11. Aralık 2017, 22:58:46

Gönderen Konu: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları  (Okunma sayısı 80189 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #48 : 05. Mayıs 2008, 10:16:52 »
G.Saray şampiyon

Yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmiş G.Saray, zorlu Sivas deplasmanını da aşıp bu zorlu, problemli ve kaotik sezonda şampiyon olma arzusuyla sahaya çıktı. Kenarda teknik direktör olarak sakin, vakur ve pozitif enerji üreten sevecen beyaz saçlı bir adam vardı. Kendisi beş maçtır takımın başında olduğu halde teknik direktörsüz bir takım diye bahsedilen G.Saray'ın aslında gerçek teknik direktörüydü. Akılcı, tedbirli, disiplinli bir kadroyu sahaya çıkartmıştı. Geldiği günden bugüne kadar stoperden başka hiçbir mevkide oynatılmayan Song'u bu maçta savunmanın sağ kanadına yerleştirmişti. Muhakkak bu ince hareketi sahiplenen de çıkacaktır ama rasyonel ve hümanist Cevat Güler'in bu önemli hamleyi gerçekten düşünerek, sindirerek karar verdiğine inanıyorum. Maçın başında yenilen golde ağlara giden ters vuruşuna rağmen deneyimini ön plana çıkaran Song sağ kanadı müthiş kullanarak son derece yararlı oldu. Aynı şekilde sol kanatta özel tedbirle durdurulmaya çalışılan Arda, zaman zaman Nonda'nın arkasına sarkarak dersin o paragrafını çalışmamış olan Sivas savunmasının arasından resim çektirerek 2 golle takımını öne geçirdi. İkinci yarı sahada futbol adına herşeyi yapan ve takımını yöneten bir büyük Ayhan vardı. Attığı muhteşem golün dışında sakinliği, oyunu yavaşlatıp hızlandırması, arkadaşlarına hakim olması gerçek bir takım lideri olarak bu fotoğrafta önemli bir rol üstlendi. Arda bütün tek vuruşlarını doğru kullanarak hem üç gol attı, hem de G.Saray'ın şampiyonluğunu ilan etti. Yenilen gollerdeki kişisel hataları bu maçın stresine bağlamak lazım. Geldiği günden beri çok doğru ve akıllıca oynayan Emre'nin 3. golde yaptığı hata, Aykut'un 2. goldeki tereddütü gibi.

Hepsini kutluyorum
G.Saray yine geriden gelerek inançla, güvenle ve dayanışmayla şampiyon olmuştur. En başta futbolcular, teknik heyet, Florya çalışanları, taraftarları ve yönetimi kutlamak lazım. G.Saraylılık düsturunda takım ve kulüp için taş taş üstüne koyana saygı duyulur. Emeği geçen tüm G.Saraylıları candan kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Yine Paris'e kadar Eyfel'i göremeden dönen kıymetli rakibimize de gelecekte başarılar diliyorum.

Bülent Tulun / http://www.fotomac.com.tr/yaz1729-50110-103.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #49 : 05. Mayıs 2008, 10:17:53 »
Şampiyonluk stresi

Maça Galatasaray korkak ve beraberliği kabul eden bir dizilişle başladı. Seyircisinin desteğini arkasına alan Sivas maçın hemen başında Song'un kendi kalesine attığı golle öne geçti. Galatasaray'ın onbiri ve dizilişi yanlıştı. Song'u sağ beke koyup, ikili ön libero ve tek forvet şeklinde sahada yer aldılar. Anlaşılan o ki beraberliği hedeflemişler. Aslan'a beraberlik yetiyordu ama bu kadar geri çekilmenin ve ürkek oynamanın anlamı yok. Bu büyük takım düşüncesi değildir. Dua etsinler ki Sivas defansı adam yerine topa baktı ve uyudu. İlk yarının sonlarına doğru iyice de oyundan düşünce Ayhan'ın harika ara pasında Arda'nın beraberliği sağlayan golü geldi. Sarı-kırmızılı takımın bu dakikaya kadar hiçbir ofansif varyasyonu yoktu. Bu golle toparlanan Galatasaray, rakibini ablukaya aldı. Çok kısa bir süre sonra duran toptan Servet'in kafayla indirdiği topta yine Arda vurdu ve takımı öne geçiren golü attı. Artık sarı-kırmızılı takım farka gider diye düşünürken 49. dakikada her şey tersine döndü. Galatasaray acemi bir gol yiyerek şaşırttı. Mehmet Yılmaz bile bu golü nasıl attığına inanamadı. Amatör takım bile bu golü yemez. Hakan Balta ile kaleci Aykut maç içinde hiç konuşmuyorlar galiba. Oysa futbolun en önemli faktörü konuşmaktır.

Aykut'u beğenmedim
Ardından sahneye çıkan Ayhan takımını bir kez daha öne geçirdi ama buna Sivasspor, Sezer ile cevap verdi. Aykut'u dün beğenmedim. Birçok pozisyonda yer tutuşu hatalıydı, kötü bir maç çıkardı. Maçın yıldızı Arda, Barış'ın pasıyla hat-trick yaparak geceye ismini altın harflerle yazdırdı. Defans yemekten, Arda ise atmaktan bıkmadı maç boyu. Bu maç Sivasspor'un büyük takımlara 3 gol attığı ilk maç olarak da tarihe geçti. Bu maçta Galatasaray'ın 4 golünde de Ayhan'ın imzası vardı. Bana göre Arda ile beraber öne çıkan isim oldu. Galatasaray dünkü maçta kötü oynadı. Bu belki de şampiyonluk stresinden kaynaklandı ama yine de kazanmayı başardı. Bazı maçlarda kötü oynayarak kazanmak da güzeldir. Bu karşılaşma böyle bir 90 dakikaydı. Son olarak, Anadolu'dan bir takımın şampiyonluk mücadelesi yapması gurur verici. Başta Sivas Başkanı Mecnun Otyakmaz olmak üzere Bülent Uygun ile ekibini, futbolcuları ve Sivas halkını canı gönülden tebrik ederim. Bugüne kadar verdikleri olağanüstü mücadele için.

