16. Ekim 2018, 12:32:38

Gönderen Konu: Beko Basketbol Ligi Röportajlar  (Okunma sayısı 4394 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Cengiz Dülger

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 2582
  • Yaş: 37
  • Yer: KIRKLARELİ / ANKARA
Beko Basketbol Ligi Röportajlar
« : 24. Kasım 2008, 14:04:31 »
Traktör Gibi Sağlam, Robert Traylor


Kepez Belediye'nin kısa süre önce transfer ettiği NBA patentli pivotu Robert "Tractor" ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
 


Hiç bir şeyden çekmedi dünyada, kilosundan çektiği kadar…

Yaklaşık 3 hafta önce Kepez Belediye takımının transferini gerçekleştirdiği NBA patentli pivot Robert “Traktör” Traylor için Orhan Veli’nin “Kitabe-i Seng-i Mezar” adlı muhteşem şiirinden esinlenerek bu cümleyi kursak sanırım yanlış yapmış olmayız.

1998-2005 yılları arasında tam 7 sezon NBA’de üç ayrı takımın (Milwaukee Bucks, Charlotte-New Orleans Hornets, Cleveland Cavaliers) formalarını giyen ve oynadığı 438 maçta 4.8 sayı 3.7 rbaund ortalaması yakalayan Traylor sahip ol duğu yeteneklere rağmen NBA’de hiçbir zaman beklentileri karşılayamayan bir oyuncu oldu. Performansının beklentilerin altında kalmasının en büyük nedeni olarak da hep kilo sorunu gösterildi.



Ancak Traylor’ın NBA kariyerinin sönük geçmesinde bir başka neden daha vardı. O da 1998 NBA Draft’ında Dallas tarafından 6. sırada seçilmesinin ardından 8. sırada seçme hakkına sahip Milwaukee Bucks’a Bucks’ın “Dallas için seçtiği” Dirk Nowitzki karşılığında takas edilen oyuncu olmasıydı. Kariyeri boyunca “Nowitzki yerine tercih edilen adam” olarak anılmak ve kilo problemleri, Traylor’ın gelişimini hep olumsuz etkiledi.

2.03m’lik oyuncu için NBA kariyeri “şu an için” artık geride kaldı. İki senedir Amerika dışında basketbol yaşamını sürdüren “Traktör” bugün Beko Basketbol Ligi’nde Kepez Belediye için ter döküyor.

Kariyeri ile BBL tarihindeki en önemli isimlerden biri olarak hemen dikkatleri üzerine çeken Traylor, fizik olarak geçmiş yıllara göre oldukça formda ve tecrübesi ile Kepez’e büyük katkı sağlayacağa benziyor. Forma giydiği üç maçta 10.3 sayı 7.0 ribaund 1.3 asist 1.0 top çalma ortalamaları yakalayan 31 yaşındaki veteran oyuncu ile Kepez’in Darüşşafaka Cooper Tires ile oynadığı karşılaşma öncesinde görüştük ve NBA’den Kepez’e uzanan keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.



Robert, öncelikle Türkiye’ye hoş geldin. İlk olarak şunu sormak istiyorum. Türkiye’ye geleli henüz üç hafta oldu ancak şu ana kadar Türk basketbolu hakkındaki izlenimlerin neler ve takımın Kepez için neler söyleyeceksin?
Gerçekten Türkiye ligi çok kaliteli bir lig, şu ana kadar sadece iki maç yaptım ancak kalite olarak üst düzey oyunculara ve takımlara sahip bir lig. İlk maçımda deplasmanda Aliağa’ya karşı oynadık. Aliağa’da Türk Milli Takımı’nın önemli oyuncularından biri (Fatih Solak) vardı ve yaptığı bloklar ve ortaya koyduğu mücadeleci oyun ile bize zor anlar yaşattı. İkinci maçımda evimizde Türk Telekom’a karşı mücadele ettik. Telekom da çok kaliteli bir takım. Michael Wright, Erwin Dudley gibi benim de önceden tanıdığım oyunculara sahiptiler. O maçta ilk kez taraftarlarımızın önüne çıktım. Beni harika karşıladılar, takımı sürekli desteklediler. Yenilmemize rağmen verdikleri destekten ötürü taraftarlarımızdan çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Özetle harika bir vakit geçirdiğimi ve basketbol atmosferinden çok memnun olduğumu söyleyebilirim.

