25. Kasım 2017, 11:22:55

Gönderen Konu: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.  (Okunma sayısı 10898 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

olumunegalatasaray

  • Murat Demir
  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Ara 2008
  • İleti: 838
  • Yaş: 37
  • Yer: Ankara
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #16 : 15. Temmuz 2009, 23:55:15 »
    Lincoln gönderilirse; diyelim yerine Deco geldi, veya medyada orda burda isimleri zikredilen oyunculardan biri Galatasaray’a transfer oldu diyelim. İyide arkadaşlar o zaman biz transfer yapmış olmayız ki. Bir zamanlar transfer bedelini Cem Uzanın finanse ettiği Mario Jardel’i saymazsak bu adam (Lincoln) yanlış bilmiyorsam 13.5 milyon Euro ile Galatasaray’ın kendi bütçesinden yapmış olduğu en pahalı transfer olma özelliği taşımaktadır. Her ne kadar sözleşme 4 yıl üzerinden imzalanmışsa da Galatasaray Kulübü söz konusu meblağın önemli bir kısmını ödemiş veya Klüp ödeme yükümlülüğüne  girmiş bulunmaktadır. Bu oyuncu ile ilgili yazılı ve görsel medyada yapılan spekülasyonların büyük bir kısmı  rakip takım yandaşı medya unsurları tarafından kurgulanmış ve her seferinde saçma sapan konular kışkırtılarak gündem yaratılmıştır. Bu tür durumlar her takımdan her oyuncu için diğer takımların sempatizanı köşe yazarları, haber müdürleri, gazete ve televizyon yayın direktörleri tarafından yıllardan beri sistematik olarak zaten yapılmaktadır. Gaye hem oyuncunun moral değerlerinin zayıflatılarak performansının düşürülmesi ,hemde oynamakta olduğu takımın huzursuzluk ve kaosa sürüklenmesidir . Elbette medyadaki bu karakteristik davranış biçiminin yegane nedeni yalnızca bunlar değildir. Gazetelerin satılabilmesi, programların izlenebilmesi için kitlesel refleksler  yani haber yaratılabilmelidir. Sıradan bir gazeteci  olmuş olacak veya olmakta olan bir olguyu haber yapmaktadır elbette. Ancak maharetli bir gazeteci küçücük ve aslında  önemsiz bir ayrıntıyı olağanüstü (Lüzumundan fazla)detaylandırır, hiç yoktan polemik yaratır, henüz olmamış ve belkide hiç olmayacak olayları varmış gibi lanse ederek hiçbir haber değeri olmayan şeyden haber yaratır. Artık haberin konusu olan olayın kahramanları acımasız ve yozlaşmış medyanın kısır döngüsüne ve güdümüne girmiş ve tamamen kendi iradesi dışında kurgulanmış bir olayın parçası oluvermiştir. Direkt ve endirekt olarak birbirine bağlı binlerce kişi futbolun medya uzantısından geçimini sağlamaktadır. Bazıları için eğlencelik bir oyun gibi düşünülse de bu insanlar için bir ekmek kapısıdır futbol.
Öteden beri hep düşünmüşümdür. Neden malum bir takım gazeteler transfer dönemi başlar başlamaz, her gün onlarca şöhretli oyuncuyu  özellikle üç İstanbul takımına transfer ederler? En nihayetinde şapka düşer kel görünür. Hepsi yalandır. Ama sonraki yıl ve bir sonraki ve daha sonraki yıl aynı kumpanya hep tekrarlanır ve bir çoğumuz o gazeteleri her gün satın alır,hevesle ve aslı astarı olmayan bir iyimserlikle baştan aşağı bir satırını atlamadan okuruz.
Gazete ne için alınır? Haber için, olaylardan ve olgulardan haberdar olmak için. Esasen en iyi haber yorumsuz olandır. Yorum taraf olmak demektir. Oysa haber kusursuz bir objektivite gerektirir. Özellikle futbol ile ilgili olan yayınlara şöyle bir bakınız,  % 98’i yorumdur, yüzde biri bu yorumların üzerine inşa edildiği asparagas (uydurma) haberler, geriye kalan % 1ise gerçek haberdir. İşte bizler o gazeteyi okurken,  okuduklarımızın yalan olduğunu bilmemize rağmen o % 1’lik doğruluk ihtimali anlaşılması güç bir ilgi yaratır bizde. Çünkü takımımızla ilgili 10 transfer haberi varsa, bu 10 haberden her birinin doğru olma ihtimali % 1 bile olsa mevcuttur. Anlaşılması güç bir durumdur bu. Ancak gerçek şuki yalan bile olsa o haberleri okumak tuhaf bir şekilde hepimizin hoşuna gitmektedir. Cuzi bir ücret karşılığında bizim yerimize başkaları hayal kurmaktadır ve biz bu başkaları tarafından kurulmuş hazır hayaller ile mutlu oluruz. Öte yandan  bu asparagas haberlerin hiç yapılmamış olduğunu varsayalım. Bu gazetelerin gerçekten habercilik yaptığını yani Deconun, Santosun transfer haberlerini değilde Metin Oktay tesislerini,Samandıra yı, Nevzat Demir’i  anlatan belgesel tadında bir gazete,veya Futbol AŞ. İle Sportif AŞ nin nasıl birleştirileceğini  veya  Wimbledon tenis turnuvasında Junior kategorisinde ilk defa bir Türk oyuncunun boy göstereceğini. Buz hokeyi milli takımının Kanada ya uçtuğunu. Bisiklet milli takımının Antalya’da kampa girdiğini filan yazan gazeteleri hangimiz satın alarak okumak isterizki?? Hiçbirimizin bu gazetelere sövüp saymaya hakkı yok aslında. Çünkü talep her alanda olduğu gibi kendine özgü bir arz yaratmaktadır. Biz bunu istiyor ve bunu hak ediyoruz. Onlarında eve ekmek götürebilmek için o gazeteleri satabilmeleri gerekiyor ve aslında her şey tam olarak olması gerektiği gibi oluyor, basit ve eğlenceli bir oyun bu ve gerçek şuki hepimiz oldukça eğlenmekteyiz.
