şunu demek istiyorum. Kazanmak için iyi futbol oynamak yetmez. Bu maçın teknik yorumunu yapmak istemiyorum. Eğer yapacak olursam Kayserispor'u çok övmem lazım. Övsem diyecekler ki, tabelaya bak.

Bir oyuncuya daha özel paragraf açmak istiyorum. G.Saray-Steaua maçında yuhalanan oyuncu. Bu oyuncuyu yuhalayanlar şimdi ne düşünecekler? Kaleci Aykut Erçetin, 2 muhteşem vuruşu (Topuz ve Eren) üst düzey bir kaleci gibi kurtardı. Kurtarmasa kimse laf söyleyemez. Tek başına maçı çevirdi

G.Saray'a antrenör Skibbe konusunda acımasızca eleştiri yapanlar 45 hafta sonra mahcup olurlar. Çünkü G. Saray'da çok güzel şeyler oluyor. Bunu medya göremiyor, seyirci gördü bile. Hakan Şükür diye bağırmıyorlar. Tam tersi Shabani Nonda ve Harry Kewell'e sevgi gösterisinde bulunuyorlar. Bu çok önemli.

ZAFER ERTEM: MÜTHİŞ CİMBOM (FOTOMAÇ)

Skibbe muhtemelen Adnan Sezgin'in baskısıyla mevcut kadro içinde en idealini dün gece sahaya sürdü. Eğer G.Saray, Steaua karşısına bu kadro ile çıksaydı adım gibi eminim tur İstanbul'da garanti altına alınmış olurdu. Neyse ölmüş ile olmuşa çare bulunmazmış. Ama rövanş için G.Saray'a bir mucize gerek, ben bunu bilir bunu söylerim.

Devre arasında ciddi bir fırça gelmiş ki G.Saray'ın değişmeyen 11'i ikinci yarıya fırtına gibi girdi. 10 dakika içinde Nonda 4 kez topla buluştu. Lincoln harika paslar attı. Sabri dirildi. Hasan iğne deliğinden top geçirmeye başladı. Kewell'ın oyuna girdiği ilk dakikada da ona golünü attırdı. Hemen bir sonraki atakta bu kez Kewell'ın asistinde Nonda farkı ikiye çıkardı. Hasan Şaş'ın inanılmaz hareketler yaptığı 2. yarıda G.Saray'in 20 dakikalık baskısı Kayseri'yi bitirdi. G.Saray tek devrelik futbolu ile daha önce F.Bahçe ve Şiketaş'ın aldığı Süper Kupa'yı müzesine götürürken, Kewell ve Nonda'nın futbol şovuyla gecenin kazananı oldu.

YAŞAR YALÇIN: TAŞLAR OTURUNCA (FOTOMAÇ)

Galatasaray ile Kayserispor sezonun ilk kupası için Almanya'da karşı karşıya geldi. Benim bu zamana kadar izlediğim Galatasaray çok hazır olmamasına rağmen kupayı alacak tecrübeye sahip görünüyordu.

Alman hoca doğruları yapınca, ilk yarı ne kadar kötü oynansa da ikinci yarı farklı bir Galatasaray vardı sahada. Bu defa gol pozisyonları yakalayan Alman hocanın takımı oldu. Kewell oyuna girer girmez attığı kafa golüyle takımını öne geçirdi.

Galatasaray kupayı aldı ama bana göre daha takım olamadı. Özellikle sakat futbolcuların iyileşip bir araya gelememesi Cimbom için büyük bir handikap oldu. Umarım özellikle Bükreş maçına kadar Arda ve Ümit iyileşir. Bu karşılaşmada da görüldü ki Arda'sız hücum gücü adeta yok gibi.

MEHMET DEMİRKOL: SKİBBE YENİ SAFTİG GİBİ (MİLLİYET)

Kayserispor'un buralara kadar gelmesinde Mehmet Topuz'un payı çok büyük. Ancak bundan daha ileri gidememesinin ilk sebebi de o olabilir. Yeteneklerine ve çalışkanlığına hayran olduğum bu genç adam sonsuz inisiyatif kullanmanın da ötesinde bir tavır sergiliyor.