Tanju Çolak / http://www.fotomac.com.tr/yaz1745-50110-116.html

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #50 : 05. Mayıs 2008, 10:20:50 »
Arda "çıldırttı"

G.Saray dönüşü olmayan bir yola girmişti Sivas'ta. Cevat Güler'in öğrencileri ya ölümüne savaşacak Sivas'tan şampiyon çıkacaktı ya da "Benden buraya kadar" diyerek Sivas ve yakın takipçisi şikebahçe'nin yolunu açacaktı. Cevat Güler'in işi kolaydı. Kimsenin tartışmayacağı alternatifsiz kadrosunu sahaya sürdü. Son dakikaya kadar oynar mı oynamaz mı denilen Lincoln bile formasını kapıp kulübeye oturmuştu. Sivas da uzun aradan sonra ideal kadrosu ile Sivas 4 Eylül Stadı'na çıkmıştı. Diallo'sundan, Musa'sına, Devran'ından, Mohammed Ali'sine ondan da Mehmet Yıldız'ına kadar Sivas'ın başarısı için tek yürek olmuşlardı. Beklenti, maçın başlama vuruşu ile birlikte Sivasspor'un rakibini boğmaya çalışması ve ilk golün sahibi olmasıydı. Tam tersi oldu. G.Saray bastırdı, Arda ve Ayhan'la iki pozisyon yakaladı. 15'te G.Saray oyunu erken kontrol altına aldı ama Song'un kendi kalesine attığı golle bir anda yenik duruma düştü.

Golleri yedikçe açıldı
G.Saray golü yedikten sonra daha akıllı ve etkili oynamaya başladı. Arda'nın 40 ve 42'de gelen iki golü Sivas'ı devre arasına mağlup götürdü. G.Saray defansı ikinci yarının hemen başında yine inanılmaz bir pozisyon hatası yaptı. Hakan Balta altı pasta topu uzaklaştıramadı. Bir de Mehmet Topal'ın pozisyonunu bozdu Mohammed'in vuruşunda Aykut topu yerden çeldi, hakem içerden çeldi yorumunu yapıp golü verdi. Sivas'ın dirençlenip G.Saray'ın topu sahasında kabul ettiği dakikalarda Ayhan'ın 30 metreden inanılmaz şutu G.Saray'ı yine öne geçirdi. Gol düellosu sürdü. 68'de bu kez Sezer beraberliği sağladı. Ayhan ve Hakan Şükür'ün iki şık golü G.Saray'a Sivas'ta bayram havası yaşatırken şampiyonluk turu şansını da Ali Sami Yen'e taşıdı.

 Zafer Ertem / http://www.fotomac.com.tr/yaz1360-50110-124.html

samett

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 26
  • Yaş: 31
Galatasaray Türkiye'dir!
« Yanıtla #51 : 06. Mayıs 2008, 15:53:39 »
Merhaba arkadaşlar, renktaşlar. Sitemize yeni üye oldum. Bugün Fanatik gazetesinde Hamit TURHAN'ın yazmış olduğu çok hoşuma giden güzel bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim, bu ilk mesajımda. Umarım yanlış bir yere açmamışımdır, konuyu.

Alıntı Yap (Seçim)
Galatasaray Türkiye'dir!

6.5.2008

İki yıl önceki mucize şampiyonluğuna bir yenisini daha eklemek üzere olan Galatasaray'ın sırrını araştırmak isteyenler, işe Türkiye'yi mercek altına alarak başlamalıdır. Zira Galatasaray Türkiye gibidir. Her ikisi de kaostur, karmaşadır. Moderniteyle, arabesk iç içedir. Dostluk ve dayanışma da vardır, ihanetler de... Sevgi ve nefret tek bir bünyede ikiz kardeştir. Snob tavırlarla semt sıcaklığı harman olmuştur. Cemaat kültürünü yaşamının merkezi haline getirenlerle, Batı yaşam tarzını benimseyenler aynı camianın bireyleridir. Birlikte ama birbirlerine karşı. Ve en önemlisi, Türkiye de, Galatasaray da en zor anlarda ayağa kalkmasını bilirler. Tam yıkıldı, bitti, yok oldu denirken, akıl almaz bir birlik-beraberlik, kenetlenme, dayanışma örneği gösterek yeniden vücud bulurlar. Mucizeler gerçekleştirirler. Kahramanlar, efsaneler üretirler. Adeta Anka Kuşu gibi küllerinden doğarlar.
Galatasaray fena halde Türkiye'ye benzer. Hatta Türkiye'nin ta kendisidir! Bu özellik, son 15 yılda şikebahçe'den Galatasaray'a geçmiştir.
Bundan dolayıdır ki, Galatasaray'ın zaferleri Anadolu kentlerinde görülmemiş bir heyecan fırtınasına neden olur. Yürekler daha bir hızlı atar Galatasaray'ın zirve yolculuklarında... Sarı-Kırmızı zafer şarkıları taşrada daha büyük bir coşkuyla seslendirilir. Bir başkadır Anadolu'nun Galatasaray sevgisi. Sezon sona ererken, yarışın içinde Galatasaray varsa, Anadolu halkının gözü kendi takımlarının, aklı ise Galatasaray'ın maçlarındadır. Cim Bom tandanslı her gol bir uğultu yaratır kentin her yanında. Bunu yurdun dört bir tarafında gözlemlemek mümkündür. İşte budur, Galatasaray'ı diğerlerine nazaran avantajlı kılan. Florya'da, Ali Sami Yen'de yaratılan sinerjinin tüm Türkiye'ye yayılmasında yatar Galatasaray'ın sırrı. 1989'daki Nauchetel destanıyla başlayan, 1993'deki Manchester zaferiyle olgunlaşan, 2000'deki UEFA Kupası'yla da taçlanan bir sevgi ilişkisinin yoğunlaşarak sürmesidir bu. Galatasaray'ın yöneticileri, teknik heyeti ve futbolcularının şımarıklıktan uzak, olgun ve mütevazı tavırları, söylemleri süreci beslemeye devam etmektedir.
Geleceğe yapılan yatırımların da devreye girmesiyle Galatasaray fenomeni, ara verdiği Avrupa ve Dünya prömiyerini tekrar sahneye koyacaktır. Bu kez bir daha sekteye uğramamak üzere...

 

Hamit Turhan

ua_dodo_Bumblebee

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 3140
  • Yaş: 46
  • Yer: adana
  • ULTRASLANTEPE
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #52 : 07. Mayıs 2008, 11:51:47 »
fanatikten böyle bir haber ha. hayret uyandırıcı bir haber bu. yoksa galatasarayımız kükremeye başladığı için fanatik gazetesi tarafından yakılan ucuz yağ mı acaba. neyse heralde akıllanıyorlardır artık.

orhan

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ekm 2007
  • İleti: 66
  • Yer: İstanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #53 : 08. Mayıs 2008, 17:10:42 »
Hamit TURHAN Bizim mahallede oturuyor, zaman zaman sohbet ederiz kendisi çok iyi bir Galatasaray'LIDIR.

orhan

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Ekm 2007
  • İleti: 66
  • Yer: İstanbul
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #54 : 08. Mayıs 2008, 17:27:25 »
Arkadaşlar Oftaş maçını hakemi açıklanmış!!!