Bütün bunları Lincoln konusu ile nasıl bağdaştıracağıma gelince. Lincoln’e bir çoğunuz kızdınız, sövdünüz saydınız. Peki sebep nedir?? Efendim oynamadı… Efendim şımardı… Efendim koşarken düştü… Efendim gözünün üstünde kaşı var. Peki ama biz bu adamdan ne bekliyorduk? Bir Ronaldo bir Messi bir Ribery gibi nerede ise tek başına rakibi sürklase edecek, atacak, attıracak boş alan yaratacak, kendisini marke edecek 2-3 oyuncu ile rakibi eksiltecek ve biz şampiyon olacağız… Hamburg’u perişan edecek ve ezeli rakibin stadında bir kez daha kupa 2’nin sahibi olacağız. Yahu bu adamın gerçekten böyle olağanüstü maharetleri olsa, Chelsea, Manchester United, Barcelona Real Madrid, Milan gibi klüpler varken neden Galatasarayda oynasınki ??? Ayıkken rüya görmeyelim arkadaşlar. Şimdi bu durumu bir analiz edelim bakalım. Fransa Türkiye milli maçında Ribery oyuna girdikten sonra adamın neler yaptığını (yapabildiğini) sanırım hepiniz gördünüz. Bu gün dünya futbolunun gündeminde olan bu oyuncu birkaç yıl öncesine kadar Kulübümüzün sözleşmeli oyuncusu idi. Şayet transfer taksitleri zamanında ödenseydi bile acaba Galatasaray da kalıcı olacakmıydı? Veya böyle bir performans söz konusu olabilirmiydi??? 98 yılında Galatasaraydan Valencia ya olaylı bir şekilde transfer olan Adrian İlie örneğini hatırlayınız.
90 yılında o zamanlar futbol şube sorumlusu olan Adnan Polat zamanında  Galatasaray’ın gelmiş geçmiş en iyi oyuncu transferlerinden biri  Roman Kosecki ispanyadan teklif almış, takımdan ayrılmasına izin verilmeyince Klübün ödediği paraları yerlere saçarak paraların üstüne basmıştı (adam hangi kanaldan gireceğini iyi biliyormuş profesyonel bir idareci bu  numarayı yutmazdı). Bunun üzerine bizim hercai yöneticiler, lan sen bizim paraların üstüne nasıl basarsın deyyus nidaları ile sözde kovduk süsü vererek Koseckiyi  Osasunaya uğurlamışlardı.
Bunları neden anlatıyorum? Gerek Galatasaray gerekse diğer Klüplerin tarihinde dünya çapında (yabancı) oyuncular yok denecek kadar az olmuştur ve Hagi ve Prekazi haricinde hiçbiri bir devamlılık ve nihai son düşüncesi ile bu Klübün  ve diğer Türk klüplerinin oyuncusu olmamıştır. 
Kaldıki bu gün kendi oyuncumuz olan  Arda Turan’ın menajeri bile bir takım açıklamalar yapıyor ve bu yıldan sonra Ardanın Galatasaray dan ayrılacağı sinyallerini veriyor. Peki Ardanın teklif aldığı takıma bir bakarmısınız:  Tottenham… Kendi stadı dışında Avrupa nın veya dünyanın herhangi bir yerinde maç oynansa, beş yüz kişiyi tribüne toplayacak dirayeti yeterliliği olmayan sıradan bir ada takımı…Tanju çolak kariyerinin zirvesinde iken bir takım abuk subuk Avrupa takımlarından aldığı teklifleri, bu takımlar Galatasaray dan daha büyük takımlar değil diyerek kökten reddetmiş, hatta bir yunan Klübünden dalga geçer gibi transferi karşılığında egede bir ada istemişti.
Şimdi bir düşünelim bakalım. Siz bu Lincolnden istisnası olmaksızın her maç için vasatın oldukça üzerinde bir performans beklentisi içindesiniz. Ancak makul düşünmemiz gerekirse böyle bir şey mümkün değildir. Bütün bir lig boyunca oyuncu yeri gelir buz üzerinde yeri gelir vıcık vıcık bir çim üzerinde, yeri gelir bilardo masası gibi bir zeminde futbol oynar. Nasıl ki arazi aracı asfaltta, asfalt arabası arazide varlık gösteremezse oyuncularında kendilerine has teknik özellikleri  belli bir kapasiteleri vardır. Örneğin geçen yıl  Ankara deplasmanında asaş stadında Ankarasporla 0-0 berabere kaldığımız lig maçında, maç, futbol oynanması mümkün olmayan bir rüzgar altında oynandı. Böyle bir müsabakanın akabinde Lincoln’ü  veya başka bir oyuncuyu kötü oynadı diye eleştirmek mümkünmüdür??? Öte yandan neden her kötü sonuçtan sonra kabak hep Lincoln ün başına patlar? Efendim adam bir çuval para alıyormuş bilmem neymiş. Arkadaş adam bir çuval para alıyorda diğer futbolcular  öpücükmü alıyorlar? Ayrıca şunun çok ama çok iyi bilinmesi gerekir. Lincoln, transferinde söz konusu olan meblağın önemli bir bölümünü takımda oynadığı için değil, isim ve imaj hakları çerçevesinde imzalamış olduğu mukavele ile almaktadır. Adam ayağını topa değmese bile onbinlerce  Lincoln temalı ürün Klüp tarafından satılmış paraya çevrilmiştir. Bu durumun Lincoln ün oyunculuğu ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrı bir mukavele konusudur bu. Futbol ile ilgili mukavelenin  4 yıllık olduğuda düşünülürse Lincoln ün oyuncu olarak aldığı paranın  takımdaki diğer oyunculardan çok yüksek olduğunu düşünmüyorum. Futbolun nankör bir meslek olduğu elbette doğrudur. Ancak sezonun ortasında üstelik tamda rahmetli Meira nın arıza vermeye başladığı kritik dönemde bana şu kadar para vermezseniz falanca yere giderim filanca takıma mukavele imzalarım tehditleri savuran Servet in, takımı neredeyse sabote etme noktasında vukuatlı bir sonraki hafta tribünlerin önünde forma öpüp yere kapanan Sabrinin, sahada nerede ise yürüyerek top oynayan oyuncuların bir sezonluk hezimetten sonra hiç adı anılmayacak; bütün suç, bütün kabahat Lincoln de, defolsun gitsin öylemi? Yapmayın arkadaşlar, komik hatta ayıptır bu kadarı, lütfen makul ve akılcı düşünelim öyle davranalım.