Kepez’e transferin nasıl gerçekleşti?
Menajerim Avrupa’nın bir çok ülkesinden bir çok takımla bağlantı kurmuş durumdaydı. Kepez’in teklifi oldukça cazipti. Genç ve arzulu bir takım, güzel bir şehir... Ayrıca oturmaktan sıkılmıştım ve bir an önce oynamaya başlamak istiyordum. Şartlarda anlaşınca gerisi çorap söküğü gibi geldi ve transferim gerçekleşti.

Kepez’e gelmeden önce Türk basketbolu ile ilgili herhangi bir bilgiye sahipmiydin?
Çok fazla bir şey bildiğimi söyleyemem. Ancak NBA’de forma giyen Türk oyuncuları tabii ki yakından tanıyordum. Mirsad Türkcan ile Milwaukee’de takım arkadaşıydık. Yıllar içinde Hido Türkoğlu ve (Mehmet) Okur’a karşı bir çok defa mücadele ettim, ayaküstü sohbet ettim.

Kepez takımındaki rolün ne olacak?
En büyük hedefim hem saha içinde hem de saha dışında takımın liderlerinden biri olmak. Takımda bir çok genç oyuncu var. Bu gençlere sahip olduğum tecrübeleri aktarmak, çok çalışmanın, her idmanda %100 performans göstermeleri gerektiğini göstermeye çalışacağım.



Takım hakkındaki ilk izlenimlerin neler? Mevcut kadro yapısı ile sence takımın hedefi ne olacak?
Takımda çok yetenekli genç oyuncular var ve yavaş yavaş onlar bana, ben onlara adapte oluyoruz. Uyum sürecimiz tabii birkaç hafta daha sürebilir ancak neticede takım kimyamız tam oturduğunda çok tehlikeli bir takım olabiliriz. Hedefimiz öncelikle play-off’lara kalabilmek ki ben bunu başarabileceğimizi düşünüyorum.

Son iki sezondur basketbol yaşamını Amerika dışında sürdürüyorsun. En son 2007’de Porto Riko liginde oynuyordun. Bir zamanlar NBA Draft’ında 6.sırada seçilmiş, senelerce basketbolun zirvesi olan ligde forma giymiş bir oyuncu için alışık olduğu ortamdan uzakta, farklı ülkelerde ve farklı kültürlerde basketbol oynamak nasıl bir duygu?
Aslına bakarsan biraz insanın kibirini alıp götüren, daha mütevazi hissedip düşünmesini sağlayan bir deneyim. Alışık olduğun bir ortamdan, hiç bilmediğin, neler beklenmen gerektiğini bilemediğin bir ortama geliyorsun ve çoğu zaman yalnız başınasın. Şansıma şu ana kadar oynadığım her ülkede çok başarılı organizasyonlarda, takımlarda yer aldım ve harikulade takım arkadaşlarım oldu. Zaman zaman elbette zorlandığım dönemler oldu ama benim için yurtdışında oynamak unutulmaz bir deneyim oldu ve olmaya da devam ediyor.



İspanya ve Porto Riko’da oynadığın dönemlerden unutamadığın bir anın var mı?
Porto Riko’da iki sene formasını giydiğim Santurce Crabbers ile ulusal şampiyonayı kazanmamız en unutamadığım andı diyebilirim.

2008 yazında eski takımın Cleveland Cavaliers’la yaz liginde birlikteydin ancak 2008-09 sezonunda ana kadroda yer almayı başaramadın. Bugünden 2009 yazına bakarsak, önümüzdeki yaz da NBA’e geri dönmek için çabalayacak mısın yoksa “hayır, benim için NBA defteri kapandı” diyerek yoluna devam mı edeceksin?
Defteri her zaman aralık bırakmak istersin çünkü ne zaman ne olacağı hiç belli olmaz. NBA’de 7 muhteşem sezon geçirdim ve artık bu oyunu sırf oyunu sevdiğim için oynuyorum. Eğer önüme NBA’e geri dönüş için bir fırsat gelirse değerlendirebilirim ama işleri zorlamak gibi bir düşüncem yok. Olursa ne ala, olmazsa alternatiflerim her zaman için mevcut.