Mustafa Kamil ABİTOĞLU

Bu hakem Gençlerbiriliği maçında Edu'nun elle attığı golü veren ve kısaca fenerin kazanması için ufak ufak çalışan bir hakem.

Bu yönetimi ve yaptığı hatalar pek dikkat çekmedi neden çekmedi? çünkü biz Sivas'ı yendik. Manisa'da Kasımpaşa'ya yenildi.

Ve bu hakemi ne hikmetse bizim maça yani şampiyonluk maçımıza vermişler.

Ben açıkçası bundan endişelendim. Birde fenerin bu kadar sessiz olmasıda bana entresan geldi!!!

Sezon başında Fanatik gazetesinde HAKEMLER FENERLİ diye bir haber vardı ben onu kaydetmiştim.

Buyurun liste!!!
FENERBAHÇELİLER: Bülent Yıldırım, Zafer Önder İpek, Mustafa Kamil Abitoğlu, Kuddusi Müftüoğlu, Cem Deda, İlker Meral, Uğur Söylemez, Cüneyt Çakır, M.Fatih Gökçe, Hakan Özkan, Çetin Sarıgül, Halis Özkahya, Hakan Sivriselvi, Koray Gencerler, Yunus Yıldırım, Vedat Yüksel

GALATASARAYLILAR: Bünyamin Gezer, Selçuk Dereli, Gökhan Güneşer, Yıldıray Aslan, Hüseyin Göçek, İsmet Arzuman, Bülent Demirlek, Cüneyt Bakıroğlu, Deniz Çoban

BEŞİKTAŞLILAR: Özgüç Türkalp, Aytekin Durmaz, Cem İyihuylu, Cemil Şensöz, Süleyman Abay, Fırat Aydınus, Mete Kalkavan, Suat Aslanboğa.

TRABZONSPORLULAR: Barış Şimşek, Abdullah Yılmaz

Sizce bu tesadüfmü?




M.B

  • Mimar Sinan
  • ******
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 16091
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #55 : 09. Mayıs 2008, 14:52:22 »
                                                           Galatasaray maçına şaibeli bir hakem
Fatih Altaylı yazdı..


Yarın ligin düğümü çözülecek.
Galatasaray bir adım önde.
Ama her şey bitmiş değil.
Bu maçta Galatasaray’ın rakipleri son kozlarını oynayamaya çalışacaklar.
Dün futbolu en iyi yazanlardan biri olan Özcan Yetiş’in internetteki köşesinde ilginç bir analiz okudum.
Ve buraya aktarmak gereği duydum.
İşte Özcan Yetiş’in son Galatasaray-Oftaş maçına ışık tutacak yazısı:
“Cumartesi günü Galatasaray’ın Oftaş’la oynayacağı şampiyonluk maçını M.Kamil Abitoğlu yönetecek. Bu hakem geçen hafta şikebahçe’nin Gençlerbirliği ile oynadığı maçı da yönetmişti. 
Geçen hafta Edu’nun elle attığı golün üstüne, bir de Colin Kazım’ın elle düzelterek gol pası verdiği pozisyonda düdük çalmak yerine tribündeki bir fenerli gibi seyretmeyi tercih eden Abitoğlu, Cumartesi günü Galatasaray-Oftaş maçını yönetecek. 
Biliyorum, şikeci’in maçını yönetmişse Galatasaray’ın maçınıda yönetecek diyenleriniz çok olacak ama bu M.Kamil Abitoğlu adındaki hakem şikebahçe’nin 31. hafta oynadığı Denizlispor maçının da hakemliğini yapmış. O maçta Denizli kalecisi sayesinde pek fazla hakem konuşulmadı ama, MHK'nın başka hakemi yokmu ki şikebahçe'nin  31 ve 33. hafta oynadığı iki iç saha maçını arka arkaya  aynı hakem yönetiyor.   
Nasıl olduysa MHK ona 32. hafta oynanan GS-FB maçında görev vermemiş.
Biliyorsunuz geçen sezon spor basınımızın öncülüğünde “şikebahçe’ye penaltı verilmiyor” kampanyası yapılmıştı. Penaltı posizyonuna girmeden, istatistiklerden yola çıkarak başlatılan bu kampanyaya cevap veren ilk hakemin adını merak ediyorsanız ben söyliyeyim; M.Kamil Abitoğlu. Geçen sezon, şampiyonluk yarışında en kritik  deplasmanlardan  bir tanesi olan Antep deplasmanında hiç alakası olmayan bir pozisyonda şikebahçe lehine penaltı düdüğü çalmıştı bu hakem. 
Antep maçından üç hafta sonra şikebahçe’nin İzmir'de  şampiyonluğunu ilan ettiği Trabzonspor maçının da hakemliğini yaptı M.Kamil Abitoğlu. Hani şu, şikebahçe’nin seyircisiz oynaması gerekirken tahkim kurulu tarafından İzmir’de 60.000 kişi önünde oynanmasına karar verilen maç var ya; işte o maçta da bir penaltı düdüğü çalmıştı M.Kamil Abitoğlu. Ve penaltı konusunda çok cimri olan bu hakemin geçen sezon çaldığı 2 penaltı piyangosu da şikebahçe’ye isabet etmiş.
Saracoğlu Stadı'nda iki şikebahçe maçını üst üste yöneterek  ve Gençlerbirliği maçında elle atılan 2 gole birden göz yumarak şikebahçe'ye puan kaybettirmeme görevini  başarı ile tamamlamış olan M.Kamil Abitoğlu’ya bu hafta da Ali Sami Yen'de görev verildi.
Yeni görev Galatasaray’a maç kaybettirmek olacak herhalde. Komplo teorisi üretiyorsun diyenler cevap versinler: Geçen hafta elle atılan iki gole göz yuman bir hakemin ne işi var şampiyonu tayin edecek maçta? Elle atılan gollerde hakemin kötü niyetli olmadığını, iki pozisyonu da görmediğini varsayalım. O halde tekrar soruyorum: Bu kadar formsuz bir hakemin ne işi olur Glatasaray maçında?”
Yazı önemli tespitler içeriyor.
Benim dikkatimi çekti.
Hayırdır inşallah.

Olimpiyat Stadı'nda oynanır mıydı!