 
biz lincolnden ronaldo olmasını beklemiyorduk. kassaydı belki birazcık yaklaşabilirdi ama, bizim asıl beklediğimiz, onun adam olup, kalbini koyup oynamasıydı. sen olaya sadece ''ronaldo gibi olsaydı barcada oynardı'' diye bakmışsın. adam olsaydı antrenman yaparmıydı peki? ''efendim oynamadı''. bu şikayetin ronaldo olmakla ne ilgisi var, bana açıklarsan, mutlu olurum. dingonun ahırı diil burası. gerçekçilik mi istiyorsun?burası Galatasaray, belki barcelona kadar başarılı diil ama bir camia olarak saygı duyulacak bir takım. bir futbol takımı. anlatabildim mi? fut-bol. profesyonel olanından. oyun parkı değil.

murat baba

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Haz 2008
  • İleti: 926
  • Yaş: 39
  • Yer: bruksel
  • turkiyenin gururu tek buyuk
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #17 : 18. Temmuz 2009, 11:54:41 »
insallah saglam bir tokat da fifa dan yer ssssssssseeeeeeeeeerrrrrrrreeeeeeeefffssssssiiiii iiizzzzzzzzzzzzzzzz

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #18 : 26. Temmuz 2009, 05:02:21 »
  Anlatılan şey ile anlaşılan şeyin farklı olmasını her zaman dramatik bulmuşumdur. Öyle anlaşılıyorki yazının bir kısmını okuyarak bir sonuca varmaya çalışmışsın, ve evet bir sonuca varmışsında. Ancak bu konuda seninle biraz farklı düşünüyor olduğumuz aşikar. Ben Cassio Lincoln'ün çok meraklısı değilim, bir futbolcu olarak veya bir insan olarak onda bulunan kusurların müdafaasını yapıyorda değilim. Ancak takımımızda şu veya bu nedenle bir trajedi yaşanmaktadır ve bu trajedi bu yıl büyük ölçüde Lincoln ile ilgili olduğu için bu oyuncudan bu kadar bahsetme gereği duyduğumu ifade etmek istiyorum.