Basketbol kariyerini nerede sürdürürsen sürdür arkandan hep seninle birlikte gelen bir şey var. Her zaman üzerine yapışan iki yaftadan biri. 1998 NBA Draft’ında 6. sırada Dallas Mavericks tarafından seçilmen ve ardından yapılan anlaşma ile 8. sırada seçme hakkına sahip olan Milwaukee Bucks’a Dirk Nowitzki karşılığında takas edilmen. Nowitzki’den önce seçilen oyuncu olmak, Bucks’ın Nowitzki’den vazgeçerek seni alması ve Alman oyuncunun zamanla bir süperstar haline dönüşmesi. Senelerdir “Nowitzki için tercih edilen adam” olarak değerlendirilmek, kimi zaman alay konusu bile olmak nasıl bir şey?
İnsanlar istedikleri gibi düşünüp istedikleri gibi kişileri yaftalayabilir. Bu onların sorunu. Ben dediğim gibi bir çok yetenekli oyuncunun kapısından adımını bile atma şansı bulamadığı NBA gibi bir ligde 7 muhteşem sezon geçirdim ve her zaman bana verilen görevin en iyisini yapmaya çalıştım. Dirk’e gelirsek. O harika bir oyuncu ve içinde bulunduğu ortamı çok iyi değerlendirerek çok büyük bir yıldız oldu. Çoğu zaman bulunduğunuz ortam elde edebileceğini başarı oranını doğrudan etkiler.



Peki sence Nowitzki’den önce değil de sonra seçilmiş olsaydın her şey senin adına farklı mı gelişirdi? Farklı bir yerde mi olurdun? Çünkü Nowitzki iyi oynamaya başladığında gözler direk sana çevrildi, baskı hep senin üzerinde oldu. Neticede Bucks camiası için Nowitzki yerine tercih edilen isim sendin ve seni acımasızca eleştirmekten çekinmediler.
Baskı sadece benim üzerimde değildi, Nowitzki de baskı altındaydı çünkü iyi oynadıkça kendisinden beklenenler daha da artmıştı. Bana gelince, Milwaukee de işler pek de istediğim gibi gitmedi ama seneler içinde kişiliğimle birlikte oyunum da olgunlaştı ve iyi bir rol oyuncusu oldum.

NBA kariyerine dönüp baktığında en güzel ve en kötü anıların hangileri?
Play-off’larda mücadele etmek kesinlikle en güzel anlardı. Ligin zirvesinde, büyük ödül için çarpışa takımlardan birinde yer almak çok özel bir şeydi. Hornets formasıyla geçirdiğim sezonlar yine benim açımdan çok iyi oynadığım ve eğlendiğim dönemlerdi. Ayrıca, draft edildiğim gün de unutulmaz anlardan biriydi. Kötü an olarak aklıma çok bir şey gelmiyor ama Cavaliers ile geçirdiğim iki sezon play-off dışı kalmak oldukça kötü bir deneyimdi. Cavs’deki son sezonum LeBron James’in artık süperstar statüsüne yaklaştığı dönemdi ve sadece 1 maçla play-off’u kaçırmıştık.



“Kral” ile aran nasıldı?
Çok iyi bir dostluğumuz vardı. LeBron yaşına göre hem fiziksel olarak hem de duygusal olarak çok gelişmiş bir kişi. Saha içinde olduğu kadar saha dışında da eğlenceli anlar yaşıyorduk. Daha lige adımını atmadan etrafımdakilere onun gelmil geçmiş en büyük olmasa da en büyük oyunculardan biri olacağını söylüyordum. Yanılmadığımı görmek güzel.

Biraz önce üzerine yapışan yaftalardan biri hakkında konuştuk. Şimdi diğerine gelelim. Robert Traylor için çoğu zaman “aşırı kilolu” ve “hantal” kelimeleri aynı cümlede kullanıldı. Bu konuda neler diyeceksin?
Aşırı kilolu olarak gösterilmek, sürekli bu şekilde nitelendirilmekte insanların yaftalamalarından başka bir şey değil. Evet, hiçbir zaman 103-105 kilo olmadım ama kilom oyunumu hiçbir zaman olumsuz etkilemedi, ben her zaman halimden memnundum. Bazen çalıştığım coachlar benimle basketbol mentaliteleri uyuşmadığında sırf eleştiri yapmak adına “aşırı kilolu” bahanesine sığınıyordu. Dediğim gibi kilo hiçbir zaman benim oyunumu olumsuz etkilemedi. Ben her zaman elimden geleni yapıp olabileceğim en iyi oyuncu olmaya çalıştım.