Galatasaray'ın büyük olasılıkla şampiyonluk turu atacağı maç 
Ali Sami Yen'de oynanacak.
Stadın kapasitesi 22 bin.
Yönetimin açıklamasına göre 300 bin bilet talebi varmış.
Pek çok Galatasaraylı arayıp, "Bu maçı niye Olimpiyat Stadı'nda 
oynamıyorlar. 85 bin kişi izleyebilirdi. Hem taraftar mutlu olurdu, 
hem de kulübün kasasına para girerdi" diyorlar.
Basit bir mantıkla baktığınız zaman doğru bir düşünce.
4 kat fazla seyirci, 4 kat fazla gelir. Daha fazla mutlu taraftar.
Ama bence pek de öyle değil.
Diyelim ki, Galatasaray son maçını bu düşünceyle Olimpiyat 
Stadı'na aldı ve Allah göstermesin maçı kaybetti.
Ne olur biliyor musunuz?
İsyan çıkar.
Bugün maçı Olimpiyat Stadı'na alalım diyenler başta olmak üzere 
herkes çıkar ve yönetimi suçlar.
"Bu kritik maç o statta oynanır mı, o stadın Galatasaray'a iyi 
gelmediği bilinmiyor mu?" diye ahkam keserler.
Haklı da olurlar.
Çünkü Olimpiyat Stadı Galatasaray için deplasman gibi.
Son ve en önemli maçı deplasmanda oynamak akıl karı mı!

 

İsmail Demir

  • Administrator
  • Mimar Sinan
  • *
  • Kayıt Tarihi: Eyl 2007
  • İleti: 15345
  • Yaş: 40
  • Yer: Dortmund
  • Facebook sayfamiza Katilin!
    • http://www.turkisi.de
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #56 : 11. Mayıs 2008, 18:14:22 »
En önemli şampiyonluklar

Futbol hep vardı da, endüstri hadisesi yeni yeni hayatımıza girmeye başladı. İşin içine sportif yönden gayrı parasal mevzuular da karışmaya başlayınca, tüm dünyada güç dengelerinin açıldığı, güçlülerin alıp başını gittiği, nispeten ekonomisi zayıfların geri kaldığı görülmeye başlandı. Ülkemizde ise febe bitirdiği stadının ve endüstriyel bahislere kafa yoran başkan, yönetici ve profesyonellerinin rüzgarı ile rakipleriyle arasındaki farkı açma hedefindeydi. Ona en yakın duran, ekonomik yönüyle olmasa da sportif yönü ile Galatasaray'dı. Sportif rekabette birbirlerini sürekli geçen ve geçilen haldeydiler. Endüstriyel yönden treni kaçırmamak için Galatasaray'ın yapması gereken de, daha zor koşullar altında daha fazla çalışıp sportif bayrağı elinden düşürmemekti. İşte tam da bu sebeple belki de tarihinin en önemli şampiyonluklarıdır Galatasaray'ın 2006 ve 2008'de kazandığı şampiyonluklar. Rekabetin zor olduğu koşullar altında. Tebrik ederek başlayalım söze…

Bu şampiyonluğa teşekkür yazısının en başında adı geçmesi gereken kişi, benim için Karl Heinz Feldkamp'tır. Bundan 6 hafta önce gönderilmesini istediğim, tesadüfen bir gün sonra kendiliğinden istifa eden büyük futbol adamı. Hagi'den sonra büyüklüğünü ıspat eden ikinci istifadır Feldkamp ustanınki.

Her şeyden önce çok doğru bir kadro kurdu Galatasaray'a. Herkesin ateş püskürdüğü Necati ve Hasan Kabze kararlarıdır belki bugünkü şampiyonluğun en kritik satranç hamlelerinden sadece ikisi. Kadro kimyası başarının anahtarıdır. Sadece çok ya da az iyi oldukları için aynı pozisyonda haddinden fazla adam bulundurulmaması gerekliliğini gözeterek Ümit ve Hakan'ı, yani en karizmatik iki santraforunu tuttu kadroda. Onların altında ezilecek, oynamadığında sorun edecek ve kimyayı bozacak Necati ve artık yedekliğe tahammülü olmayan Kabze'yi gönderdi.

Ekonomik gerekçelerle yabancı stoperlerinden birinin gidişine razı oldu ve o krizden bir Servet efsanesi doğurdu, sabrederek. Basbaya Bouzid'i ben getirdim, onu oynatırım inadına gidebilirdi. Yapmadı, ülke futboluna Servet gerçeğini 7'den 70'e kabul ettirdi.

Linderoth'un gidişinin ardından birçoklarının tükendiğini söyledikleri Galatasaray orta sahasında, yine aynı güven ve sabırla Mehmet Topal gerçeği ile tanıştırdı Türk futbolunu. Gerets'in Inamoto ısrarının benzerini Ahmed Barusso'da yapsa, kim ne diyebilirdi? Inamoto'nun ısrarla oynatılmasına, Topal'a forma yüzü gösterilmemesine kaçımız söz söyledik geçen yıl?

Sağbek Uğur Uçar'ın ülkenin en etkili ofansif beki haline gelmesinde ve sezonu sakatlanmasa takımın asist kralı olarak tamamlayacak olmasında en büyük pay kimindir acaba?

Bunca yılın tembel santraforu Ümit Karan'ın gerçek bir forvet arkası hüviyetine bürünmesine ne demeliyiz? Arda'nın keza tembellik hastalığından gözlerimizin önünde sıyrılıp hem yaratıcı ve hem mücadeleci yıldız adayına dönüşümü… Emre Güngör'ün ülke futboluna kazandırılması.

Özetle; Feldkamp çok büyük işler yaptı. Sonra sağlığı mani oldu ona, konsantrasyonu dağıldı, takımı avucunun içinden kaçırdı ve çok doğru bir zamanda istifa etti. Umarım kendi tasarrufudur bu istifa ama gidişi de başlı başına bu şampiyonluğun en hayati adımlarından biridir. Keşke 92-93'te başladığı görevini en azından bir 5 yıl sürdürebilse idi, Galatasaray çok başka yerlerde olabilirdi bugün. Ama 74 yaşında bir futbol kurdu olarak yukarıda satırlara bir kısmını sığdırmaya çalıştığımız çok büyük emekleri oldu bugünün, ondan da önemlisi yarının Galatasaray'ına. Derwall'den sonra gelen ikinci büyük insandır Galatasaray için, hep yaptıkları ile anılacak…

Futbolcular… Kimileri tarafından Kalli döneminin son günlerinde takımı sabote etmekle suçlandılar. Kimse işin psikolojik tarafı ile ilgilenmedi. Feldkamp ipleri elinden kaçırmıştı, Ahmet Akçan'ın ise böyle bir yeteneği hiç olmamıştı. Ondan potansiyelinin üzerinde şeyler beklenmişti, neden bilmem. Burada futbolcuların bir günahı yok. İnancınızı yitirdikten sonra beyniniz istese de ayaklarınızda derman kalmaz. Nitekim de kalmamıştı.