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #19 : 26. Temmuz 2009, 05:05:28 »
  Büyük oyuncular sahada önemli başarılara imza atarken çoğu zaman oynadıkları takımlara bunun bir bedeli olmaktadır ve bu bedel yalnızca bonservis bedeli veya oyunculara ödenen para değildir. Diego Maradona 6 yıl süren İtalya kariyeri boyunca Napoli takımına tarihinde görülmemiş bir başarı hikayesi armağan etmiştir. Öyleki tuhaf ama hemen hemen her maç istatistiki olarak 40-50 faul ortalaması ile oynayarak topun maçın büyük bir bölümünde rakip sahada kalmasını sağlayarak takımının hücum hattının olduğu kadar savunma oyuncularının da işini kolaylaştırıyordu. Oyuncuya bu kadar çok faul yapılmasının en önemli nedeni, Maradona birkaç oyuncu tarafından ağır markaj altındayken bile adeta kumpasla ölçülmüş gibi milimetrik paslarla ve çoğu tek hamleyle gol pozisyonu yaratıyor veya oyunu çok iyi okuma özelliği ile rakip tarafından bir şekilde ihmal edilmiş boş alanlara topu sokarak birkaç hamleden oluşan çok etkili hücum atraksiyonları yaratıyordu. Bu şekilde hiçbir özelliği olmayan sıradan bir kasaba takımı görünümündeki Napoli çok büyük bir yatırım yaparak satın aldığı Maradona ile 1989 yılında, tarihinde ilk defa büyük bir kupa(UEFA kupası) kazanmıştır. Napoli’nin tüm rakipleri takımın Maradona dışında  çok etkili oyuncusu olmadığını, Maradona’yı oyundan kestiklerinde oyunun lehlerine dönebileceğini iyi bildikleri için sahanın herhangi bir yerinde topla buluşur buluşmaz oyuncuya faul yapıyorlardı. Hiç şüphe yok ki o günün şartlarına göre tek bir yıldız oyuncuyla sonuca gitme metodu günümüz futbolunda artık hiçbir işe yaramamaktadır. Nitekim üst düzey organizasyonlarda mücadele eden kulüpler akıl almaz paralar ödeyerek kadroların yarısından çoğunu yıldız oyunculardan kurmaktadır böylelikle uygulamada markaj gibi basit önlemlerle etkisizleştirilemeyecek kadar kompleks bir futbol yapısı ortaya çıkmaktadır.
Napoli örneğindeki Maradona, takımın idmanlarına canı isterse çıkıyor istemezse mazeret bile göstermeksizin çıkmıyordu. Hatta bir keresinde takımın bir deplasman maçına takım ile birlikte gitmemiş kulüp başkanından kendisi için bir özel uçak kiralamasını bile istemiştir.   

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #20 : 26. Temmuz 2009, 05:07:31 »
    İzinli olduğu bir gün, bir gece kulübü veya diskoda görüntülenen Lincoln, dallama ezikbahçe basını tarafından yerin dibine sokulmaya çalışılırken Wagner Love ve Robinho eskort kızlar ve porno aktristleri ile alem yapıyor. Cristiano Ronaldo’nun Oliveira Anderson ile birlikte 6 eskort kız ile  grup sex skandalı ve dünya futbolunun en üst düzey gündeminde olan sayısız futbolcu ile birlikte anılan skandal ve rezaletler, bunlar ilk aklıma gelenler. Küçük bir araştırma ile onlarca yüzlerce örnek bulunabilir…
Canımı oldukça sıkan önemli şeylerden biridir. Efendim falanca oyuncu şöyle yaptı filanca oyuncu şu kadar para istedi eyvah takımda dengeler bozulacak bilmem hangi oyuncu diskoya gitti falanca futbolcunun tişörtünde tabanca resmi vardı,efendim topluma örnek olması gereken bir sporcunun kıyafetinde tabanca resmi olurmuymuş sportmenlik ahlakına sığarmıymış falan filan. Bunlar ne kadar saçma şeyler.
Kardeşim benim takımımın bir oyuncusu eğer sahaya çıktığında birkaç hareket ile oyunun neticesine tesir edebiliyorsa, topu ayağına aldığında tribünleri kışkırtacak kadar klas ve ismi ile rakiplerin daha maça çıkmadan motivasyonunu eksiye düşürebiliyorsa, kimse kusura bakmasın o oyuncu özeldir ve kaçınılmaz olarak ayrıcalıkları olacaktır. Daha çok para alacak ve daha çok şımaracaktır, onun kusurlarına daha fazla tolerans gösterilecektir. Hiç şüphe yokki yaşamda kusursuz bir adalet olmasını hepimiz arzu edebiliriz. Ama bu bir ütopyadan başka bir şey olamaz, çünkü tabiatta işler böyle yürümüyor. Bazı kişiler güzel/yakışıklıdır ve çekicidir ve şirindir bazı kişilerde çirkin bet ve sevimsizdir. Kimisinin sesi güzeldir, kimisinin telepatik güçleri vardır, kimisi çok zeki kimisi aptalın önde gidenidir, kimisi bir özel konuda Allah vergisi yetenekli, kimisi tam bir kazmadır. Portre gibi bir kadınla her tarafı orantısız çirkin ve sevimsiz bir hilkat garibesi aynı kefeye koyulurmu? Büyük bir firmada hem güzel/yakışıklı ve sevimli hem akıllı ve işi bilen hemde yetenekli(işte bu mucize) bir kadın/erkek kariyerinde ilerleme sağlamışsa, bu özelliklerin hiç biri yada biri, ikisi eksik olan bir kadın/erkek çalışan neden ben değilde o her şeyi alıyor diyerek mızmızlanıyorsa bu kişi hayatı ve tabiatı ve sosyal yapıyı hiç ama hiç anlamamış demektir. Bu, suyun başına inmiş bir zebranın, bir aslan tarafından saldırıya uğradığında canını kurtarmaya çalışırken, neden aslanların pençeleri ve güçlü çeneleri olduğunu sorgulamasına benzer. Herkes resim yapabilir ama Picasso Da Vinci veya Salvador Dali tablolarına milyonlarca dolar ödenmektedir. İşte tuval işte fırça ve boya seni kim tutuyorki sende yap. Haftada 2-3 tablo yapsan birkaç ay içinde dolar milyoneri olursun… 