Bu arada Türkiye’de de sana karşı bazı eleştiriler yapılmaya başlandı bile. “Kepez yanlış transfer yaptı, parasını iki senedir oynamayan birine vererek boşa harcadı” şeklinde yorumlar var. Bu yorumlar hakkında neler söylemek istersin?
Son iki yılda neler yaptığım konusunda bilgi edinmek istiyorlarsa biraz internette araştırma yapmaları yeter. Bu konuya fazla girmek istemiyorum açıkçası. Ben, eleştirenlere laf yetiştirmem, sahaya çıkar basketbolumu oynarım, gerisi beni ilgilendirmiyor.

Merak ettiğim bir şey var. Seninle özdeşleşmiş olan “Traktör” lakabı nereden geliyor?
Detroit’te henüz ortaokulda basketbol oynarken Detroitli bir gazeteci bu lakabı bana taktı. Daha sonra ünlü basketbol yorumcusu Dick Vitale bu lakabı Michigan’da oynadığım her maçta gündeme getirerek üzerime yapışmasını sağladı.

Bazen lakaplar oyunculara yapışır ama bazı durumlarda aslında kendilerine takıma o lakapları sevmezler. Sen lakabından memnun olanlardan mısın?
Kesinlikle memnunum. Yıllar içinde artık benimle özdeşleşti. Bazen ismimin bile önüne geçebiliyor.



Biraz da Michigan Üniversitesi’ndeki kariyerinden söz edelim. Her ne kadar zaman zaman saha dışında istenmeyen şeyler, skandallar yaşansa da, oynadığın dönemde sahada NCAA’de çok başarılı olmuş bir Michigan takımı vardı.O günlerden biraz bahseder misin?
Gerçekten çok güzel günlerdi. Üç sezon boyunca Maceo Baston, Maurice Taylor, Louis Bullock, Travis Conley gibi takım arkadaşlarımla önemli başarılar elde ettik. Belki NCAA şampiyonu olamadık ama o dönem basketbol dünyasında çok ses getirdik ve korkulan bir takım olduk.

Yeniden Türkiye’ye dönersek. Boş vakitlerinde neler yapıyorsun?
Çok fazla boş vaktim olduğunu söyleyemeyeceğim. Maçlar ve idmanlardan arta kalan zamanımda olabildiğince Amerika’daki eşim ve çocuklarımla internet üzerinden veya telefonla görüşmekle geçiyor. Yakında onlar da Türkiye’ye gelince biraz daha etrafı görmeye, şehrin güzelliklerinden yararlanmaya başlayacağım.

Belki sormak için henüz çok erken ama önümüzdeki yıl da Türkiye’de oynamayı düşünüyor musun?
Kontratım bu sezon sonunda bitecek ve sonrasında beni neyin beklediğini açıkçası bilemiyorum. Dediğim gibi takımdaki genç oyuncuların varlığı, yönetimin ve taraftarların yaklaşımı ile şu ana kadar burada bulunmaktan çok memnunum. O yüzden Türkiye’de basketbol yaşamıma devam etmek opsiyonlarımdan biri olabilir.

Robert, bu güzel söyleşi için ve bize vakit ayırdığın için çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim…


Röportaj: Mete Aktaş / Kerem Şahin

Cengiz Dülger

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 2582
  • Yaş: 37
  • Yer: KIRKLARELİ / ANKARA
Ynt: Beko Basketbol Ligi Röportajlar
« Yanıtla #1 : 04. Aralık 2008, 16:04:52 »

'Avrupa'da oynamak isterim'
 
Eralp DEMİRKUL-12 Dev Adamın Polonya macerası garantilenirken, oldukça başarılı maçlar çıkaran ve yüzümüzü güldüren A Milli takım oyuncularından Murat Kaya ile de TURKBASKET ekibi olarak bir araya geldik. Milli takıma sakatlıklar sonrası çağrılan Kaya durum değerlendirmeleri yaparken, önemli transferlere imza atan takımı Galatasaray Cafe Crown ile ilgili de konuştu. İşte bu keyifli sohbet sizlerle beraber...

''KOÇUN TERCİHİ''

- Milli takıma yaşanan sakatlıklar sonrası çağrıldın ve sınırlı süreler aldın ve bazı maçlarda da oynayamadın. Bu konuda ne düşünüyorsun ?