Sonrasında toparlandılar ve yapılabileceğin en alasını yaptılar. Sezonun ilk yarısının genelinde ve özellikle de ligin son 6 maçta, inanılmaz keyif aldılar yaptıkları işten. E keyif de verdiler haliyle. Sonunda da kazanan olmanın gururunu yaşadılar. Kaptanlar Şükür, Karan, Şaş başta olmak üzere hepsini yürekten kutluyorum. Sezon başında çoğu kişinin düşünmediğini, düşük ihtimaller verdiği sonu başardıkları ve bunu da tüm futbol izleyicilerinin içine sindirerek yaptıkları için.   

Cevat, Nezihi ve Burak hocalar… Takımı kenetlemeyi başaran, saygınlıkları ile kıskandıran, teknik olarak hep doğruları yapan ve takımı zirveye taşıyan büyük futbol emekçileri. Satırların yazarı tarafından gelecek sezon için de mutlak düşünülmesi gerektiği ifade edilen ve inanılan teknik heyeti Galatasaray'ın. Geçmişte Aydın Örs ve Del Bosque tarafından başarılanları tekrar başaranlar. Ben son altı lig maçında, özellikle sistem ve 11 seçimlerinde, hep doğruları yaptıklarını gördüm ve takdir ettim. Kadronun inandığı, kendilerini ıspatlamış, Cevat hoca gibi akedemisyen tarafı da bulunan bir lider önderliğinde yoluna devam etmesi gereken isimler, en azından benim için.

Ama üç isim için istisna düşündüğümü de kayda geçireyim hemen; Michael Laudrup (futbolculuğunu izlemek kısmet olmadıysa da), Abdullah Avcı (ki zaten gelse aynı teknik heyetle çalışırdı muhtemelen, Arif Erdem takviyesi ile) ve benim için her zaman bu takıma teknik direktör olması gereken kişi olduğuna inandığım Georghe Hagi. Bu isimler Galatasaray kadrosuna aradığı heyecanı katabilecek isimlerdir, gerisi benim için gereksizdir.

Ve saha dışındaki aktörler; bu kadroyu kuran yönetimin başındaki Özhan Canaydın, yeni başkan Adnan Polat, yönetim kurulları, Adnan Sezgin, Haldun Üstünel… Taşkınlıkları ile 6 maçı seyircisiz oynatsa da varlıklarıyla takıma güç katan taraftar.

Bu fevkalade hayati şampiyonlukta emeği geçenlerin hepsini kutluyorum yeniden.

Ayrıca; ligi ikinci bitiren ama ŞL'nde son iki yılın flaş takımı Sevilla'yı eleme mucizesini başarıp bizlere çeyrek final heyecanı yaşatan febe'ye, ligi neden dördüncü bitirdiğine bir türlü akıl erdiremediğim ancak 73 puan gibi inanılmaz bir performans ortaya koyan Sivasspor'a, Türkiye Kupası'nı ilk defa müzesine götüren Kayserispor'a, Şiketaş'a ve tüm takımlarımıza da teşekkürler…

Not: Daha sonra uzun da yazarız ama gündem konusudur eklemeden geçmeyelim. Fatih Terim Euro 2008 aday kadrosunu açıkladı. Komik bulduğum şeyler var. Trabzon'dan da birileri olsun diye Tolga Zengin'i aday kadroya davet etmek, febe ile Galatasaray'dan eş sayıda adam çağırayım çabası, bu komik politik denge arayışları, tıpkı teknik heyet seçiminde olduğu gibi. Bunlar komik… Komik olmayan, Emre Güngör gibi Servet ile ortaklığı tescilli bir oyuncunun orada olmayışı. Mehmet Yıldız gibi ligi domine eden bir santraforun yok sayılışı. Ümit Karan'ın formunun zirvesinde bilemediğimiz hangi egolara kimbilir kaçıncı kez mağlup düşüşü. Türkiye Kupası galibi takımın kaptanı ve yıldızı olan Mehmet Topuz'un bile orada olmayacak oluşu. Galatasaray'dan kiralık giden Emre Aşık hariç 4 büyük dışından bir tek tane oyuncu olmayışı. İbrahim Kaş, Colin Kazım, Mevlüt, Tolga, hatta bu sezon ne yaptığını hiçbirimizin tam olarak bilemediği Gökhan Zan gibi zorlama seçimler de öbür yanda… Belki de bu paragrafla sınırlı tutup eleştiriyi, unutmak lazım bazı şeyleri. Ama biliyoruz ki bu kadro yukarıda saydığımız tuzaklarla dolu ve bu tuzaklar bilinçli olarak var. Herkes düşecek bu tuzaklara, bizim gibi. Maksat tartışılsın, kamplaşılsın ki motive etmesi kolay olsun. Bayat numaralar bunlar, neyse…

Top oynayarak kazanalım yeter. Kadro mevcut haliyle de başarı için gayet yeterlidir. Rastgele…

Nurullah BAKIR

Kaynak: NTVSPOR.NET

ua_dodo_Bumblebee

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 3140
  • Yaş: 46
  • Yer: adana
  • ULTRASLANTEPE
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #57 : 23. Mayıs 2008, 13:08:34 »
Kalamış Tesisleri
Alpaslan Dikmen
Fotogol - 23.05.2008

Yıllardır her şampiyonluktan sonra mülkü Galatasaray Spor Kulübü’ne ait olan Kalamış Tesisleri’nde kutlamalar düzenlenir. Elbette ki bu sene de böyle olacak.

Ancak nedense bu sene yapılacak olan kutlamalarla ilgili olarak yapılan açıklamalar birilerine fena batmış!

Sürekli provokatif manşetlerle (!) gündemde kalmaya çalışan bir internet sitesi de “Gelecekleri varsa görecekleri var” , “Neden kutlama için F.Bahçe’yi seçtiler?” gibi saçma sapan açıklamalar yapmış!

Bir kere orası semt olarak F.Bahçe falan değil… Ki olsa ne yazar? Oranın adı Kalamış Burnu?.. Ve Türkiye Cumhuriyeti’ne dahil bir yer... Biz de Türk olduğumuza göre, istediğimiz yerde istediğimizi -elbetteki kanunlar çerçevesinde- yaparız.

İnsanları sürekli olarak kin ve nefrete sevk etmeye kimsenin hakkı yoktur.

İlgili site sahiplerinin bu şekilde davranmayacağını çok iyi biliyorum ancak sitenin yönetici kadrosu ve site üyelerinin yeniden gözden geçirilmesi zorunluluk gibi görünüyor. Yoksa klavye arkasına saklanan bazı delikanlıların egosu tatmin olsun diye birçok masum can yanacak. Daha önce olduğu gibi!.. Buna kimin hakkı var?