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #21 : 26. Temmuz 2009, 05:08:45 »
    Yaşam başlı başına acımasız bir rekabetin oyun alanıdır zaten. Ancak şaşırtıcı bir şekilde çoğu zaman fırsat eşitliği vardır. İşte saha, işte forma, işte top, işte seyirci, çık sahaya şovunu yap, maçı kopart, seyircinin gönlünü kazan, bunu başarabilecek kadar kabiliyetli ve özel değilsen o zaman kapa çeneni. Sen sadece işini yap, fazla şımarma, efendi ol, akıllı ol, adam ol!!! Çünkü yaratılış gereği evet aslanların keskin pençeleri ve güçlü çeneleri vardır ve hızlıda koşarlar ancak çabucak yorulur ve avdan vazgeçerler. Saldırıya uğrayan bir zebra ise gerekirse kilometrelerce hız kesmeden ve yorulmadan koşabilir. Ancak hiçbir hayvana yorulmadan koşabildiği için ormanların kralı denmemiştir o şeref aslana ait. Aslanın ve zebranın antilobun vesairenin yeri konumu ve değeri bellidir. Sosyal yaşamda insan olarak sahip oldukları karakter, kişiler hakkındaki değer yargılarımızı belirliyor olsada prensip olarak her insanı kendisi bunu mümkün olamayacak hale getirmedikçe eşit görmekteyiz. Ancak futbol sahası, kişilik, karakter teşhir edilen bir yer değil, yeteneklerin klasın ve motivasyonun teşhir edildiği bir şov yeri olarak bilinir. Bu bağlamda maçın başlama düdüğü çaldığında sahada artık eşitlik diye bir şeyden bahis edilemez. Sıradan oyuncular ve teknik ekip sıra dışı oyuncuları bir velinimet gibi bilmeli ve elbette böyle oyuncuların değerinide bilmelidir ve böyle olduğu için takımda dengeler bozulacak, disiplinsizlik baş gösterecekse kusuru yönetim ve idare şeklinde aramak gerekir. Çünkü futbol bir şov oyunudur ve bizler çil çil paraları sıradan oyuncuların nasıl deli gibi koşturabildiklerini izlemek için saymıyoruz gişelerde. Bizler o paraları topa hükmeden, bazen fizik kurallarıyla dalga geçen ve topla ve topsuz, sıradan oyuncuların asla yapamayacağı şeyleri yapabilen oyuncular izlemeye gidiyoruz. Cassio Lincoln böyle bir oyuncuydu. İlk sezonunda bacak ve baldırlarındaki morluklar gazetelere bile konu olmuştur. Tam işimize yaramak üzereyken  Feldkamp hazretlerinin tipik alman statükoculuğu ile lüzumsuz kaprisleri, Skibbe’nin doğru iletişim kuramaması veya belkide basının ara gazları ile yöneticilerin yersiz ve gereksiz müdaheleleri, Bülent kaptanın ben yıldız mıldız tanımam benim bildiğim yıldız çoban yıldızıdır havaları, takıma önemli katkıda bulunabilecek bir oyuncunun kaybedilmesine neden olmuştur. Lincoln’ün canı cehenneme ben burada onu müdafaa etmiyorum, yerine aynı ayarda adam alınabilse bile ülkeyi tanıması takıma adapte olması kıl tüy derken yine bir sezon, iki sezon verim alınabilmesi kolay bir şey olmasa gerek. Lafla peynir gemisi yürümüyor ucuz sloganlarla hiçbir zaman bir yere varılmaz. Yok efendim hiç kimse Galatasaraydan büyük değildir yok herkes haddini bilmeli, bu tür cümleleri kullanan yöneticiden bi cacık olmaz. Bu tarz düşünen ve düşündüklerini bu biçimde seslendiren kişiler Galatasaray klübünün ve camiasının çapını ve potansiyelini anlayamamış kavrayamamış kompleksli insanlardır. Siz hiç, kimse Barselonadan kimse Manchester’dan kimse Bayern Münihten Juventustan daha büyük değildir, şöyle yapıcaz böyle yapıcaz diyen bir yönetici duydunuzmu??? Bu ülkemize özgü bir sonradan görmelik, altında derin kompleksler yatan şark usulü ve akılcılıktan oldukça uzak bir davranış biçimidir..Uluslarası futbol camiası hangi oyuncuya ne kadar ceza verdiğinle ilgilenmez, hangi kupanın kazanıldığı ile skor ile ilgilenir.Teknik direktöründen idarecisine kadar akıllı bir yönetim, geçen yıl Lincoln’ün Almanyadaki maçlarda gösterdiği performansı sezonun ikinci yarısınada yansıtabilmenin bir yolunu bulur, bu Lincoln denen şerefsizi zehir olsa içer,taş olsa bağrına basar, bir şekilde birine satar kurtulur, en kötü ihtimalle parasının üzerine birkaç milyon euro koyar onun görevini yapabilecek başka bir oyuncu alırdı. A Class klüplerin Teknik direktörleri bile oyunculara böylesine katı ve tepeden inme dayatmacı bir tavır koymamaktadır. Kaldıki bizimki gibi kulüplerin en büyük handikapı, B Class takımlarda klas oyuncu çoğu zaman kendisini oynadığı takım için lüks görmekte, istikrarlı bir çizgide kalabilmek için kendisini mecbur hissetmemektedir. Örneğin Real Madrit gibi bir takımda oynayan oyuncu için orası çıkabileceği en son noktadır ve ihmalkar davranması halinde kısa bir zamanda satış listesine koyulur. Oyuncu bilir ki lig maçları bile onlarca ülkede naklen yayınlanmakta ve 150 in üzerinde ülkenin futbol medyası tarafından izlenmekte ve en azından özet görüntüler yayınlanmaktadır. Bu İngiltere ligi içinde böyledir popülizminden çok şey kaybetsede İtalya ligi içinde böyledir. İki sezon önce bizim basın ulemaları, ezikbahçenin çakma Brezilyalıları nasıl oluyorda ligde sefilleri oynarken Avrupa maçlarında iyi performans gösteriyor uzun uzun buna kafa yormuşlardı. 
« Son Düzenleme: 26. Temmuz 2009, 05:44:43 Gönderen: H@run_73 »