Mehmet Topuz'un bir numara büyüğü ise Hasan Şaş. O tabii ki daha görmüş geçirmişi Topuz'un. İkinci yarıda Galatasaray oyun merkezini biraz daha öne taşımayı başarınca Hasan Şaş'ın, kısa deparlar, çalımlar ve gol yollarını dolduran diğer işleri ne kadar şık yapabildiğini görme şansı bulduk. Hasan Şaş eğer takım geriye yaklaştığında, riskli adam geçme çabaları yerine topu koşturmaya yönlense şampiyonun en önemli silahı olacak, hatta Lincoln'ü kesecek. Yoksa dün ilk yarıda olduğu gibi kendi takımına zarar verecek.

Ve hocaların tercihleri. Tolunay Kafkas takımını geçen sene olduğu gibi bir büyük gibi oynatmaya çalışıyor. Bu güzel ama sonuç almak zor. Skibbe'ye gelince. Salı günü detaylı olarak ele alırız. Ama elindeki iyi kadroya rağmen bende bir Rainhard Saftig izlenimi bırakıyor.


http://www.sabah.com.tr/haber,4ACCAD093FF340C6A31090193F04EAF9.html

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 704
  • Yaş: 31
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #93 : 19. Ağustos 2008, 01:19:11 »
Skibbe uyandı
18.08.2008
Duisburg'da oynanan Süper Kupa finalinde birkaç nokta dikkatimi çekti;
1-Soydaşlarımız çok mutlu,
2-Skibbe doğruyu buldu,
3-Kayseri iyi takım. Mehmet'in topuzu kaçık…

Galatasaray'ın elinde iyi bir kadro var.
Mıncıklamazsan, saçmalamazsan başarırsın!
Kayseri karşısına çıkan kadro ideal kadro. Belki iki değişiklik olur.
Sadece Aykut tartışılır. Aykut'un iki kurtarışı üç de hatası var!
Yani ne Şam'ın şekeri ne Arab'ın yüzü…
Aykut belki de Galatasaray'da beyefendiliğinden ötürü en sevdiğim oyuncu, ancak çok eksikleri var;
1-Kalenin içine çakılıyor.
2-Topu oyuna sokarken hata yapıyor.
3-İkilemde kalıyor. Karar vermekte zorlanıyor.
Bu üçü bir kaleci için çok önemli.
Bir kez daha tekrar ediyorum;
Aykut, Fatih Terim zamanı geldi. Terim, Hagi, Gerets, Kalli, Skibbe...
Beşi de 'bir kaleci alınsın' dedi... (Ya da hep Mondragon oynadı. Kötü olduğu zamanlarda dahi...)
Bu beş hoca da yanılmıyor ya!...
Bitmedi. Beş sene içinde Aykut Galatasaray kalesini ele geçirmeliydi. Oynadı-oynamadı anlamam!
Kimseye Galatasaray kalesi 'buyrun gelin, siz oynayın' diye açılmaz!
O KALEYİ FETHEDECEKSİN!
Aykut bu beceriyi ve güveni veremedi...

 
 
İlk yarı felaket!
İlk dakika dolmadan Hakan Balta hata etti, Mehmet Topuz kaptı daldı, erken vurdu, aut!...
Arkasından iki korner ikisi de tehlike. Biri üstten dışarı, öteki üst direkte patladı.
Kafayı vuran da aynı adam; Purovic!
Hiç mi tedbir alınmaz!
Hiç mi Aykut çıkıp yumruk atmaz.
Belki de Aykut haklı defans uyumsuz. Aykut da onlar vuracak diye bekliyor, vuran yok! Kabahat Aykut'un oluyor.
Bu da haksızlık.
Peki hal böyleyse Skibbe nerede?
Çözümü o bulacak!
Bunlar gol olsa S. Bükreş maçı tekrarı olurdu…. Yazık!

Kayseri'nin daha birçok tehlikeli atağı var.
Ya bunlar da gol olsa Galatasaray altından kalkamazdı.
Devre bitti, Galatasaray'ın tek hücumu yok!
Maç bitti Galatasaray'ın tek korneri yok!
Kayseri 7 veya 8 korner atmış...

Ben nasıl Galatasaray iyiydi diyebilirim.
Kendimi de, sizi de, takımı da kandıramam!