Tabi takıma geç katıldım. Oysa bu takım 45-50 güne yakın kamptaydı. Ben katılalı yaklaşık 3 hafta oldu ve tabii onlar bana göre daha hazırlar. Birbirleriyle oynamaya alışmış oyuncular var. Setler olsun, saha içinde koçun istedikleri olsun, bunları daha iyi bilen bir takım var. Yani bana süre verip vermemesi, doğal olarak koçun tercihi. Sahada olduğumda da elimden geleni yapmaya çalışıyorum zaten. Süre alabileceğim diğer maçlarda da başarılı olmaya çabalayacağıım..

''POLONYA'DA BAŞARILI OLACAĞIZ''

- Sence Milli Takım Polonya'da neler yapabilir ?

Daha o turnuvaya 1 yıldan fazla bir süre var. Bu takım da genç bir takım; yani 3-4 oyuncu dışında, genelde genç oyuncular mevcut. Hep kendini geliştiren ve daha iyiye giden oyunculardan kurulu bir takımız. Seneye Polonya'ya gittiğimizde de iyi işler yapılacağını düşünüyorum. Çünkü takım kaptanımız Hidayet Türkoğlu'nun önderliğinde yine Kerem Tunçeri ve Kerem Gönlüm gibi takıma çok iyi abilik eden ve oyuncuları çok daha iyi olmaya teşvik eden isimler bulunuyor. İnşallah Polonya'ya bu kadroyla gidebilirsek, kanımca çok başarılı olacağız. Birbiriyle oynamaya daha alışmış bir takım gelecek yıl daha hazır bir takım olacak seneye. Kısacası ben başarılı olacağımıza inanıyorum.

''DAHA İYİ OLACAĞIM ''

- Milli takımdan Galatasaray Cafe Crown'a geçmek istiyorum. Takımda gittikçe yükselen bir performansın söz konusu. Yani takımda daha çok göz önünde olmaya başladın. Bunu neye bağlıyorsun ?

Ben Galatasaray'a geldiğimde sadece Ankara'da Büyük Kolej'de oynamış bir oyuncuydum ve orada yapabildiklerim genelde hücum ağırlıklıydı. Benim üzerime kurulu bir hücum düzeni vardı ve genelde hücum ağırlıklı bir oyuncu olarak görülüyordum. Ama Galatasaray'da, geçen yıl özellikle bunu değiştirdiğimi düşünüyorum. Genellikle savunma yapmayan bir oyuncu olarak görülüyordum fakat geçen sezon bunu biraz da olsa kırdığımı düşünüyorum. Galatasaray da hem daha büyük hedefleri olan, hem de daha geniş ve kaliteli oyunculara sahip bir takım. Hem koçtan, hem oyunculardan herkes bir şeyler öğreniyor. Benden de öğrendikleri vardır ama benim onlardan öğrendiklerim daha çoktur. Bu sezon Murat Özyer ile  üçüncü yılım olacak. Artık koç da beni çok iyi tanıyor, ben de onu fazlasıyla iyi tanıyorum. Ne istediğini iyi biliyorum. Böyle olunca da daha iyi performans gösterdiğime inanıyorum, geçen seneden daha iyi oynayacağımı düşünüyorum zaten bu sene.

- Bu yıl takım önemli transferler yaptı, Avrupa'dan önemli isimleri kadrosuna kattı. Galatasaray Cafe Crown'un sence bu sezon hedefi ne ? Nereye kadar gidecek ?

Bizim kurulan bu takımla final oynayıp, hatta finali kazanmak dışında alacağımız herhangi bir sonuç Türkiye Ligi'nde başarısız yani çok iyi kadrolar var. Efes inanılmaz bir takım kurdu, Türk Telekom yine öyle, şikebahçe Ülker geçtiğimiz yılın şampiyonu ve takımı da bozmamaya çalışıyor. Gerçekten çok iyi takımlar var. Şiketaş Cola Turka'da var yine. Bu sezon gerçekten çok zor olacak. 5-6 takım birbirine çok yakın ve çok iyi kadrolar kurdular. Galatasaray Cafe Crown'un da bu sezon kurulurken edefi şampiyonluk, en azından bir final oynamak. Çünkü geçen sezon çok erken elendik. Daha ileri gidecek bir takımımız vardı ama bazı şanssızlıklar da söz konusuydu. Bu yıl en azından final oynayacağımızı ve ULEB Cup'ta da geçen yılki başarıyı tekrarlayıp; son 8'e kalacağımızı düşünüyorum. Bu takım zaten bunun için kuruldu. Tabi daha bir arada çalışamıyoruz. Ben ve Cemal burada. Tufan'ın çok talihsiz bir sakatlığı oldu. Takım için çok önemli bir oyuncu çünkü kendisi takımı hem bir arada tutan, hem de çok iyi ateşleyen bir isim. Onun yokluğunu bu şanssız sakatlığından ötürü fazlasıyla hissedeceğiz. İnşallah oynayan oyuncular olarak performansımızı daha yukarı çıkarıp, onun yokluğunu hissettirmemeye çalışacağız. İnşallah iyi bir sezon geçireceğiz.Tek amacımız bu. Geçen yılı unutturup, gidebildiğimiz en yüksek yere yani play-off finali'ne gitmek istiyoruz.