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #22 : 26. Temmuz 2009, 05:09:46 »
    Büyük Atatürkün “Ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklı olanını severim” cümlesi elbette şık ve ideal olanıdır, ancak profesyonelliğin kurumsallaşmanın olmadığı olamadığı bir durum kendi istisnalarını yaratmaktadır. Bizler liglerimizde oynayan oyuncuların hiç birini akademilerden yetiştirmedik. Hala sokaktan, yerel liglerden adam toplayan klüpler var. Bu şekilde yetenekli oyuncular elbette bulunur ama hem yetenekli hem akıllı hemde ahlaklı oyuncu bulabilmek için mucize kelimesi çok uygun olacaktır. Zira yetenek anadan doğma edinilmiş bir özellik, erdem ve ahlaki değerlerin nerede ise tamamı eğitim öğrenim ile sonradan edinilen şeylerdir.  Lincoln’ün memleketi olan Brezilya’da bu konuda bizden farklı değil. Yani amiyane bir tabir ile Brezilyadan yetenekli futbolcu çıkar çıkmaya da, mert babayiğit adam gibi futbolcu çıkarmı çıkmazmı tartışılır.
Bu konuyuda bir sonuca bağlamamız gerekirse bu yılda şu ana kadar gördüklerim daha önce defalarca izlediğim bir filmin fragmanına benziyor. Geçen seneki takıma ne katıldı???

Leo Franco; iyide kardeşim bizim zaten bir yabancı kalecimiz vardı.Frankoyu neden takıma takviye gibi gösteriyorsunuzki kale boşmuyduki(Ümit ediyorum Franco daha başarılı oluri o zaman ona bir artı gözüyle bakabiliriz)


Gökhan Zan; yararlı olabileceğini düşünüyorum, Servet Çetin ile kanka durumlarında bir değişiklik olmazsa uyumlu ama ağır bir ikili olacak. Bu arada Marsilyaya transferi gerçekleşmeyen Servet’in bazı kişilerce sanki yeni bir transfer gibi takımın lehine iyimser karşılanması lüzumsuz geliyor bana. Bu oyuncu geçen yılda bu takımın bir oyuncusuydu Serveti bir artı olarak kabul etmek mümkün değil, kaldıki Avrupa şampiyonasında milli takım formasıyla gösterdiği performans ne bu sezon ne başka bir sezon için garanti değil.


Mustafa Sarp; ne getirir ne götürür belli değil.


Abdülkader Keita; tam bir muamma, büyük beklentimiz var bu oyuncudan.


ee… başka???


Başarısız olmuş bir takım, sözde takviye edildi. Ben bir takviye göremiyorum. Siz görebiliyormusunuz???

Bırakınız takviyeyi Barosh’u Barosh yapan adamımızı, duran top ve uzaktan şutlar hariç her üç gol pozisyonundan ikisinin içinde mutlaka parmağı olan en pasif gününde bile rakibi tedirgin eden Arda ile birlikte en büyük hücum silahımızı kaybettik!!! Üstelik asparagas Deco söylentileri dışında muadili henüz gündemde bile değil. Neyin muhasebesini ve nasıl yapıyorsunuz? Ben Lincoln’ün anasına avradına sövmek istemiyorum, bu bana ne kazandıracakki. Ben sahayı rakibe dar eden, tüm hatlarıyla kaliteli bir takım görmek istiyorum. Lincoln’ün saha dışındaki davranışlarını, özel hayatını, saha dışındaki disiplinlinsizliğini tartışmak oyuncuya veryansın etmek istemiyorum. Çünkü bu benim işim değil, benim görevim değil, beni bağlamaz, bana ne!!! Ben maç başladığında sahada 90 dakika ne gördüğümle ilgilenirim. Diğer konular aslında benim, bizim, değil yöneticilerin sorunu onların meselesidir. Bana, bize, bakın bu adam yaramaz böyle yaptı şöyle etti bizde kovduk diyerek konuyu çözmüş olmuyor yönetim. Çünkü bu bir çözüm değil. Ne zaman yerine bir adam koyarsın, o zaman kim olursa olsun kovarmısın futbol hayatınımı bitirirsin o senin bileceğin iş. Hali hazırda bu sezon  Lincoln’ün yerini doldurabilecek bir oyuncu transfer edilmesi halinde tekrar sakatlanmaz ve iyi form tutarsa Linderoth ve takıma uyum sağlayabilirse Keita ciddi anlamda katkı sağlayabilir. Şayet transfer yapmaktansa yok Arda’yı göbeğe çekelim 10 numarayı verelim gibi saçmalıklarla Lincoln’ün eksikliğini doldurmaya çalışırlarsa özellikle UEFA Avrupa liginde üst düzey müsabakalarda iyi bir netice alınabileceğine inanmıyorum. 
« Son Düzenleme: 26. Temmuz 2009, 05:53:14 Gönderen: H@run_73 »