Kalamış Tesislerine bir iki sene önce de kafası güzel beş on kişi, tesisteki Galatasaray bayrağını indirmek amacıyla, saldırıda bulunmuştu. Ancak tesisin garsonları tarafından birazcık hırpalanmışlardı. Gerek yok böyle çirkinliklere! Hazmetmek lazım bazı şeyleri…
 
  23 Mayıs 2008 Cuma

zamorano

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 137
  • Yaş: 37
  • Yer: niğde
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #58 : 26. Mayıs 2008, 23:43:31 »
ya bu selçuk yula ne kadar adi yalaka bi insan ya kalamıştaki kutlama ve bayan basket maçı için saçma sapan beyinsizce konuşmuş gene aziz yıldırım bu adama kesin para yediriyo hala sindiremiyosunuz demi ezikler

fx35

  • Ziyaretçi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #59 : 03. Haziran 2008, 10:01:55 »
Polat eğer Emre'yi getirseydi, Galatasaray camiası fena halde bölünecekti. F.Bahçe, Adnan Polat'ı büyük sıkıntıdan, bölünmekten kurtardı
Aziz Yıldırım'ın kafasında futbolcu almak yok, G.Saray'a ceza vermek var. G.Saray'a ceza vermek uğruna F.Bahçe'nin 20 milyon euro'sunu sokağa atabilir
G.Saray'a caka satmak için Emre'yi transfer etti ama kendisini yetiştiren kulübü satmış bir futbolcunun yarın F.Bahçe ile ilişkisi ne olacak !

şikebahçe, Emre Belözoğlu'nu alarak sansasyonel bir transfere daha imza attı. Karşı çıkanlar da var, doğru bulanlar da...

 
Galatasaray'da yetişip büyük başarılar yaşayan Emre'nin şikebahçe'yi, şikebahçe'nin de Emre'yi tercih etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz ?
 
Bir defa Emre ile Galatasaray'ın ilişkisi İnter'e gittiği sene bitmişti. O sene Emre, Galatasaray'ın G'sini ruhunda taşımadığını, Galatasaray'ın umurunda olmadığını gösterdi. Galatasaray'a ihanet etti. Ben o zaman aynen böyle yazmıştım. 'Galatasaray'da yetişti' diye bir futbolcu, 'ömrünün sonuna kadar Galatasaray'da kalacak' diye bir şey yok. Hele İnter gibi bir takımdan teklif almışsa gider; gittiği zaman Galatasaraylılar da bundan gurur duyar. 'Bizim yetiştirdiğimiz bir adam dünyanın en büyük takımlarından İnter'de oynuyor' diye. Ama Emre bir Galatasaraylı gibi gitmedi. Faruk Süren de açıklıyor zaten, son senesinde, Galatasaray'ın pek çok maçında oynamadı. 'Ne olur ne olmaz, sakatlanırım, sakatlık transferimi etkiler' diye. Bir yığın bahane uydurarak, oynamaktan kaçtı. Galatasaray yönetimi Emre'ye dedi ki "Gitmene izin vereceğiz. Hatta yardımcı da olacağız ama önce Galatasaray ile sözleşme yap ki seni yetiştiren, seni Emre yapan kulübün de bu transferden para kazansın. İnter, Galatasaray'a transfer ücreti ödesin."

SÜREKLİ YALAN SÖYLEDİ

Emre oyaladı Galatasaray'ı. Ve ardından haberler çıktı, "Emre, İnter'e imza attı" diye. Emre bir basın toplantısı düzenleyerek "Hayır imza falan atmadım" dedi ve Galatasaray camiasına yalan söyledi. Emre'nin basın toplantısının ertesi günü İnter kulübü, yaptıkları sözleşmeyi resmi sitesine koydu. Son yılında baştan sona yalan söyledi Galatasaray'a; İnter'e rahat bir şekilde gidebilmek için... Ve de söylendiğine göre İnter 'Sakın Galatasaray ile sözleşme yapma. Sözleşme yapmazsan biz, Galatasaray'a ödememiz gereken transfer ücretinin bir bölümünü sana veririz. Sen biraz daha fazla para kazanırsın' demiş. Kendisi belki de biraz daha fazla para kazanmak için Galatasaray'ı sattı ve bitti. Şimdi bu Adnan Polat ve bazı Galatasaray yöneticilerinde Galatasaray'a ihanet edenleri geri almak gibi bir hava var. Ben fena halde kızıyorum bu tavırlarına. Galatasaray birini haksız yere gönderir ama sonradan gelenler bunu düzeltirler. Buna itirazım yok. Ama Galatasaray'a ihanet edip gidenlerin, ala-yi vala ile geri getirilmelerine ben fena halde kızıyorum.

İSTİFA EDECEKTİM !
 