''AVRUPA'DA OYNAMAK İSTERİM''

- Avrupa'da ya da NBA'de oynamak gibi bir hayalin var mı ?

NBA'de oynama gibi bir hayalimin olması zor; yaşım da ilerledi. Yaşlı olmasamda 24 yaşındayım. Bunun NBA için geç bir dönem olduğunu düşünüyorum. Ama Avrupa neden olmasın ? İlerleyen yıllarda yapabilirim bunu. Bu İtalya veya İspanya olabilir. Avrupa'da bir kaç yıl geçirip oranın da tecrübesini elde edip, kariyerime bunları da ekleyip, ileride daha vizyonlu bir kişi olmak istiyorum. İnşallah ileride Galatasaray'da ya da Türkiye'deki belli başarıları elde ettikten sonra, Avrupa'da oynayabilirim.

- Örnek aldığın veya idol olarak gördüğün birisi var mı ?

Yani örnek veya idol olarak söyleyeceğim biri değil de, benim büyüdüğüm dönemde, tek izlemekten zevk aldığım ve biraz kendime örnek olabileceğini düşündüğüm bir oyuncu Harun Erdenay'dı. Bunu Harun Abi'ye de her zaman söylerim. (Gülerek). Harun Erdenay farklıydı her zaman; sahadaki duruşu, hareketleri, dışarıdaki insanlığı her zaman çok farklıydı. Tek idolüm yada örnek aldığım kişi değil de, Harun Erdenay Türk basketbolu camiasında, gerçekten basketbolu ve kişiliğiyle beğendiğim sporculardandı.

- Türkiye'de basketbolla ilgili takip etmiş olduğun internet siteleri var mı ?

Hem en güncel, hem de en hızlı haberleri giren site olduğu için genelde TURKBASKET'i takip ediyorum. Bir kaç siteye daha bakıyorum tabi ama genelde TURKBASKET oluyor bu.

- Kariyerini noktaladıktan sonra herhangi bir planın var mı ?

Basketbolu bıraktıktan sonra da bu camianın içinde kalacağımı düşünüyorum.  Bu menajerlik olur, ya da antrenörlük olabilir. Şu an için kesinleşmiş bir düşüncem yok. Ama büyük ihtimalle basketbolun içinde kalacağım. Tabi ilerleyen yıllarda ne olur kestirmek zor..

www.turkbasket.com

Cengiz Dülger

  • Mimar
  • *****
  • Kayıt Tarihi: Nis 2008
  • İleti: 2582
  • Yaş: 37
  • Yer: KIRKLARELİ / ANKARA
Ynt: Beko Basketbol Ligi Röportajlar
« Yanıtla #2 : 19. Ocak 2009, 02:54:17 »
“Türkiye’de mutlu olacağıma inandım”


Roderick Blakney, Türkiye’de mutlu olacağına inandığı için Türk Telekom’dan gelen transfer teklifini seve seve kabul ettiğini söyledi.
 


Geçtiğimiz yıl Yunanistan’da Olympiacos forması giyen ve daha önce Rusya'da Dinamo Moskova Region, Yunanistan'da ise Maroussi, AEK ve Iraklis takımlarında görev yapan Roderick Blakney, bu sezon Türk Telekom’un başarısı için ter döküyor.

1976 doğumlu, South Carolina State Üniversitesi mezunu olan Amerikalı oyuncunun, Bulgaristan pasaportuna sahip olduğu için 2009 Avrupa Şampiyonası’nda Polonya’da aynı grupta mücadele edeceğimiz Bulgaristan Milli Takımı’nda da forma giyme şansı bulunuyor.