WickedJackal

  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Eyl 2008
  • İleti: 532
  • Yaş: 31
  • Yer: Londra/İngiltere
  • Tarihin Yeter Cimbomum!!!!
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #23 : 26. Temmuz 2009, 16:12:59 »
Tamam dostum anladım,relax. :sabirsiz: Sen sevme Lincoln'ü. Umarım kalır,kalır ve kendisi hakkında bu kadar negatif düşünenlerinde kalbini kazanır başka ne diyelim..
niye kalıyomuş yaa?? nereye kalıyomuş kendisini sevmeyenlere aksini falan kanıtlıyomuş... o topitop gitti...sözleşmesi tek taraflı fesih edildi... okumadınızmı.... Lincoln byebye...
MCMV

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #24 : 26. Temmuz 2009, 20:15:18 »
niye kalıyomuş yaa?? nereye kalıyomuş kendisini sevmeyenlere aksini falan kanıtlıyomuş... o topitop gitti...sözleşmesi tek taraflı fesih edildi... okumadınızmı.... Lincoln byebye...

Okumadım.Okumayı hiç sevmem ben,nefret ederim okumaktan ;)

turuncu

  • Ziyaretçi
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #25 : 26. Temmuz 2009, 20:49:27 »
cehennemin dibine kadar yolu var o it herifin ama hala kalmasını istiyenler var bravo size zaten sizede anca bu karakterde futbolcular yakışır

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #26 : 27. Temmuz 2009, 20:22:52 »
cehennemin dibine kadar yolu var o it herifin ama hala kalmasını istiyenler var bravo size zaten sizede anca bu karakterde futbolcular yakışır

Aslında böyle bayağı, laubali mesajları yanıtlayacak kadar zamanım olmasada bu şekilde yazılar yazmaya hakkınız olmadığını birilerinin sizlere hatırlatması gerekiyor.Yazılanları hiç okumamış olduğun veya yalnızca bir kaç paragraf okuduğun belli. Okumak istememiş olabilirsin,zamanın kısıtlı olabilir,okumayı değil yazmayı seviyor olabilirsin. Ancak okumadığın bir yazı ile ilgili anlatılmak istenen temanın ne olduğu hakkında hiç bir fikrin olmaksızın yorum yapıyor olman hoş değil.Onuda boşverelim,diyelimki ben veya bir başkası Lincoln'ün takımda kalmasını istiyoruz diyelim,sadece seninle aynı fikirde olmamamız nedeniyle Lincoln karaktersiz sizde öylesiniz mi demek istiyorsun ne diyorsun??? 

sepultura

  • Ziyaretçi
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #27 : 27. Temmuz 2009, 20:35:52 »
valla harbi adamları harcayalım bunun gibi karaktersizlere bir şans falan daha mı verelim diyorsun..bir makale de Kaptan Bülent için falan koysaydın...Bu kadar yazıyı bırak okumayı bu adam için o kadar satırı eklemen bile hata..bu kadar yazıyı okuyacak bir insan az bulunur ki içinde Lİncoln var ise..
Kim olursa okuruz Hagi,Metin Oktay,Ergün,Hakan Şükür,Arif..örnek çok...Tespitlerin doğru olabilir ama bu adam varken CL ye giremedik biz..Uefa da her şey bir yana( sakatlıklar vs.vs.) Hamburg maçında ki o umursamaz tavırları bana yeter de artar..
Lincoln geri döneceğine allah korusun..Emre Çolak oynasın bin kat daha iyidir..

olumunegalatasaray

  • Murat Demir
  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Ara 2008
  • İleti: 838
  • Yaş: 37
  • Yer: Ankara
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #28 : 29. Temmuz 2009, 01:14:35 »

Kardeşim benim takımımın bir oyuncusu eğer sahaya çıktığında birkaç hareket ile oyunun neticesine tesir edebiliyorsa, topu ayağına aldığında tribünleri kışkırtacak kadar klas ve ismi ile rakiplerin daha maça çıkmadan motivasyonunu eksiye düşürebiliyorsa, kimse kusura bakmasın o oyuncu özeldir ve kaçınılmaz olarak ayrıcalıkları olacaktır. Daha çok para alacak ve daha çok şımaracaktır, onun kusurlarına daha fazla tolerans gösterilecektir.

 
arkadaşım okeyde bu herif oynayamıyo, biz bunu eleştiriyoruz zaten! cronaldo yok şu bu. alex ferguson ronaldo için ne demiş bilirmisin? ''cristiano hiçbi antrenmanı kaçırmazdı canla başla çalışırdı''. ok. sonra gitsin kimi şaaparsa yapsın. profesyonellik bu işte. bu bir meslek. öğrenci çok çalışsın iyi not alsın, isterse sonra dışarda top oynar hesabı. böyle oyuncular özel hayatlakariyerlerini ayrı tutuyorlar. lincolnun hayat felsefesi sahaya da yansıyodu. sorun buydu.