Özhan Canaydın'ı yeniden başkanlığa seçtikleri için Galatasaray kulübü üyeliğinden istifa etmiştim. Adnan Polat, Emre'yi Galatasaray'a getirseydi, Galatasaray taraftarlığından da istifa edecektim. 'Artık bu kulübe taraftar olmanın da anlamı yok. Galatasaray'ı satanları baş tacı edenlerle ben bir arada olamam' derdim. şikebahçe, Adnan Polat'ı büyük sıkıntıdan kurtardı. Çünkü Adnan Polat transferi yapacaktı ve Galatasaray camiası fena halde bölünecekti. Benim gibi düşünenlerin sayısı çok fazla. Emre'den gelecek hayır, Allah'dan gelsin. Emre geri dönerse, Galatasaray'a ihanetin yolu açılır. 'Arkadaş sen 3 kuruş için Galatasaray'ı sat. Biz yarın sana yine kırmızı halı döşeriz. Sen de cakalarla geri döner, omuzlarda taşınırsın' demek olur. Oysa 'öyle bir ibreti alem tavır alınmalı ki bir daha kimse Galatasaray'ı satmayı aklından geçirmesin' düşüncesinde olanların sayısı çok fazla. Benim Galatasaraylı futbolcuların içinde en sevdiğim Okan'dır. Bunu defalarca da yazdım. Çok da farklı bir adamdır. Ben Emre'nin peşinden gittiği için Okan'ı dahi affetmedim, Galatasaray'a gelmesini istemedim ki Okan bu oyunun bir parçasıydı, planlayıcısı değil. Bütün işin beyni Emre'ydi. Gelelim şikebahçe'ye... şikebahçe, Emre'yi alabilir. Geçen sene, sezon içinde 30 tane söyleşi yaptıysak, bu 30'unda da ben "şikebahçe'nin bir oyun kurucuya ihtiyacı var" dedim. İşte oyun kurucu. Ama şikebahçe'deki bütün kararları tek başına alan Aziz Yıldırım, yönetim kurulunu kukla gibi kullanan Aziz Yıldırım doğru mu yaptı, şüpheliyim!.. Çünkü Aziz Yıldırım'ın amacının şikebahçe'ye bir orta saha oyuncusu bir oyun kurucu almak olduğunu düşünmüyorum. Açık ve seçik. Aziz Yıldırım bu transferi Galatasaray'a entegre olarak yaptı. Galatasaraylılara caka satıyor. 'Bakın ben sizin alacağınız, bunca yıllık Galatasaraylı bir oyuncuyu istersem alırım.' Ama yanılıyor. Psikolojik olarak yanılıyor. Çünkü Galatasaray'ı bölünmekten kurtardı. Oyun kurucu olarak bu kadar paraya Emre alınır mı? Newcastle'a, Emre'ye ödeyeceği parayı birleştirdiğin zaman bu 17 milyon euro'yu buluyor. Bunu Türk parasına çevirsek 32.5 milyon YTL. Bu paraya kimler alınabilir? Emre geçen sene Newcastle'da bir maç oynamadı. Kevin Keegan teknik direktör olduktan sonra hiç maçı yok. 2 dakika dahi sokmadı oyuna. Şimdi senin niyetin bir oyun kurucu almaksa ve bu Emre ise bu Emre bütün bir sezon İngiltere'de oynamamışsa, işte Türkiye'nin İsviçre'deki maçları, senin için güzel bir fırsat. Kendin gidersin ya da inandığın uzmanlarını gönderirsin, 'Şu Emre'yi izleyin bakalım. Bana hizmet eder mi, etmez mi? Ben buna aşağı yukarı 20 milyon euro'ya yakın para vereceğim; değer mi değmez mi bir bakın bakalım' dersin. Eğer yangından mal kaçırmıyorsan. Ama Aziz Yıldırım'ın kafasında futbolcu almak yok, Aziz'in kafasında Galatasaray'a ceza vermek var. Galatasaray'a ceza verme uğruna şikebahçe'nin 20 milyon euro'sunu sokağa atabilir. O kafada bir adam Aziz Yıldırım. Futbolcu analizi yapıyor olsa beklerdi. Turnuvadaki performansına göre karar verirdi. Ayrıca Emre'nin ciddi bir sakatlığı oldu İtalya'da... Hatta hasta olduğu hikayesi var. 'Ayda bir İsviçre'ye gidip tedavi oluyor' diyorlar. Söylenmedik şey yok Emre hakkında.

YILDIRIM HEP KALSIN

Kendisini yetiştiren Galatasaray'ı böyle satmış Emre'nin yarın şikebahçe'yle ilişkisi ne olacak! Emre ile ilgili bu kadar soru işareti varken yangından mal kaçırır gibi transfer edilmesini Aziz Yıldırım'ın anlatması lazım. Aziz Yıldırım'ın kafasında Galatasaray var. Galatasaray'ın şampiyonluğunu en çok gören şikebahçe başkanı olduğu için Galatasaray'a karşı kompleksi var ve bu onu yanlışlara sürüklüyor. Aziz Yıldırım, Emre'yi Galatasaray'a transfer ederek en büyük iyiliği yaptı. Bir zamanlar Fenerbahçelilerin en sevdiği başkandı Özhan Canaydın. "Aman Galatasaray'ın başından gitmesin" diyorlardı. Şimdi Galatasaray camiasının, Aziz Yıldırım'ı göklere taşıyor olması lazım. 'Allah razı olsun. Hep kalsın' demeleri gerekiyor.


Hıncal uluç / photomatch

ua_dodo_Bumblebee

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Ara 2007
  • İleti: 3140
  • Yaş: 46
  • Yer: adana
  • ULTRASLANTEPE
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #60 : 05. Haziran 2008, 08:37:45 »
gayet.net'in araştırmasında Galatasaray, en fazla taraftarı olan takım seçildi.
5.6.2008




Popüler arkadaşlık sitesi gayet.net’in 2.5 milyon üye üzerinden yaptığı özel araştırmada Galatasaray, yüzde 40 oranla Türkiye’nin en fazla taraftara sahip olan kulübü seçildi.

şikebahçe ikinci
Yıllardır süren, “En çok taraftarı olan kulüp hangisi?” sorusuna, popüler arkadaşlık sitesi gayet.net, yeni bir bakış açısı getirdi. Sitedeki 2.5 milyon üye üzerinden yapılan özel araştırmada, profil bilgilerine eklenen seçeneklere göre en çok taraftara sahip kulüp, yüzde 40 oranla Galatasaray seçildi. Cim Bom’u yüzde 35 ile şikebahçe takip ediyor. Sarı-Lacivertliler’in ardından yüzde 22 ile Şiketaş gelirken, Trabzonspor yüzde 3’lük oranla dördüncü sırada yer alıyor.

Tam 62 ilde lider
Araştırma sonuçlarına eklenen il dağılımı seçeneği ise üyelerin profillerine ekledikleri, ‘Yaşadığınız yer’ kategorisiyle belirlendi. Buna göre en çok Galatasaraylı’nın bulunduğu iller; Ardahan (yüzde 55), Gaziantep (yüzde 53) ve Diyarbakır (yüzde 52). En az Galatasaraylı ise yüzde 17 ile Trabzon’da. Toplamda Cim Bom 62 ilde taraftar üstünlüğe sahip. şikebahçe 18 ilde önde. Şiketaş’ın herhangi bir ilde üstünlüğü bulunmazken, Trabzonspor, kendi şehrinde yüzde 64’lük oranla zirvede.

kaynak: fanatik.com

Pascha

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: May 2008
  • İleti: 111
  • Yaş: 23
  • Yer: İstanbul
    • Sınıfımın Web Sitesi
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #61 : 06. Haziran 2008, 10:41:11 »
 Ayvalık'ta Galatasaray Gecesi
04.06.2008

Helal olsun sana Yiğit Şardan. Öyle bir şarkı yapmışsın ki Ayvalık çıldırdı!
Galatasaray Gecesi’ndeki Şampiyonluk kutlamaları arasında sıkça çalınan ‘Çıldırın’, Cim Bomluları bir an olsun yerine oturtmadı. Gül Allah gül, eğlen babam eğlen, zıpla babam zıpla, gece nasıl geçti anlayamadık…

Gecenin sorusu şuydu;
Kime Çıldırın deniyor?
Galatasaraylı deli mi kendi kendine çıldırın desin!
Rakiplere çıldırın diyor olmalı!
Görün şampiyon Galatasaray’ı; Çıldırın!
Tam da Ayvalık Çamlık’ta Tımarhane adasının karşısındayız…
Chadır Restaurant’da.
Şarkı Ayvalık semalarına yükselirken, adalarda yankılanıyordu…
Çıldırın, çıldırın, çıldırııın!