Geride kalan 11 hafta sonunda 7.3 sayı, 2.1 ribaund ve 2.5 asist ortalaması ile oynayan tecrübeli oyuncu ile Türkiye’yi neden tercih ettiğini, Beko Basketbol Ligi’ni, geçtiğimiz yıl Yunanistan’da geçirdiği sezonu ve Bulgaristan Milli Takımı ile ilgili düşüncelerini konuştuk.

Kendisine Türkiye’de önce Şiketaş Cola Turka’da ardından da Türk Telekom’da forma giyen ve Türkiye’de çok sevilen Khalid El-Amin’in yerine transfer edildiğini hatırlattığımız da Blakney, “Khalid El-Amin, çok saygı duyduğum bir arkadaşım. Ayrıca onun oyundaki hırsına da hayranım. Hakkında bu şekilde düşünürken, daha önce benim yerimde forma giymiş olmasına fazla takılmıyorum. Dün geçmişte kaldı” dedi.

Olympiacos’da da antrenörlüğünü yapmış olan ve kendisini iyi tanıyan Pini Gershon’un Bulgaristan Milli Takımı’nın da antrenörü olduğunu ve 2009 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu maçlarında kendisini milli takıma çağırmadığını sorduğumuzda ise, Amerikalı oyuncu şu yanıtı verdi; “Pini Gerson çok iyi ve kendinden de çokça bahsettiren bir antrenör. Sanırım her şeyin yolunda gitmesi için öncelikle onun güvenini kazanmam gerekli. Şu anda Bulgaristan Milli Takım kadrosu ile ilgili bir bilgim yok. Görev verilirse bu yaz eleme grubunda yer alan sporcularla Avrupa Şampiyonası gibi önemli bir mücadelede elbette oynamak isterim”…


Türk Telekom ile anlaşma süreci nasıl gelişti ve Türkiye’yi tercih etme nedenlerin nelerdi? Türk Telekom’un yaptığı yatırımlar ve gerçekleştirdiği organizasyonlarla ilgili bilgim vardı. Teklif geldiğinde çok düşünmedim. Burada başarılı ve mutlu olacağıma inandım ve transfer teklifini seve seve kabul ettim.

Türk Telekom, geçtiğimiz yıl Beko Basketbol Ligi’nde final oynamış bir takım ve bu yıl da şampiyonluğu hedefliyorlar. Sen daha önce de iddialı takımların kadrolarında yer almış biri olarak şampiyonluk hedefi için neler söylemek istersin ?
Geçen yıl final oynamış, Türkiye Kupası’nı kazanmış ve başarılı bir sezon geçirmiş bir takımın tabi ki, bu sezon da hedefleri büyük olacak. Sezon başında Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazanarak iyi bir başlangıç yaptık. Devamını getirmek ve hem Türkiye’deki kupalara hem de Avrupa’da mücadele ettiğimiz kulvardaki kupaya uzanmak istiyoruz. Bütün bunları başarmak ise çaba ve emek istiyor.

Tutku Açık ile birlikte aynı pozisyonda oynuyorsunuz ama çok farklı özelliklere sahipsiniz. Bazı maçlarda birlikte oynadığınız dakikalarda oluyor. Kendi pozisyonun ile birlikte takımınızın yapısını değerlendirir misin ?
Tüm pozisyonlar için alternatif oyuncularımız var ve bu bizi güçlü kılıyor. Evet, aynı pozisyonda olan sporcuların oyunları benzerdir ama sahip oldukları farklı özelliklerini de oyuna katarlar. Bu da rakiplerin kadro yapılarına göre iyi kullanıldığında avantaj sağlar. Şu anda takımımız farklı özelliklerdeki oyunculardan kurulu ama iyi bir kimyamız var. Zaman içinde çok daha iyi olacağımıza da eminim.

Türk Telekom’da geçtiğimiz yıl senin pozisyonunda oynayan Khalid El-Amin, Türk basketbolu için çok özel bir oyuncuydu. Taraftarların sevgilisi ve takımın da önemli bir lideriydi. Sen onun yerine bu takıma geldin. Bu sende bir baskı yaratıyor mu ?
Khalid El-Amin, çok saygı duyduğum bir arkadaşım. Ayrıca onun oyundaki hırsına da hayranım. Hakkında bu şekilde düşünürken, daha önce benim yerimde forma giymiş olmasına fazla takılmıyorum ve bu durum da üzerimde herhangi bir baskı yaratmıyor. Dün geçmişte kaldı. Yeni bir yıla giriyoruz ve takım için yeni galibiyetler almamız gerekiyor.