Galatasaray Süper Kupa'yı aldı ama onda da üç önemli katkı maddesi var;
1-Kewell şansı
2-Hasan Şaş farkı
3-Mehmet Topuz megalosu...

Bunlar birleşince Galatasaray maçı 2-1 aldı.
Goller ikinci yarı oldu.
Kayseri 87'de attı. Yani biraz ‘ııh' bi maç!
Üstelik önümüzde S. Bükreş maçı var.
Üstelik Süper Lig başlıyor...
Galatasaray'ı zehir gibi görmek istiyorum…

Bunları böyle yazmam Galatasaray'ı kötülemem değil!
Tam tersine iyi takım olduğuna inandığım için tez elden Skibbe'nin bunu görmesini istediğim içindir.
Galatasaray yanlış oynatılmazsa Bükreş'ten de turla gelir!
Skibbe uyanmalıdır.
1-Korkunun ecele faydası yok,
2-Şampiyonlar Ligi'nin Galatasaray'a faydası çok!
 
 
Flaş, flaş, flaş… Alt yazılar
Meira; Çok daha iyi olacak, biraz daha zaman gerek. Song'u aşar.
Mehmet Topal; Bu çocuk defansif özelliklere sahip, Skibbe, Topal'ı Bükreş maçında ileri oynattı. Rakibe basacak gol kovalayacak ama pasla ama şutla sonuca gideceksin dedi... Mehmet Topal bu değil! Topal defansif özelliklerini daha çok kullanıp atak kesecek, kazandığı topu oyuna sokacak. Bükreş maçında tam tersi oldu orta ikilideki Meira savunma görevci yaptı, Topal ileri kaydı. Bence Topal'ı mükemmel bir gelecek bekliyor. Bu çocuk üstün yetenek…
Lincoln; Türkiye Lincıln'ün sırrını çözdü. Sert yapıyorlar Lincoln pısıyor. Bir keresinde Lincoln topa hakimken Mehmet Topuz üzerine doğru vuracakmış gibi geldi Lincoln korktu pozisyonu kaybetti. Lincoln iki maçtır 90 dakika oynuyor. Pişerse ne ala… Yoksa dibi tutar yanar! Galatasaray da yanar! Lincoln iyi ama sonuç yok.
Hasan Şaş; tam bir saatli bomba ne yapacağı, ne zaman yapacağı berlli eğil. İlk yarı sapır sapır döküldü, ikinci yarı bukle bukle döküldü. Kewell'e attırdığı gol görsel güzellikte finale kalır! Hasan Şaş böyle oynarsa Bükreş de evde kalır! Hasan Şaş'tan medet ummak yağmur duasına çıkmak gibi bir şey… Lincoln ve Hasan Şaş oynasın Galatasaray uçar!... Oynamadan sahada gezerlerse takım ruhu ‘eter' olur uçar!
Harry Kewell; Adam olacak çocuk bellidir! Kewell, Süper Kupa'yı aldıran adam oldu bir de sağlam olsa da 90 dakika oynasa… Seyri zevk olur. Keşke Bükreş'e karşı oynasa…
Galatasaray maçı kazandı ama hala bir şeyler eksik…

Almanya'daki soydaşlarımız için mükemmel bir gündü.
Duisburg'da Hasan'la sohbet ateşliydi. Eski Yeşilköylüymüş… Hemşeri çıktık.
Parkta ‘yoga' yapan kadınları seyrettim.
Düsseldorf'ta Beşiktaşlı Coşkun'u tanıdım. Gökhan'ı tanıdım bu çocuklar bizim evlatlarımız, orada doğup büyümüşler ama yüreklerinde hep Türkiye var. Futbolu da iyi biliyorlar, Kayseri'yi de takdir ediyorlar ama Shalke'yi, Werder Bremen'i gördükten sonra bu futbolu yemezler!

osman TANBURACI


www.sporx.com
 
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 704
  • Yaş: 31
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #94 : 19. Ağustos 2008, 01:23:38 »
Bir ilk yarı ki!