Mükemmel bir şampiyonluk gecesi yaşadık. Tam Galatasaray’a yakışır şekilde; asil, saygın, sevgiyle kol kola… Bayıldım, coştum, dans ettim, bayrak salladım.

Osman Tanburacı

Tayfun Can Demir

  • Editör
  • Mühendis
  • *
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 1827
  • Yaş: 31
  • Yer: Yalova
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #62 : 14. Haziran 2008, 03:29:49 »


GERÇEKLERİ TARİH YAZAR,
TARİHİ DE Galatasaray!




Avrupa'da, yarıştığı Tüm Kupaları alan
İLK ve TEK takım Galatasaray ;

Türkiye'nin İLK futbol takımı Galatasaray- (1905)
Dünya sıralamasında İLK On' da 1.sıraya giren İLK Türk takımı.
Devlet üstün hizmet madalyası alan İLK takım
UEFA Kupası'nı hiç yenilgi almadan kazanan İLK ve TEK Türk takımı
Üç yıldızı alan İLK takım
Türkiye Süper Ligi'nin İLK Şampiyonu
Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda Avrupa Kıtasını temsil eden İLK ve TEK Türk takımı
Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final'e çıkan İLK Türk takımı
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Yarı Final oynayan ilk ve TEK Türk takımı

İstanbul Şampiyonluğu'nu kazanan İLK futbol takımı - (1907-1908)
Yurt dışında İLK galibiyet alan Türk futbol Takımı - (1911)
Yurt dışında Türkiye'yi temsil eden İLK futbol takımı - (1911)
Şampiyonlar Ligi'ne katılan İLK Türk takımı
Avrupa'da, UEFA Kupası'nı hiç yenilgi almadan kazanan İLK takım
Balkanlarda UEFA Kupasını kazanan İLK ve TEK takım
Uluslararası maçlarda kendi sahasında ardarda EN çok galibiyet alan TEK Türk takımı - 20 kez

UEFA kupasını kazanan İLK ve TEK Türk takımı - (1 kez)
Avrupa Şampiyonu olan İLK ve TEK Türk takımı
Süper Kupa'yı kazanan İLK ve TEK Türk takımı - (1 kez)
İnternet Sitesine sahip İLK Türk takımı
İspanyolları deplasmanda yenen İLK Türk takımı.
İspanyolları eleyen İLK Türk takımı.
Bir sezonda 2 İtalyan takımını eleyen İLK Türk takımı (Milan-Bologna)
Bir sezonda 2 İngiliz takımını eleyen İLK Türk takımı (Leeds-Arsenal)
Türkiye 1. Ligi'ni na-mağlup bitiren İLK takım (1985-86)

EN fazla aralıksız şampiyon olan takım. - 4 kez üst  üste
Yerli hocayla EN çok şampiyon olan takım. Galatasaray - 9 kez
EN fazla şampiyonluk yaşayan futbolcular Hakan Şükür (8 Kez), Bülent Korkmaz (8 Kez)- Suat Kaya, Arif Erdem ( 7 Kez )
Bir sezonda EN fazla Avrupa Kupa maçı oynayan takım.- 18 kez (Süper kupa dahil)
Avrupa'da Şampiyonlar Ligi'ne EN fazla katılan takım Galatasaray - 10 kez
Türkiye Spor yazarları Kupası'nı EN fazla kazanan takım
Türkiye Kupası'nı EN fazla kazanan takım -14 kez
Cumhurbaşkanlığı Kupasını EN fazla kazanan takım - 10 kez
Avrupa kupalarında 1 sezonda EN fazla puan toplayan takım. - 17 maç 34 puan
Avrupa'da, bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla galibiyet alan takım. - 11 kez (Süper kupa dahil)
Bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla gol atan takım.- 35 gol (Süper kupa dahil)
Deplasmanda aralıksız EN fazla yenilmeyen takım.- 40 kez
Bir sezonda EN fazla maç yapan takım. Galatasaray - 59 kez (Süper kupa dahil)
Avrupa Kupaları'nda EN çok tur geçen Türk takımı. Bir sezonda EN fazla maç yapan futbolcu
HAKAN ŞÜKÜR - 54 maç 4697 dakika
Avrupa Kupalarında EN fazla maç yapan Türk takımı.
Türkiye liglerinde bir sezonda EN fazla gol atan takım. - 62-63 sezonu 105 gol
Türkiye liglerinde EN çok resmi kupa kazanan takım -56 kupa

Avrupa Kupalarındaki İLK Goller
1.GOL: Metin Oktay - 27.08.1956 (Galatasaray-Dinamo Bükreş:1-3)
100.GOL: Uğur Köken - 1.10.1969 (Galatasaray-Vatford:2-3)
200.GOL: Mirsad Seydiç- 20.10.1982 (Galatasaray - Avusturya Wien:2-4)
300.GOL: Uğur Tütüneker - 4.11.1992(Galatasaray - E.Frankfurt:1-0)
500.GOL: Tugay Kerimoğlu 5.11.1997 (Galatasaray - Sparta Prag:2-0)


Teşekkürler Galatasaray !
Teşekkürler; Bu gurur veren tablonun yaratılmasında emeği geçen herkese..
Eminiz daha birçok EN'ler ve İLK'ler vardır.
Teşekkürler Gözden kaçırdığımız bütün EN ve İLK'ler için....
İLERLEDİĞİN YOLDA HİÇBİR ZORLUKLA KARŞILAŞMIYORSAN O YOL SENİ DOĞRUYA GÖTÜRMEZ

ultrAslan-taner

  • G-A-L-A-T-A-S-A-R-A-Y
  • Kalfa
  • **
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 301
  • Yaş: 29
  • Yer: İZMİR/KavaklıDere Köyü
  • ŞAMPİYONLUK RUHUMUZDA VAR!!!
Ynt: Galatasaray ile ilgili köşe yazıları
« Yanıtla #63 : 26. Haziran 2008, 22:44:54 »
abi birtel ismet tongo okuyorum adam fb çok güzel laf sokuyor ya
\☻-------☻/---\☻/-----                                     
 --▌\-BiR-/▌-iKi--▌-ÜÇ-   GÖZ-GÖZ GÖZTEPE.....
- / \-------/ \-----/ -\