Beko Basketbol Ligi’ni nasıl değerlendiriyorsun? Özellikle şikebahçe Ülker ve Efes Pilsen bu yıl önemli isimleri kadrolarına dahil ettiler ?
Türkiye ligi gerçekten çok zorlu bir lig. Çok iyi takımlar var. Kolay maç yok. Sizin de belirttiğiniz gibi şampiyonluk hedefi olan şikebahçe Ülker ve Efes Pilsen gibi takımlar da tanınmış ve iyi oyuncuları transfer ettiler. Bu da ligin kalitesini arttırdı. Türkiye’deki basketbolseverlerin çok keyifli bir lig mücadelesi izlediğini düşünüyorum. Geride kalan haftalarda olduğu gibi bundan sonra da her takımın hedefi doğrultusunda alacağı galibiyetlerin hiç biri kolay olmayacak.

Geçtiğimiz yıl Olympiacos takımında fazla şans bulamadın. Antrenörünüz daha çok Lynn Greer’i tercih etmişti. Bu tercihi nasıl değerlendiriyorsun?
Sezon başında daha fazla süre almam biraz zordu, çünkü coach takımın gidişatı için skorer oyun kurucu tercih ediyordu. Ama zaman içinde bu şekilde oynayarak istediğimiz sonuçları alamadığımızı gördük ve sanırım benim de kıymetim anlaşıldı. Lynn iki numarada ben de oyun kurucu pozisyonunda yer almaya başlayınca daha iyi sonuçlar aldık.

Kariyerin boyunca önemli bir savunmacı ve takım oyuncusu olarak gündeme geldin. 1998/99 sezonunda da en iyi savunmacı seçildin. Bireysel istatistikler senin için ne ifade ediyor ?
Bence sporcular önce takımlarını düşünmelidir. Kişisel istatistikler çok uzak hedefler, önemli olan takımla beraber şampiyonluğu kazanmak ve hep beraber aynı mutluluğu yaşamaktır. Basketbolda bireysel başarılarla hedefe ulaşılmaz. Takım olarak iyi olmak gerekir. Bu gerçekle bireysel istatistiklerin benim için fazla bir öneminin olmadığını ve şampiyon olmadıktan sonra da bir şey ifade etmediğini söylemeliyim.

Geçen sene Yunanistan’da farklı takımlarda oynadığınız ama birbirinizi yakından tanıdığınız Kennedy Winston ile bu sezon birlikte oynuyorsun. Onun Yunanistan’daki performansı ile Türk Telekom’daki performansı hakkında ne düşünüyorsun?
Her zaman onun çok yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünmüşümdür. Zamanla oynadığı basketbol ile beni daha da fazla etkiledi. Yunanistan’da kendini çok geliştirdi. Şimdi Türkiye’de ve daha iyi olmak için çalışmaya devam etmeli ve oyununa farklı şeyler katmalı. Türk Telekom’da daha özgür oynuyor, Yunanistan’dayken daha kontrol altındaydı.

Çift pasaportundan dolayı Bulgaristan Milli Takımı’nda da oynama şansın var ancak 2009 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu maçlarında forma giymedin. Olympiacos’da da antrenörlüğünü yapmış olan ve seni iyi tanıyan Pini Gershon Bulgaristan Milli Takımı’nın da antrenörü. Sana şans vermemesini nasıl değerlendiriyorsun? 2009 yılında Polonya’da mücadele edebileceğini düşünüyor musun?
Bence Pini Gerson çok iyi ve kendinden de çokça bahsettiren bir antrenör. Sanırım her şeyin yolunda gitmesi için öncelikle onun güvenini kazanmam gerekli. Şu anda Bulgaristan Milli Takım kadrosu ile ilgili bir bilgim yok. Görev verilirse bu yaz eleme grubunda yer alan sporcularla Avrupa Şampiyonası gibi önemli bir mücadelede elbette oynamak isterim.

2009 Avrupa Şampiyonası’nda Bulgaristan ile Türk Milli Takımı aynı grupta yer alacak. Son olarak bu grup ile ilgili düşüncelerini de öğrenebilir miyiz?
Grupta yer alan diğer takımlarla ilgili çok bilgim yok ama Türkiye ve Bulgaristan aynı grupta olduğuna göre bu yaz ilginç ve renkli bir mücadele izleyebileceğimizi söyleyebilirim.



www.tbf.org