Galatasaray'a mevsimin ilk kupası diyar- ı gurbette nasip oldu. Aslına bu maç için yazılacak o kadar çok şey var ki. Ama şimdilik bazı şeylerin düzelmesini beklemekte yarar var. Süper Kupa finalinin ilk 45 dakikası Kayseri için alkışlanacak bir oyun oldu. G.Saray için ise inanın bana utanılacak bir 45 dakikaydı. Düşünebiliyor musunuz? Koca G.Saray koca 45 dakikada tek pozisyon bulamadı. Buna karşılık Kayserispor'un 3 ciddi pozisyonu vardı ki görülmeye değerdi. Bu pozisyonların ikisini Aykut kurtardı, biri de direkte patladı. Bu 45 dakikada seyircilerin yüzleri asıktı. İkinci yarıda G.Saray artan bir tempoyla, hele Kewell oyuna girdikten sonra maça hakim oldu. Kewell oyuna girer girmez attığı golle G.Saray'ı ayağa kaldırdı. Nonda ise ikinci golü attığında G.Saray çok rahatlamıştı. Ancak son 15 dakikada öyle bir Kayseri fırtınası esti ki aman Allah. Mehmet Topuz'un bir gol attı, ikinciyi de atacak denilirken Selçuk Dereli düdüğü. Galatasaray'da birkaç futbolcu için bir şeyler yazmak isterim.

Kewell taht kurar
AYKUT: Israrla ve inatla yerini korumaya devam ediyor. Benim korkum Sanctis'in geçen sezon bir-iki maçta oynayıp giden Barusso gibi olması. Soru basit. Madem ki Aykut'a bu kadar güveniyordunuz, neden Sanctis'i aldınız? Onca paraya yazık değil mi?
KEWELL: Kaliteli olduğu kesin. Bir futbolcu kafayı kaldırıp pas vereceği yere bakarsa her zaman kazanır. Kewell da öyle biri. Attırdığı ikinci gol onun kalitesine yakışır cinstendi. Kewell bu oyunla taraftarın gönlünde taht kurar.
NONDA: Gol için yaratılmış bir futbolcu. Hangi şartlarda olursa olsun ona top getirdiğinizde mutlaka gol için kaleye yolluyor. Bu, sırtında 9 numara yazan santrforun en büyük özelliğidir. Nonda'yı harcamak, onun yerine adam almakla olur. Yöneticilerin aklında olsun.
HASAN ŞAŞ: Biraz daha gayret et, göreceksin ki olacak. Dünkü mücadeleni beğendim.


İsmet TONGO


http://www.fotomac.com.tr/yaz1772-50110-130.html
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray

asteca39

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 704
  • Yaş: 31
  • Yer: kırklareli
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #95 : 19. Ağustos 2008, 01:24:36 »
Müthiş Cimbom

Doğru kadroyu bulmak için G.Saray'ın kasasına 15 milyon euro girmesi beklenen Şampiyonlar Ligi'ne katılmayı riske atmak mı gerekirdi. Skibbe muhtemelen Adnan Sezgin'in baskısıyla mevcut kadro içinde en idealini dün gece sahaya sürdü. Eğer G.Saray, Steaua karşısına bu kadro ile çıksaydı adım gibi eminim tur İstanbul'da garanti altına alınmış olurdu. Neyse ölmüş ile olmuşa çare bulunmazmış. Ama rövanş için G.Saray'a bir mucize gerek, ben bunu bilir bunu söylerim. Artık sahaya sürülecek doğru kadronun bile şansının az olduğunu düşünüyorum. Gelelim dün geceye sakatlıklar nedeniyle zaten Cimbom'un elinde sınırlı kadro vardı. İlk yarıda kadro doğru ama bu kez futbolcular isteksizdi. Meira ile Servet yan yana ideal ikili oldu. Zaten doğru olan bu ikilinin yan yana oynamasıydı. Kaleci Aykut daha dikkatliydi. Hakan Balta, Sabri, Lincoln, Barış, Ayhan ilk yarının G.Saray adına en tutuk oyuncularıydı. Kewell kulübedeydi zaten. Kayserispor, Gökhan Ünal'ı vermiş ama forvetine iki kaliteli isim almış. Puroviç ve Aghahowa ligi sallayacaktır, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Zaten Puroviç'in kafa şutunun direkte patlaması G.Saray adına şanstı.


ZAFER ERTEM



http://www.fotomac.com.tr/yaz1360-50110-121.html
nasıl ki bu milletin tacıdır yıldızla ay sende yüksel arşa kadar ey şanlı şampiuon Galatasaray