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #29 : 29. Temmuz 2009, 21:20:14 »

 
arkadaşım okeyde bu herif oynayamıyo, biz bunu eleştiriyoruz zaten! cronaldo yok şu bu. alex ferguson ronaldo için ne demiş bilirmisin? ''cristiano hiçbi antrenmanı kaçırmazdı canla başla çalışırdı''. ok. sonra gitsin kimi şaaparsa yapsın. profesyonellik bu işte. bu bir meslek. öğrenci çok çalışsın iyi not alsın, isterse sonra dışarda top oynar hesabı. böyle oyuncular özel hayatlakariyerlerini ayrı tutuyorlar. lincolnun hayat felsefesi sahaya da yansıyodu. sorun buydu.

   Murat Demir kardeşim. Yazdıklarına itirazım yok. Aslında aynı şeyi düşünüyor, aynı şeyleri hissediyoruz. Diğer yorum yapan arkadaşlarla da bir fikir ayrılığımız yok. Tabiî ki yazdıklarım oldukça teferruatlı, uzun ve yorucu olduğu için belki de okuma zahmetine katlanmadan Lincoln konusunda oldukça dolu arkadaşlar, tam olarak ne olduğunu anlamadan sanki ben Lincoln’ü müdafaa ediyormuşum gibi bir algılamayla yorum yapıyorlar. Ben yazılanları okumadıkları için kimseyi eleştirmiyorum, ancak okumadan da yada ara ara birkaç paragrafla geçiştirilerek anlatılmaya çalışılan şeyin ne olduğunu anlamak mümkün olabilir mi? O halde ne için yorum yapılıyor? Yapılan yorumlar ya yazının uzun olması ile yada Lincoln’ün nasıl şerefsiz nasıl karaktersiz bir adam olduğu ile ve nihayetinde bir tanesi de kim oldukları belli olmayan birilerini en az Lincoln kadar karaktersiz olmakla itham ediyor. Bunların dışında, yazılanlardaki içerik ile ilgili bir tane yorum var. Ronaldo meselesine gelince. İngiltere deki kulüp yönetim biçimiyle Türkiye’dekini kıyaslamaya kalkarsak Bugatti Veyron ile Murat 124 dü aynı kefeye koymuş oluruz. Böyle düşünüyor olmamın nedeni Avrupai olma hevesi yada batılılara karşı duyulan hayranlık değil. Aslında anlatmaya çalıştığım şey şuki kulüplerimiz istese tüm Avrupa kulüplerinden daha profesyonel bir yapılanmaya gidebilirler ama bu konuda çok istekli olmadıkları aşikar. Ferguson Ronaldo için öyle demiş olabilir ancak 2003 yılında Ronaldo Manchester’a değilde Galatasaray’a gelmiş olsaydı acaba oyuncunun saha dışında, saha içinde, idmanda vs. performansı nasıl olurdu?? Elbette bunu bilmemiz mümkün değil, ama bazı tahminlerde bulunmak güç olmasa gerek. Ronaldo yada başka sporcular profesyonel bir çizgide kariyerlerine devam ediyorsa burada en önemli faktör bağlı bulundukları kulüplerin oyuncuyu her türlü domine edebiliyor olmasıdır.  

H@run_73

  • Çırak
  • *
  • Kayıt Tarihi: Mar 2009
  • İleti: 56
  • Yaş: 44
  • Yer: istanbul
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #30 : 30. Temmuz 2009, 23:11:17 »
Elano Galatasarayda.Galatasaray çok büyük fedakarlık yaparak çok klas bir oyuncuyu kadrosuna kattı işte şimdi Lincoln'ün cehennemin dibine kadar yolu var.Çok sevinçliyim, :atki: :atki: :atki: alkışlar büyük başkan Adnan Polat'a 007 Haldun'a. :kupa1: :kupa1: Korktuğum şey başımıza gelmedi yeni sezona inanılmaz bir sinerji ile giriyoruz,ama hepsinden önemlisi biraz tahammül ve destekle Galatasaray kulübü futbolda avrupanın bir çırpıda sayılan ilk on takımı arasına hemde kalıcı olarak girecek iki dev adımdan birini (ikincisi stadyum inşaatı) inanılmaz bir hamle ile (Keita,Elano)atmayı başardı tüm camiaya hayırlı olsun...

olumunegalatasaray

  • Murat Demir
  • Usta
  • ***
  • Kayıt Tarihi: Ara 2008
  • İleti: 838
  • Yaş: 37
  • Yer: Ankara
Ynt: Yakın tarihimiz, Cassio Lincoln ve istikbalin koşulları.
« Yanıtla #31 : 01. Ağustos 2009, 16:18:16 »
Elano Galatasarayda.Galatasaray çok büyük fedakarlık yaparak çok klas bir oyuncuyu kadrosuna kattı işte şimdi Lincoln'ün cehennemin dibine kadar yolu var.Çok sevinçliyim, :atki: :atki: :atki: alkışlar büyük başkan Adnan Polat'a 007 Haldun'a. :kupa1: :kupa1: Korktuğum şey başımıza gelmedi yeni sezona inanılmaz bir sinerji ile giriyoruz,ama hepsinden önemlisi biraz tahammül ve destekle Galatasaray kulübü futbolda avrupanın bir çırpıda sayılan ilk on takımı arasına hemde kalıcı olarak girecek iki dev adımdan birini (ikincisi stadyum inşaatı) inanılmaz bir hamle ile (Keita,Elano)atmayı başardı tüm camiaya hayırlı olsun...

 
ii süper de şimdi sen lincolnun cehenneme kadar yolu var demişsin?galatasarayın transfer yapmasını mı bekliyodun arkadaşım bunu demek için? :S